Canım babam Nazmi Yılmaz'ı (1944-2004) hayattan ayrılışının 22. yılında saygı, sevgi ve özlemle anıyorum. İnsan çok yakını olan birinin eserini incelerken onun kişiliğinin yansımalarını da fark edebiliyor. Bu neredeyse monokrom otoportrenin detaylarına odaklandıkça, sadeliğin ardındaki ince ruhu hissetmek mümkün.
Küçük Boyutta Büyük Bir Karşılaşma
Sanat tarihinde otoportre, sanatçının sadece kendi suretini kaydetmesi değil, aynı zamanda kendi varoluşuyla girdiği en yalın hesaplaşmadır. Nazmi Yılmaz’ın 17 x 12 cm boyutlarındaki, kağıt üzerine karışık teknikle çalıştığı bu küçük otoportresi, ilk bakışta bir eskiz gibi görünse de, sanatçının estetik dünyasının merkezine yerleşen bir ağırlığa sahip. Bu kadar kısıtlı bir yüzeyde, kendi bakışını dondurması, resmin teknik sınırlarının ötesinde bir anlam taşır. Ressam burada bize bakmıyor; aksine, kendi iç dünyasındaki bir noktaya odaklanmış, bizi de bu sessiz ana dahil etmiştir.
Aslında bir sanatçının kendi yüzüne bakışı, çoğu zaman dünyanın gürültüsünden sıyrılıp sessiz bir hiçlik anında olma çabasıdır. Babam Nazmi Yılmaz’ın bu otoportresi; bir yanda boyanın ve fırçanın sunduğu renkli varlığı, diğer yanda ise malzemenin yalınlığından gelen dürüst bir gerçeği arayışıdır.
![]() |
| Nazmi Yılmaz, Kendi Portresi, 17 x 12 cm |




