sanat tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanat tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2026 Çarşamba

Anadolu'nun Kayıp Uygarlığı: Luviler - Işığın İnsanları - 1

Luviler Anadolu’nun kayıp ya da uzun süre gölge altında kalmış az bilinen ve M.Ö. 2. binyılda Batı ve Güney Anadolu'da yaşamış Hint-Avrupa kökenli bir halktır. Hititlerle çağdaştırlar ve dilleri akrabadır. Ancak Hititler daha çok Orta Anadolu’ya -Hattuşa- hakimken, Luviler Arzawa, Wilusa, Kizzuwatna gibi bölgeleri içeren Ege kıyılarından Akdeniz’e kadar uzanan geniş bir coğrafyanın kültürel dokusunu oluştururlar. 

Hiyeroglif Luvi Yazısı
Hiyeroglif Luvi Yazısı

4 Mart 2026 Çarşamba

Hiçlikte Bir Resim: Japon Estamplarından Van Gogh’un Resimlerine

Kendi Japonya’sını Düşlemek: Van Gogh ve Ukiyo-e Estetiği

Van Gogh’un Japon sanatınaolan tutkusu, basit bir hayranlığın çok ötesinde, onun sanatsal üslubunu kökten değiştiren bir estetik devrim niteliğindedir. 1886-1888 yılları arasında Paris'te kardeşi Theo ile birlikte topladıkları 600'den fazla ukiyo-e -ahşap baskı eser-, Vincent için oldukça önemli bir hale gelir. Batı'nın trajik ve ağır gerçekliğinden kaçıp uzak bir hayal ülkesine yani Japonya'ya sığınmaya çalışır.

Van Gogh, Japon estetiğini içselleştirmek için önce en sevdiği ustaları (özellikle Andō Hiroshige) kopyalar. Ancak bu kopyalar tıpkıbasım değildir; Van Gogh, Japonların pastel tonlarını kendi canlı renk paletiyle yeniden kurgular.  

Utagawa Hiroshige, Kameido'daki Erik Bahçesi, Ukiyo-e Japon Estampı, 1857, Van Gogh İlham Kaynağı.Vincent van Gogh, Çiçek Açan Erik Ağacı, Japonizm, Hiroshige'den Kopyalanan Eser, Sanat Tarihi Analizi.
                                    Sol: U. Hiroshige, Kameido'daki Erik Bahçesi 1857 | Sağ: Vincent van Gogh, Çiçek Açan Erik Ağacı,1887

25 Şubat 2026 Çarşamba

Hiçlikte Bir Resim: Nazmi Yılmaz - Karanlığın İçindeki Umut

Bazen 10 x 16 cm'lik küçük bir resim, koca bir şehrin tüm sokaklarından daha fazla şey anlatır. Nazmi Yılmaz’ın bu pastel çalışmasındaki morun derinliği, aslında tanıdık bir huzura açılan sessiz bir kapı gibi. Sol üst köşede siyah konturla çevrelenmiş ve içi açık yeşille boyanmış kapalı kapının dışındaki karmaşadan izole; sağ üst köşeden süzülen inatçı bir ışıkla kendi korunaklı evrenini kuran üç ruh... Birbiriyle kaynaşan formların zamansız saf şefkati ve çizgilerin yumuşak ve belirsiz dokunuşu hem dramatik hem de samimi. Babamdan kalan bir mirası bugünün bakışıyla yeniden keşfediyorum.  Şimdi gelin, bu küçük resmin  detaylarına birlikte bakalım:

18 Şubat 2026 Çarşamba

Hiçlikte Bir Resim: Nazmi Yılmaz - İstanbul'un Zamanı Aşan Manzarası

İstanbul Manzarası ve Kız Kulesi'ne Bakış: Boğaz'da Belirsiz Bir An

Babam Nazmi Yılmaz'ın (1944-2004) 1990'lara ait bu çalışması; İstanbul manzarasını -onda uyandırdığı duygularla-, akademik bir katılık yerine empresyonist -izlenimci-  ve ekspresyonist -dışavurumcu- bir tarzla ele alıyor. Bir manzara resminden çok şehrin karmaşıklığının tek bir güzel an'a sığdığına tanık oluyoruz. Yani: zamanı aşan bir şehrin, hiçlikte donup kalmış o tek anına. 

19 Ocak 2026 Pazartesi

Adım Adım Assos Antik Kenti: 4K Görüntülerle Tarihe Yolculuk

Ege’nin Bilge Köşesi: Assos Antik Kenti 

Yüksek lisans tezim için Assos Athena Tapınağının friz bloklarındaki sfenksleri ve kentaurları incelerken Joseph T. Clarke'ın 'Report on the Investigation at Assos, 1881, 82, 83' tarihli araştırmalarından da faydalanmıştım. M. Ö. 6. Yüzyıla ait Dor düzendeki tapınağın frizlerindeki kabartmalar Boston, Louvre ve İstanbul Arkeoloji Müzelerinde bulunuyor. Daha önce akropolü ve limanı görmüştüm. Bu kez tiyatroyu, surları, nekropolü, agorayı ve diğer yerleri de ziyaret ettim. Manzara, hava ve tarihi ortam harikaydı. Sadece bazı ağaçların yanmış olması üzücüydü.


21 Kasım 2025 Cuma

Sanat Geleceği Kurtarabilir mi? Sürdürülebilirliğin Estetik Gücü

Geleceğin estetiği, doğanın ritminde gizli. Sanatın iklim kriziyle olan etkileşimini, sürdürülebilir kinetik heykelleri ve atığın sanata dönüşümünü keşfediyoruz. Sanatın iyileştirici gücü, gezegenimizin geleceği için yeni bir yol açabilir mi?

Sanatın Ekolojik Dönüşümü: Estetikten Etiğe

Sürdürülebilir sanat, yalnızca doğa manzaraları yapmak değil; eserin üretim aşamasından sergilenme sürecine kadar çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerini en aza indirme çabasıdır. Bu disiplin, Antroposen (İnsan Çağı) tartışmalarıyla birlikte çağdaş sanatın merkezine yerleşir. Günümüz sanat dünyası, iklim krizi ve çevresel yıkım gibi küresel sorunlar karşısında sessiz kalmıyor; aksine, bu sorunları hem estetik bir dil hem de eylemsel bir platform olarak kullanıyor. Sürdürülebilirlik Sanatı (Sustainability Art) veya Eko-Sanat olarak da bilinen bu akım, sanatı sadece doğayı taklit eden bir ayna ve estetik bir deneyim olmaktan çıkarıp, doğa için bir ses haline geldiği yeni bir dönemi işaret ediyor.

 Eko-Eleştirel Teori ve Sanatın Rolü

Akademik literatürde Eko-eleştirel Teori (Ecological Criticism), edebiyat ve sanatı çevresel bir perspektiften inceler. Bu teoriye göre sanat, insan merkezli (antroposentrik) bakış açısını sorgulayarak, insanın doğayla olan ilişkisini yeniden tanımlama potansiyeli taşır. Sanatçı, bu bağlamda sadece bir gözlemci değil, aynı zamanda bir aktivist ve farkındalık yaratandır.

Timothy Morton'ın Ekoeleştiri (Ecology Without Nature) adlı eseri, doğayı bir arka plan olmaktan çıkarıp, insanla iç içe karmaşık bir sistem olarak ele alarak, sanatın bu sistemi nasıl yansıtabileceğini tartışır.

11 Nisan 2025 Cuma

Artİstanbul Feshane'de Kayıp Alfabe Sergisi

Artİstanbul Feshane'de 17 Ocak'ta açılan Ahmet Güneştekin'in Kayıp Alfabe sergisi 20 Temmuz'a kadar ücretsiz ziyaret edilebilecek. İBB Kültür katkılarıyla açılan sergi: 350'ye yakın heykel, enstalasyon, video; seramik, kumaş, metal, taş, tuval ve diğer farklı malzeme ve tekniklerle oluşturulan eserlerle çok büyük ve kapsamlı. Görsel sanatlarda farklı çağdaş yöntemlerle bir araya getirilen ayakkabı yığınları, sokak tabelaları, maskeler, bavullar, üstleri kül kaplı çeşitli nesneler, kitaplar, harfler, kurukafalar, kapılar alışılmadık ve şaşırtıcı şekilde çağrışımlarla hafızaları, anıları harekete geçiriyor. Mitolojik öyküler ve günümüz, efsaneler ve gerçekler birbirine karışıyor. Geçmişin kalıntıları, bıraktığı izler güncelle etkileşimiyle anlam kazanıyor. Sanatçının iki yıllık bir hazırlık süreci ardından 6 yıl içinde yaptığı eserlerin yer aldığı ve en az iki kez ziyaret edilecek bir sergi.

 İBB Genel Sekreter Yardımcısı -İBB Miras - İBB Kültür - İBB Sosyal - Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri Sanat Tarihçi Mahir Polat'ın restore ettirerek İstanbul'a kazandırdığı Artistanbul Feshane; tarihi doku içinde oldukça büyük bir sergi alanı, kütüphane, kafe ve kitapçısıyla tam bir kamusal alan. 



_______________________________________

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________

Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.

5 Aralık 2022 Pazartesi

The Museum Hotel Antakya ve Mozaikler


The Museum Hotel Antakya - Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi 

İyi korunmuş bazı mozaiklerin de bulunduğu etkileyici bir mekan. Otelin bazı odaları bu mozaikli alana bakıyor. Sıradışı bir mimari. Otel ve müze iç içe. Mozaikler dışında az sayıda da olsa çeşitli buluntular da sergileniyor. Birdy kafede bir şeyler içip bu antik ve modern alanın birleşmesinden oluşan atmosferi izlemek mümkün.

Antakya ve Hatay ile ilgili daha fazla fotoğraf ve videolar için:  https://www.instagram.com/naylaky/

_______________________________________

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________

Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.

20 Ekim 2022 Perşembe

Meşher'de Ben Kimse Sen De Mi Kimsesin? Sergisi

İstanbul'un en güzel yanlarından biri sanatsal ve kültürel etkinlikler. Her türlü soruna rağmen -ki bu sorunlar hep var ve olacak- benim için onu vazgeçilmez yapan özelliklerinden biri bu. Kentte yürüyerek gezen flaneurlüğü -flaneuse- 🐢🚶🏻‍♀️ benimseyen biri olarak kent sokakları, tarihi dokusu, parkları, bahçeleri, kafeleri, panoramik manzaraları gibi müzeler ve sanatsal etkinlikler de ruhuma, zihnime, bedenime iyi geliyor. Aslında pek çoğuna gidilemese de gidebileceğini bilmek hissi bile yetiyor. Özgürsen, zamanın varsa sana bütün hazinelerini sunan İstanbul büyülü bir şehir. Birkaç dakika önce sinirlenirken birden insanı gülümsetebiliyor. Acele etmeden, bir kaplumbağa gibi yavaş ve farkına vararak, zıtlıklar içindeki uyumu görüp sakin kalabilmek, denge içinde yargılamadan ona teslim olmak... Sadece bu bile başka boyutlarını anlayabilmeyi sağlıyor.


10 Ekim 2022 Pazartesi

Abdülmecid Efendi Köşkü'nde İsmi Lazım Değil Sergisi


"Küratörlüğünü Brigitte Pitarakis ve Selen Ansen’in üstlendiği İsmi Lâzım Değil sergisi, 20 Eylül – 11 Aralık 2022 tarihleri arasında Abdülmecid Efendi Köşkü’nde sanatseverlerle buluşuyor. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç’un teşvîki ve Koç Holding’in desteğiyle düzenlenen sergi, Bizans döneminin doğaüstü ve bilinmez olana ilişkin sembolik dünyasından hareketle, güncel sanatta bilinmez olanın temsilini sorguluyor.
 
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç’un teşvîki ve Koç Holding’in desteğiyle düzenlenen İsmi Lâzım Değil sergisi, Abdülmecid Efendi Köşkü’nde sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Küratörlüğünü Brigitte Pitarakis ve Selen Ansen’in üstlendiği sergi, 20 Eylül’den itibaren Pazartesi günleri hariç 11.00 – 19.00 saatleri arasında 11 Aralık 2022’ye kadar açık kalacak.
 

15 Haziran 2022 Çarşamba

Lebriz Sanal Dergi Sanat Yazıları

 

Lebriz Sanal Dergi Sanat Yazıları

Lebriz Sanal Dergi'de 2006-2016 yılları arasında yayınlanan sanat yazılarım: -116-

http://www.lebriz.com/pages/lsd.aspx?authorID=5&lang=TR&bhcp=1

_______________________________________

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________

Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.

3 Ekim 2020 Cumartesi

Barbizon Okulu ve Doğa Ressamları

Kent yaşamının zorluğundan, kalabalığından kırsal yerlere kaçan ve Paris’in dışında Barbizon köyü yakınlarında Fontainebleau ormanlarında doğa ile iç içe yaşayan bir grup Barbizon Okulu (1830-1870) sanatçıları olarak anılırlar. Jean Baptiste Camille Corot, Théodore Rousseau, Charles François Daubigny,  Narcisse Virgilio Diaz de la Peña, Jules Dupré, Constant Troyon ve Jean-François Millet gibi ressamlar açık havada dolaşıp notlar alır, eskizler yaparlar. Pek çok yönden farklı olmakla birlikte sanatçılar büyülendikleri doğa gezilerinin ardından, fikirlerini paylaşmak, teknik uygulamaları tartışmak ve manzaranın bağımsız bir konu olarak tanınması için bir araya gelirler. 17. yüzyıl Hollanda manzara  ve İngiliz ressam John Constable'ın resimlerinden etkilenerek romantik ışık altında manzara içinde ağaçlar, inekler, uzaklara giden yol gibi görüntülerle doğayı yüceltirken hoş görünen yanlarını idealize edilmiş olarak değil ama gerçekçi bir biçimde gösterirler. Fransız doğa ressamları manzara yanı sıra natürmort ve portre de çalışırlar. 19. yüzyıl sonlarında belli bir alıcı kitlesi olup evlere giren küçük ve orta boyutlu bu resimler Türkiye, Avrupa ve Amerika’dan giden diğer sanatçıların da ilgisini çeker.

15 Eylül 2020 Salı

Yunan Sanatında Grifon, Sfenks ve Kentauros -GRIFFINS, SPHlNX AND CENTAURS IN THE GREEK ART

1997 tarihli  yüksek lisans tezim: Eski uygarlıkların mitolojilerindeki karışık yaratıklardan yola çıkarak Yunan Sanatında Grifon, Sfenks ve Kentauros. Konuyu seçme nedenim tamamen kişisel: sanat tarihi eğitimi alsam da mitolojiye* ve arkeolojiye olan ilgimden kaynaklanıyor. Kökenleri Mezopotamya ve Mısır'a dayanan üç efsanevi yaratık binlerce yıl çeşitli sanat eserleri üzerinde sıkça yer alır. Yunan'da sanat M.Ö. ikinci binden itibaren Girit ve Miken kültürleriyle başlasa da bu kültürlerin ortadan kalkmasından sonraki Karanlık Çağ'ın ardından M.Ö. 8. yüzyılda Doğu ile ilişkiler sonucu gelişir.  Bu dönemde  Mezopotamya, Mısır, Suriye, İran ve Anadolu'dan gelen etkilerle bazı motifler ve üsluplar Yunan Sanatı'na girer. Tezin amacı Doğu uygarlıklarının Yunan Sanatındaki etkilerini de göstermektir. 

İstanbul Teknik Üniversitesi - Sosyal bilimler Enstitüsü

Bu tez, YÖK tez merkezinde bulunmaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi'ndeki tarama bölümünde tez numarasını arayabilirsiniz. Tez numarası: 64202


20 Mayıs 2018 Pazar

Perge Antik Kenti

Antalya'da 2018 Perge Yılı ilan edildi. Pamfilya'da Geç Klasik, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinin önemli bir merkezi olan Perge Antalya'nın yaklaşık 18 km doğusunda Aksu ilçesinde yer alıyor. Stadyum, agora, tiyatro, Hadrian Takı, bazilika gibi anıtsal yapılar yanısıra akropolis, Hellenistik Kuleler, kapılar, surlar, hamamlar, çeşmeler, su kanalı ve sütunlu caddelerin de içinde bulunduğu antik kentte kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor. 300 metre uzunluğundaki sütunlu caddenin tam ortasındaki bölmeli su kanalı kuzeydeki nymphaeumdan gelen suyu taşıyordu. 

Çok sayıda turistin ziyaret ettiği Perge Antalya'nın en yakınında olmakla birlikte kentin kültürel ve tarihi zenginlikleri açısından da ilk sıralardaki yerini koruyor. Buluntulardan Erken Tunç Çağı'nda kurulduğu düşünülen ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne eklenen antik kentten arkeolojik kazılar sonucu çıkarılan birbirinden değerli Roma dönemi heykelleri bugün Antalya Müzesi'nde sergileniyor.

11 Şubat 2018 Pazar

Türk Resminde Soyut'un Başlangıcı

20. yüzyıl başlarında ortaya çıkan soyut sanat, sanatçının içine yönelmesi ve kendini keşfetmesidir. Soyut: Abstract kökeni Latince "abstrahere” sözcüğüdür ve bu şekliyle çıkartmak, eksiltmek, azaltmak gibi çok matematiksel bir anlamı vardır. Nesneler dünyasında yer almayan yani nesnel olmayan, sa­dece düşünceler dünyasında kalan her şey soyut sözcüğünün kapsamına girer. (Çağa, 1984: 41)

Soyut bir resim, yüzyıllardır alışılmış insan figür­lü resimlerden farklı bir etki verir. Burada konu resmin kendi sorunları olur. Renk ve kompozisyon elemanla­rının birbirleriyle uyumu yanı sıra sanatçının iç dün­yasının şekillenmesi, ortaya konulması önemlidir. İlk bakışta seyirciye tanıdık figürler ve nesneler çağrıştırmadığı için anlaşılmaz gelebilir. Sanatçılar modem resmin ortaya çıktığı dönemlerde bu tür resmi açıklama gereği duyarlar. Wassily Kandinsky 1912 tarihli "Sanatta Zihinsellik Üzerine" adlı kitabında soyut sanatın felsefi yönüyle, Paul Klee "On Modem Art" da modern sanat ile ilgili yazar. Her iki sanatçı da resim ve müzik arasında ilişki ku­rarlar. Piet Mondrian ise görünen şeylerin gerisindeki gerçekli­ği arar. İnsanın duygularını harekete geçirecek yakla­şımlardan kaçınır. Ona göre ”Gerçek objeler kullanıldığı zaman duy­gular harekete geçer ve saf gerçek görünmez". Do­ğadan yola çıkarak soyutlar, sonunda doğayla da bağlan­tısı kalmayan bir noktaya ulaşır. Soyut resimde figüra­tif resimdeki gibi gelenekselleşmiş perspektif ve derin­lik ön ve arka plan bilgileri önemini yitirir.

12 Ocak 2018 Cuma

Loving Vincent

Dorota Kobiela ve Hugh Welchman'ın yönettiği Loving Vincent filmi Van Gogh'u dünya sanat tarihindeki ressamlar içinde ilk sırada gören; hayatından fazlasıyla etkilenmiş ve hakkında yazılar yazmış benim gibi biri için oldukça hüzünlüydü. Bir iki saat önce 'Aile Arasında' adlı komedi filminde gülerken, Loving Vincent'ı izleyince sarsılmam ve duygulanmam geçmişteki ressamların hayatlarıyla ilgili hassasiyetimle birlikte bazı yönlerden kişisel yaşantımla kurduğum bağın da sonucuydu. Van Gogh'un hayatına dair ne zaman bir şey okusam, izlesem aynı şeyi yaşıyorum aslında. Tam olarak tatlı olmayan bir melankoliye kapılıyorum. Bir yandan da "tam da hayat bu ne yazık ki" diye düşünüyorum. Bu tür bir yazgı sadece Van Gogh'a özgü değil. O şanslıydı bir bakıma seçtiği yolda elinden gelenin fazlasını yaptı.

Vincent van Gogh yaşadığı dönemde değil de 20. yüzyılda değeri anlaşılan, 37 gibi çok genç bir yaşta hayatına son veren, yalnızlığı derinden duyumsayan ama yine de bir umut ve coşkuyla hayata tutunmaya çalışan bir ressam. 28 yaşından sonra resme başlayıp olağanüstü bir çabayla yüzlerce eser meydana getiren aynı zamanda kendini gerçekleştirmeyi öncelikle kendine ispatlamaya uğraşan sevgi dolu ama kaçınılmaz olarak yalnız bir ruh.

15 Ekim 2017 Pazar

Ai Weiwei Porselene Dair Sergisi

Çinli çağdaş sanatçı Ai Weiwei'nin Türkiye'deki ilk sergisi Sakıp Sabancı Müzesi'nde. 12 Eylül 2017 - 28 Ocak 2018 tarihleri arasında ziyarete açık olan kapsamlı sergide sanatçının 100'e yakın yerleştirme, video, duvar kağıdı, fotoğraf vb. çalışmaları görülebilir.  Ai Weiwei porselen malzemenin kullanıldığı çalışmalarında geleneksel tekniklerle günümüzün sorunlarını ve değer sistemlerini sorgulayarak çağdaş bir şekilde yorumlamış. Eserlerinde Çin geleneksel sanatı yanı sıra Batı sanat tarihine de göndermelere rastlanıyor. Yeniden üretimle, tekrarlamalarla ve alışılmış olana karşı koyarak kendine özgü bir kurgulamaya gidiyor. 

Çalışmalarında kültürel ve tarihi açıdan önemli olan geleneksel Çin porselenleri üzerinde görülen motifleri  güncel konularla bütünleştiriyor. Özellikle duvar kağıtlarında ve üst üste yerleştirilmiş vazolardaki savaş, harabeler, yolculuk, denizi geçmek, sığınmacı kampları gibi sahneler oldukça etkileyici. Bu trajik konuya insanların dikkatini çekip mültecilerin içinde bulunduğu zor koşulları gözler önüne seriyor. Porselenlerde işleyerek 60-65 milyon insanın evlerinden ve vatanlarından ayrılmak zorunda kalması meselesiyle yüzleşilmesi gerektiğini de anlamamızı sağlıyor.

17 Mayıs 2017 Çarşamba

Selçuklu'nun ve Mevlana'nın Kenti Konya - 2 - Arkeoloji Müzesi

Anadolu Selçuklu'nun başkenti Konya'nın sokaklarının her bir köşesinde tarihe yolculuk yapmak mümkün. Kentte Selçuklu ve Osmanlı camileri, medreseleri yanı sıra kümbetler, türbeler de yer alıyor. Konya M.Ö. 7000 yıllarına dayanan bir yerleşim olması;  merkezde Mevlana Müzesi, İnce Minare, Karatay Medresesi, Alaeddin Camisi, Sırçalı Medrese, Sahip Ata Camii ve Müzesi, Atatürk, Etnografya ve Arkeoloji Müzeleri, Japon Bahçesi; ilçelerinde İvriz Kaya Anıtı, Meke Gölü, Klistra, Çatalhöyük, Eşrefoğlu Camisi, Eflatun Pınarı, Fasıllar Anıtı, Aya Elena Kilisesi, Tınaz Tepe Mağarası, Kubad-Abad Sarayı, Köşk Kaplıcaları, Karapınar Obrukları, Tuz Gölü, Ilgın Kaplıcaları, Yer Köprü Şelalesi, Oymalı Yeraltı Şehri, Aziziye Camisi, Ereğli Müzesi, Akşehir Batı Cephesi Karargâhı Müzesi ve Akşehir Arkeoloji Müzesi gibi tarihi yapılara, eserlere ve doğal güzelliklere sahip olması açısından önemli bir ilimiz. Zaten Türkiye'nin her bir ili çok fazla medeniyeti, kültürel mirası ve doğal güzellikleri birlikte barındırması açısından paha biçilemez aslında. Vatanımızın değerini bilelim ve yok etmek yerine bu hazinelerimize sahip çıkabilelim. Konya özellikle Selçuklu'nun izini sürmek isteyen tarih gezginleri için bulunmaz bir yer.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Yerebatan Sarnıcı

İstanbul Sultanahmet'te Ayasofya'nın güneybatısında Bizans İmparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından 542 yılında şehrin su ihtiyacını karşılamak amacıyla yaptırılmış 1500 yıllık bir Bizans Sarnıcı...  Yeraltındaki kapalı sarnıç suyun içinden yükselen 336 sütunu nedeniyle Yerebatan Sarayı ve aynı yerlerde önceden bazilika bulunduğundan Bazilika Sarnıcı olarak adlandırılır. 52 basamaklı taş merdivenle içine inilen; 9800 metrekare alanı kaplayan; dikdörtgen planlı yapı 140 metre uzunluğa, 70 metre genişliğe  ve 9 metre yüksekliğinde 336 sütuna sahip. Farklı özellikler gösteren ve antik yapılardan toplanan tek veya iki  parçalı mermer sütunların başlıkları akantus yapraklarıyla bezeli Korint ve bezemesiz Dor tarzında. Taşıyıcı sistemde sütunların üzerinde kemerler ve çapraz tonozlu örtü sistemi görülüyor. 4.80 metre kalınlığındaki tuğla duvarlara ve tuğla zemine kalın bir sıvayla su geçirmezlik sağlanmış. Bizans Dönemi'nde imparatorların oturduğu Büyük Saray'ın ve İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı Dönemi'nde kısa bir süre için Topkapı Sarayı'nın bahçelerinin su ihyiyacı için kullanılan sarnıç çeşitli onarımlar geçirdikten sonra günümüze kadar ulaşır.

8 Şubat 2017 Çarşamba

Sanata Yüzeysel Bir Tepki: Kitsch

Kitsch Modernizm ile üstü örtülen ama Post-Modernizm ile yeniden canlanan Modernizme yönelik bir eleştiri. Pop Sanat ironik biçimde popüler kültür ile kitsch görüntüleri kullanır. Post-Modernizm de eski ile yeniyi birleştirdiği için ironiktir ve kitsch ile benzerliklere sahiptir. Kitsch; sanatta, bakışta, yaşamda bayağılık, ucuzluk, taklit, uyumsuzluk, rüküşlük, düzeysiz ve gelişigüzel beğeni, içeriksiz bir özentilik, abartı, kaba bir ifade biçimi, teknik ve sanatsal yetersizlik gibi tariflerle açıklanıyor. Olumlu karşılanan bir şey değil.* 2000-2500 yıl öncesinden beri böyle bir zevkin varlığı biliniyor. Mesela Roma döneminde Yunan heykellerinin kopyaları yapılırdı. 19. yüzyılın ikinci yarısında endüstrileşme sonucu eski biçim anlayışıyla yeni teknolojiye uygun üretilen tasarımlardaki zevksizlik göze batar. Diğer taraftan sanat hala belirli bir kesimin ulaşabileceği değerli bir şeydir. Bu duruma bilinçli veya bilinçsiz tepkiler olur.