Bir müzede yıllarca bize öğretilen en temel kuralı unutsak; eserlere dokunmak, yazmak, hatta onları bozup yeniden yapmak serbest olsaydı ne hissederdiniz? Geleneksel sanat tarihi yapıtı sanatçının elinden çıkmış, tamamlanmış ve galeri duvarında kutsanmış dokunulmaz bir nesne olarak kurar. Burjuva estetiğinin pasif izleme kültürüne karşı etkileyici duruşlardan biri, Sabancı Müzesi'ndeki "Yoko Ono: İçses ve İçyapı" retrospektifiyle İstanbul’da karşılık bulur.
Bu sergi, sadece bir retrospektif izleme alanı sunmaz; 1950'lerin sonundan bu yana avangart akımların, Kavramsal Sanat ve Fluxus felsefesinin temellerini atan bir öncünün düşünsel mirasını somutlaştırır. Yoko Ono'nun sanatı kavramlar üzerine kurulur. Sergi, müzenin duvarlarını aşarak Boğaz'a nazır bahçeye yayılırken mekân, bu zihinsel akışın bir uzantısı olur.
