20. yüzyılın başında, Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı kitlesel yıkımın ortasında rasyonalitenin ve yerleşik dil sistemlerinin bütünüyle iflas ettiğini ilan eden Dadaistler, anlamı parçalamak adına daha önce denenmemiş avangart yöntemler seçer. Tristan Tzara, bir gazete metnini makasla kesip kelimeleri fiziksel bir şapkanın içine atarak ilk rastlantısal şiirlerini türettiğinde, aslında bugünün dijital üretim mantığına yön veren ilk felsefi yaklaşımı sunar. Günümüzde yapay zekâ, Tzara’nın mütevazı şapkasını milyarlarca piksellik, kelimelik ve kod satırlık kocaman bir algoritmik veri havuzuna dönüştürür. Ancak bu iki üretim tarzı arasındaki yöntemsel ve biçimsel benzerlik, arkalarında yatan derin felsefi ayrımı ve tezatlığı daha da netleştirir.
![]() |
| Tristan Tzara, Kolaj Şiir, 1920 |


