Fikret Mualla, yaşamının en sarsıcı dönemlerinden birini Bakırköy Akıl Hastanesinde geçirir. 9 aylık bu süreçte, efsanevi Başhekim Mazhar Osman gözetiminde tedavi görür. Odasını Türk edebiyatının nevi şahsına münhasır ismi Neyzen Tevfik ile paylaşır. İki marjinal figürün aynı mekanda buluşması, dönemin entelektüel buhranlarını da gösterir. Ressamın dış dünya ile tek iletişim aracı arkadaşlarına yazdığı mektuplardır. Özellikle Fikret Adil'e gönderilen satırlarda, çevresindeki serseri kalabalıktan duyduğu rahatsızlık öne çıkar. Oradayken en büyük isteği dışarıdan birileri tarafından ziyaret edilmektir. Hastanede kapatılma hali sona erse dahi, denetim korkusu peşini hayatı boyunca bırakmaz.
![]() |
| Başhekim Mazhar Osman, Bakırköy, Mazhar Osman ve Neyzen Tevfik |
Bu kadar ağır psikolojik yük taşıyan bir insanın tuvalleri, sanat tarihinin en neşeli ve renkli kompozisyonları arasında yer alır. Sanatçı, içsel sıkıntılarını resimlere yansıtmaz aksine orada yepyeni ve aydınlık bir evren kurar. Acı ile renk arasındaki bu tuhaf mesafe, onun varoluşsal dayanıklılığına da dikkat çeker. Resim yapmak, onun için alternatif bir yaşama dönüşür. Ruhsal çöküntüler, yerini parlak sarılara, mavilere, pembelere ve canlı kırmızılara bırakır. Zihinsel karmaşasını estetik bir formla etkisiz hale getirir.
.jpg)



