12 Mart 2015 Perşembe

Kübizm ve Sürrealizm

Pablo Picasso, Girl with Mandolin, 1910
20. yüzyılın önemli hareketlerinden biri olan Kübizm Paris’te Fransız Georges Braque ve İspanyol Pablo Picasso tarafından biçim aramaları sonucu 1906'dan sonra oluşturulur. Daha sonra Joan Gris, Man Ray ve daha çok hız ve hareket tutkunu fütürist yaklaşıma giren Fernand Léger ve Robert Delaunay gibi ressamlar da bu tür resimler yapar. Afrika maskelerinin yalınlıklarının izlerinin görüldüğü 'Avignonlu Kızlar' resmiyle Picasso’nun sanatında Kübizm’e giden yeni bir dönem başlar. Çarpıtılmış şekillerle ve deformasyonun ifade gücüyle  savaşın korkunçluğunu gösteren son derece etkileyici bir anlatıma sahip Guernica ile de mükemmelliğe ulaşır.

Picasso ve önceleri Fov anlayışta resimler yapan Braque, Apollinaire aracılığıyla 1907 yılında tanışırlar. Natüralizmden uzak olan Kübistler konuyla değil biçimle; doğa görüntüleri arkasındaki formlarla ilgilidirler. Cezanne’ı örnek alarak yeni bir biçim dili kurarken öznellikten arınmış nesnel ve basit geometrik formları özellikle küpü tercih ederler. Resimde yanılsamayı uygunsuz bulup sonsuza giden derinlik yerine form yüzeyleri ön plana çıkarırlar. Her eleman yüzeyle bağlantılı olmalıdır. Natüralist sanatın tek bakış biçimini kırıp nesneyi çeşitli yönlerden gösterirler. Objelerin hissedilebilirlik nitelikleri erir, hacimsellik dağılır. Değişik açılar altında aynı anda görülebilirliğine odaklanırlar. Nesne sadece görüldüğü gibi değil düşünüldüğü gibi de resme geçirilir. Nesnelerin kavramı da verilir.  "Çivi kavramı olmadan bir çivi bile yapamam." diyen Juan Gris gerçeğin özünü ve İdea'yı yansıtmayı amaçlar. Picasso'nun kübist resimlerinde figürlerin gözleri, ağzı ve burnu yer değiştirir; bazı kısımlar cepheden, bazıları profilden görülür. Ağlayan, acı çeken, şaşkın veya gülümseyen bir ruhun ifadesi olan yüzün bölümleri parçalanır, deforme edilir ve yeniden düzenlenir. Aynı zamanda sanatçının iç dünyasının günlüğü gibidirler...
Juan Gris

Kübizmin kendi içinde gelişiminde Analitik'ten Sentetik'e yönelimle yeni bir aşama başlar. Resim ile heykel arasındaki sınırı kaldırırlar ve maddesel bir boyut, elle dokunulabilirlik hissi uyandırırlar. Üç boyutlu öğeler, çeşitli nesneler yapıştırlar tuvale: çivi, ağaç, gazete parçaları, cam, düğme, ip, bez vb. Sayılar, harfler gibi soyut öğeler katarlar, yağlıboyaya kum karıştırırlar. Her şeyi kullanıp resimle istedikleri gibi oynarlar. Gerçeklik sanat eseri içinde bütünleşir. Apollinaire kolajı destekler ve o da şiirlerinde birbirinden kopuk parçaları bir araya getirir. Kolaj, modern kent yaşamının bir parçası olarak görülür. Empresyonistler duyular dünyasını, Kübistler nesnelerin kavramını yansıtırken giderek bunlar elenir ve nesnesiz soyut sanat ortaya çıkar. Endüstri çağına özgü olan, yeni bir çığır açan ve Avrupa’da yaygınlaşan Kübizm I. Dünya Savaşı’yla sona erse de etkileri iki dünya savaşı arası sanatında görülür, hatta günümüze kadar gelir. 

Max Ernst
Avrupa’da Birinci Dünya Savaşı’yla sanat kesintiye uğrar. Savaş sanatçılar üzerinde ters bir etki bırakır. 1917 yılında Apollinaire tarafından kendi oyunlarından birini tanımlamak için kullandığı Sürrealizm bilinçli olarak organize edilir. Üstgerçekçiliğin teorilerini 1924 yılında Freud hayranı Fransız yazar André Breton açıklar. Alışılmış, klasik güzellik anlayışını alaya alır. ‘Güzellik ya çırpınmayı bırakmalı ya da ortadan kalkmalı’. Bütün insan hayatının fantastik bir açıdan görülmesini ve değerlerin yenilenmesini savunur. Çeşitli ülkelerden sol eğilimli aydın gençlerin oluşturduğu Dada’dan etkilenen Sürrealistler onlar gibi eski sanatı tahrip etmek amacı taşımazlar. Duyguların, hislerin geri plana itildiğini düşünürler. Bilinçaltının resimlenmesiyle, büyülü ve gizemli şeylerle, düşlerle, saçma akıl karıştıran imgelerle ve iç yaşantıyı vurgulamakla ilgililer. Rüya, içgüdü, istek ve başkaldırı önem kazanır. Bütün düzenlere ve kabul gören değerlere isyan ederler. Fransa'da ortaya çıkan Sürrealizm kısa sürede yayılır ve diğer sanat dallarında da kendini hissettirir. Sürrealistler, Bosch, Dürer, Brugel, Turner, Goya, Ensor gibi ressamlardan, 19. yüzyıl Sembolistlerinden, şairlerinden ve yazarlarından etkilenirler. Birbirleriyle ilgisi olmayan nesneleri bir araya getiren ressamlar için biçim değil konu ön plandadır. Max Ernst, Salvador Dali, Marcel Duchamp, Joan Miro, Giorgio de Chirico, Yves Tanguy, Hans Arp, Alberto Giacometti, Marc Chagall, René Magritte, Paul Klee, Pablo Picasso gibi sanatçılar sürrealist çalışmalar yaparlar ama bağımsız ve serbest eğilimleri de vardır. 
Jean Arp, Overturned Blue Shoe with Two Heels Under a Black Vault, 1925
Max Ernst gerçekliğin bilincinde aynı zamanda zengin bir hayal gücüne sahip. Halüsinasyonları ve düşleri resimlemek onun için çok doğal. Çoğunlukla kendisine göre anlamlı simgelerle dolu orman resimleri var. Salvador Dali akademik anlayışta persfektifin uygulandığı, ayrıntılı işçiliğin görüldüğü resimler yapıyor. İnce teknikler kullanıyor. Hayal dünyası ile gerçek dünyanın ayrımının farkında. Hayal ve fantazilerini resimle açığa vuran sanatçı çok sayıda sürrealist simge kullanıyor. Yumuşayan saatler, dil oyunları, kelimeler üzerinde duruyor.

Salvador Dali, Rotting Bird, 1928, oil on card, 37.5 x 57 cm
Bir bölümünü yukarıya aldığım '19. yüzyıl ve 20. yüzyılın İlk Yarısında Dünya Sanatının Çekim Merkezi Paris' adlı yazımın tamamını lebriz sanal dergi'de okuyabilirsiniz.

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir.   2008-2018 Creative Commons License

0 yorum :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...