Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan sanat serisinin 56. kitabı ‘Bir Kitapta
Resim Şart’ın* ilk baskısı Temmuz 1999 tarihlidir. Ressam Burhan Uygur’a
ait kitabın uzun önsözü Samih Rifat tarafından yazılmıştır. Önsözde
belirttiği gibi kitap resimleme çok eskilere dayanır. Mısır Ölüler
kitabı, Bizans Elyazmaları, İran ve Osmanlı minyatürleri, Avrupa’nın
taşbaskıları, 19. yüzyıl gravürleri yanı sıra 20. yüzyılda sanatçıların
resimlediği kitaplardan söz edilebilir.
‘Bir Kitapta Resim Şart” tamamıyla ressamın şahsi belgeleri olan defterlerine, okuduğu kitaplar üzerindeki çizimlerine ve notlarına dayanarak hazırlanmış. Burhan Uygur bulunduğu her ortamda omzundaki deri çantası içinde taşıdığı çeşitli kalemler ve pastellerle defterlerine resimler yapardı. Bu defterler taslak, çizim veya desen için değil o anki duygu, düşünce ve gözlemlerini ön çalışmasız aktardığı nesnelerdi. Bazı sayfalarını koparıp çerçeveletir ve sergilerdi.
1979 yılında Ahmet Oktay’ın Sürgün, 1983’de şair Can Yücel’in Rengahenk, 1985’de Günseli İnal’ın Sulara Gömülü Çağrı adlı kitaplarında Burhan Uygur çalışmalarıyla resim ve şiir birlikteliği görülür. Sanatçı bazı resimlerinde görsel anlatımla beraber ilgi alanı ve esin kaynağı olan edebiyat ve şiir dilini de kullanmıştır. ‘Bir Kitapta Resim Şart’ adlı kitapta önsözden sonraki sayfalarda, ressamın kitapların üzerine çizdiklerinden örnekler yer alır. Bunlardan birinde okuduğu bir şiirin kendisinde çağrıştırdıklarını resimlemiştir. Rimbaud’nun ‘Cehennemde Bir Mevsim’, Cevat Çapan’ın ‘Kavafis’ten Kırk Şiir’, Homeros’un ‘İlyada’, C. V. Ceram’ın ‘Tanrıların Vatanı Anadolu’, Aragon’un ‘Mutlu Aşk Yoktur’ kitaplarının sayfaları üzerinde çizimleri ve notları bulunmaktadır. Kitabın 69. sayfasından itibaren de defterlerine yazdığı yazılar, şiirler ve resimler vardır. Gerçek dünyadan koparak adeta bu kitapların içinde kaybolmuştur.
“Kendi resmim üzerindeki düşünce ve kaygılarıma kısaca şöyle başlayayım: Eğer koca gün yaprakların altında sessiz bir köşeye çekilip bir ay ışığına yol vermezse Bu yapışkan zamanın uğultuları içinde bunalan
sesliğine nasıl uykulu gözlerle bakabilirim? Benim resimle olan maceram
bu dizelerin altında yatar... Büyük lafları art arda sıralamak yerine
yalın kelimelerle kısa bir açıklama istenileni yarasız beresiz ortaya
koyar... Bu, çalışmalarımda da böyledir... Ağdalı renklerden, çarpıcı,
artistik fırça oyunlarından, samimiyetten uzak duygu sömürücülüğü kokan
resim dâhil sanat damgası bulunan her şeyden iğrenirim - nefret
ederim... Bu işin tezgâhında düzmece duyguları - düzmece sevgileri,
içtenliği ve duyguları bir kenara bırakıp insanın kendini anlatması
kadar gerçek bir şey göremiyorum. Uğraşım bu temellerin ışığı altında
yürür benim.”
Kitabın 26., 27., 28. ve 29. sayfalarında ressamın 1988 yılı ajandasının
19, 20, 21 Ocak sayfalarına 1992 yılında el yazısıyla ve büyük
harflerle yazılmış metninin aynen aktarımı söz konusudur. Bu metinde
sanatçı çantasını sürekli yanında taşıdığından, şimdiki çantasının 15-16
yıllık olduğundan, her üç çantasında çanta ebadı bir defter, pastel ve
boyalar bulundurduğundan söz eder. “Ben tabiri caizse atölye ressamı
değilim. Bana gezginci hayalet gibi gezginci ressamda diyebilirsiniz.
1961-1992 seneleri arasında üç omuz çantamda sayısız defterlerim oldu...
Coştum mu defter gün ışığına çıkar çantamdan. Otuz sene içinde sayısız
defterlerimden kaybolan, bilerek kaybolan defterlerimden geriye kalan
olmadı desem daha doğrudur... Tabi bu defterle coşmak olayı o ara
okuduğum bir kitabın sahifelerine de sıçrıyor. Bu çoğunlukla bir şiir
kitabıdır. Çoğunlukla beni delirtin bir şiir, bir dize günler, aylar
hatta seneler boyu benim yakamı bırakmaz. Devamlı resimlerimde salınır.
Boy gösterir. Beni yiyip bitiren şiir de müzik de tapınaklarımın başında
gelir. Şiirde – Resimde - Müzikte.” Bu satırlardan onun şiire ve müziğe
ne kadar yakın olduğu anlaşılır.
Kaya Özsezgin ressamın kitap sayfalarını içli bir yaşam sevinci halinde kuşatan desenlerini küçük görsel notlar gözüyle bakılabileceğini belirtir. Bu notların anlık saptamalar olduğunu ama geçip giden bir yaşamın birbirine eklenmemiş sahneleri gibi göründüklerini ifade eder.**
Kaya Özsezgin ressamın kitap sayfalarını içli bir yaşam sevinci halinde kuşatan desenlerini küçük görsel notlar gözüyle bakılabileceğini belirtir. Bu notların anlık saptamalar olduğunu ama geçip giden bir yaşamın birbirine eklenmemiş sahneleri gibi göründüklerini ifade eder.**
“Bir çöp tenekesinde bile kendimi görürüm ben. Resmin aşığı değil uşağıyım, çömeziyim, hamalıyım.”
Notlar:
* Uygur, Burhan, Bir Kitapta Resim Şart, YKY, İstanbul, 1. Baskı, Temmuz 1999
* Uygur, Burhan, Bir Kitapta Resim Şart, YKY, İstanbul, 1. Baskı, Temmuz 1999
** Özsezgin,
Kaya, Burhan Uygur: Günümüz Türk Ressamları, YKY, İstanbul, 2000
Önemli Not: * Bu blogdaki yazıların kopyalandığını, pek çok web sayfasında, hatta ödev, tez, katalog ve kitaplarda kullanıldığını biliyorum. Çoğunlukla sanatla ilgili olan blogumda araştırma yapanlar için makale ve yazılarımı ekliyorum. Paylaşıma itirazım yok. Uyulmasını istediğim tek şartım: metnin yazarının belirtilmesi ve yazının ilk kaynağına yani bu blogdaki sayfasına bağlantı verilmesi....-Katalog ve kitaplar için de aynısı geçerli ayrıca izin alınması da gerekir.- "Uygar dünya adına (6:45)" bu zor olmasa gerek... *
Burhan Uygur ile ilgili diğer yazılarım:
Burhan Uygur - Sergiler, Ödüller, KitaplarBurhan Uygur ve 19. yüzyıl Sembolistleri
Burhan Uygur'un Resimlerinde Simge ve Dışavurum
Burhan Uygur'un 'Kapı' adlı Resmi
Zamanın Sarkacındaki Adam
_______________________________________
*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________
Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.


0 comments :
Yorum Gönder