15 Ağustos 2008 Cuma

Burhan Uygur - Sergiler, Ödüller, Kitaplar

Sergiler

1968 Beyoğlu Şehir Galerisi, İstanbul
İlk sergisini öğrenciyken Komet ile birlikte bir yaz sezonunda açar. Paraları olmadığı için Caddebostan Maksim Gazinosu’ndan camlar toplayıp döküntülerden çerçeve yaparlar. Çiçek Pasajından buldukları midye, istiridye gibi şeyleri tavandaki ipe asarlar. Mahmutpaşa’dan birkaç kutu çay bardağı alırlar. Açılışa akademililer gelir. İçkisini içen bardağını yere atıp kırar.
1970 Açık Hava Sergileri, Salzburg ve Amsterdam’da
Bir dergiye verdiği röportajda bu sergilerden şöyle söz eder: “Sokak sergileri konusunda söylenecek pek çok olumlu şey var. Bir kere insanın medeni cesareti müthiş artıyor. Orada her çeşit sanatseverle karşılaşıyorsun. Sokak sergileri genç sanatçılar için bir nevi imtihan oluyor. Belediyenin verdiği koskoca bir alanda Japon’u, İtalyan’ı, Fransız’ı, Amerikalı’sı herkes maharetini sergiliyor. Mesela bazı heykeltıraşlar küçük heykellerini sergiliyordu. Köseleden gayet güzel işler yapan genç sanatçılar vardı. İyi satışlar da oluyordu. Ama işin satıştan daha güzel yanı çeşitli milletlerden sanatçılarla tanışmaktı. Sonra kendi işlerinle o sanatçıların işlerini mukayese etme fırsatı da yakalanıyor. Sokak sergileri ve bu sergilerin verdiği fırsatları doyasıya yaşadım, tadına da vardım ayrıca (1)...
1972 ‘Hiçlik Üzerine Kurulan BHayaller’, Taksim Sanat Galerisi, İstanbul  
Bu sergisini gezen hocası Bedri Rahmi Eyüboğlu 1972 yılının Aralık ayında Milliyet Sanat Dergisi’nde “Ele avuca sığmayan ve yüzde yüz resim sanatı için yaratılmış Burhan’ın özelliği beyazı çok iyi kullanmasıdır. Kişiliğine inanıyorum, bu sevgiyle çalışmasını sürdürürse yakında memleketinde değil dünyanın her yanında işini kabul ettireceğine inanıyorum” diye yazmıştır..
1973 15 Mayıs - 1 Haziran, Melda Kaptana Galerisi, İstanbul
Sergiyi gezen Nüvit Özdoğru’nun yazdıkları: “Ressam vardır aynı resmi on kere yapar sonunda ne ruh kalır ne heyecan. Burhan Uygur eskiz bile yapmadan son sözü söyleyivermiş. Resimlerinden duygu ve anlam fışkırıyor. Resimlerini boydan boya kat eden çizgilere bakın dünyayı bir kesiş var. Kesimin altında buda gibi oturan bir adam, o benim! Şurada da benim milletim. Beyazımsı altı. Kumsul. Uçsuz bucaksız! Ufuk çizgisi… Burada da mezarımsı bir şey var. O benim maceram. Burada da kapıp koyveren bir ruh var(2).
1974 ‘Günler ne işe yarar?’, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara
1974 21 Nisan - 6 Mayıs, Artisan Sanat Galerisi, Ankara
1976 3 - 22 Kasım, ‘Ölü Şehrin Çiçekleri’, Künmat Sanat Galerisi
Aynı yıl yaptığı yirmiye yakın tablosunu sergiledi Sergisine bu adı vermesini şöyle açıklamıştır: “İçinde yaşadığımız can çekişen dünyanın tipleri; tamircisi, balıkçısı, çalgıcısıyla. Her an köşe başında görebileceğimiz noktalar bunlar. Kısacık ömründe özüne çeşitli zehirler katılmış çiçekler. Kağıt üzerinde bunlar kılığı ve kıyafetiyle değil de figürlerindeki anlatımların büründüğü rengin arkasından bakarlar bize. Yaşama şansını çoktan yitirmiş talihsiz bahçenin bu çiçekler (3).
1977 17 Kasım - 1 Aralık, ‘Yoksa dünya cılız bir çocuk elinin bana sunduğu bir günah mıdır?’, Aydın Cumalı Sanat Galerisi, İstanbul
1978 15 Kasım - 1 Aralık, ‘Sabah ve Akşam Rüzgarına’, Artisan Sanat Galerisi, Ankara
Burhan Uygur daha önceki resimleri gibi bu son sergisinde de bize hep ihmal ettiğimiz, gözlerimizi kapadığımız şiirsel olguları anımsatıyor. Onun resimlerini bir sergi bütünlüğü içinde izleyen hatta bugüne kadarki tüm sergilerini ortak bir yorum, tek bir akış halinde algılayan herkes Burhan’ın aslında bir yaşam öyküsünün halkalarını birbirine bağlamakta olduğunu görecektir. Bu yaşam öyküsü önünde sanatçının kendisi vardır (4).


1978 16 Aralık  -6 Ocak 1979, Özel Koleksiyon, Galata Sanat Galerisi, İstanbul
Yeni açılan bu galeri ilk sergisini Burhan Uygur’un yapıtlarından oluşan bir toplamayla yapmıştır. Sanatçının özel koleksiyonlardan derlenmiş 52 pastel ve yağlıboya tablosu sergilenmiştir. Bur esimlerde Burhan Uygur’un dünyası tüm ayrıntılarıyla ve özellikleriyle izlenebiliyor (5).
1979 4 - 9 Eylül, Galeri güler, Maça Kızı, Bodrum
1979 7 - 28 Aralık, Evrensel Sanat Galerisi, Ankara
1980 20 Mayıs - 8 Haziran, Galeri Turkay, Stutgart, Almanya
1980 7 - 29 Kasım, ‘Gezginci bir hayaletin ters düşünceleri’, Galata Sanat Galerisi, İstanbul
‘Sürgün Edilen Deve’ isimli resminde bir duvar saati, yanında asılı büyük bir eldiven, saatin altında gazeteden kesilmiş bir küpür, kompozisyonun sağ kısmında ise büyük bir afiş asılıdır. Afişte bir balerinin selam verişi görülür. İkiye bölünmüş resmin bütününde beyazla ışıklandırılmış kahve tonları hakimdir. Belli belirsiz lekeler vardır. Bu resimde görülen gazete küpüründen yola çıkılarak yapılan ‘Sürgün Sabahı’nda ise Edirne’deki hayvanat bahçesinde huzursuzluğu nedeniyle sürgün edilen devenin dramı gösterilir.


1981 Galata Sanat Galerisi, İstanbul
Yağlıboya, akrilik, pastel, çini mürekkepli çizgilerden oluşan elliye yakın resmi yanında birkaç seramik tabakla heykelciği bir araya getirir bu sergi. Akdeniz yolculuğu, Side gezisi izlenimleri, yeni resimlerinin bir bölümünde çoğunlukla siyah bir fon üzerinde taranmış ince çizgi dokularıyla Ay kraliçesi, Balat, Haliç, Bodrum vb. yaşam kesitleri yanı sıra denizkızı Etfalya, kukla satıcısı ve hayat kadınları gibi kişilerin acılı iç yaşantılarını duyurmakta(6).
1982 2 - 18 Nisan, ‘Dağlar gibi yanımda olabildin mi? Ateşten terliklerle yanıma yaklaşabildin mi?’, Artisan Sanat Galerisi, Ankara
Bu sergide yaşanmış duyarlılıkların buruk tadı egemendir. Burhan bize yaşam deneyleriyle bizzat kendisinin merkez olduğu bir ilişkiler yumağından kesitler vermektedir… Eski resimlerinde olduğu gibi bu resimlerini de birleştiren ortak mesaj, bir hüzün dalgasını önümüze çıkarıyor. Figürlerindeki deformasyon mazlum ve yoksul bir insanın imgesini güçlendirici niteliktedir. Yeni sergisinin bir köşesine yarı heykel yarı biblo niteliğinde figürinler ve tabak süslemeleri koymuş. Resimlerle bu yeni işler arasında doğal bir ilinti var(7).


1982 Özgünbaskı Sergisi, Kile Sanat Galerisi, İstanbul
1983 23 Aralık - 23 Ocak 1984, ‘Henüz açmamış bahar çiçeğinin tevazu dolu güzelliğine hasret kalmış bir faninin yoksulluk dolu bekleyişinin hüzün dolu anısınadır’, Edpa Sanat Galerisi, İstanbul
Sergide daha çok içten gelen bir anlatıma eşlik eden yaşam ilişkileriyle duygu bağını gergin tutan Uygur, varolma bilincine tanıklık getirmiştir. Figür anlatımı yoğun iç yaşantısı, imge, sezgi gücü, fantastik ve şiirsel yorumlar arasında daha belirgin bir düzeye ve açıklığa kavuşmuştur (8).
1984 1 - 15 Eylül, Sualtı Müzesi, Bodrum
1985 24 - 29 Ocak, Şiir-Resim, Günseli İnal-Burhan Uygur, İstanbul
1985 14 Kasım - 14 Aralık, Galeri Vepa, İstanbul
1986 Çağdaş Türk Plastik Sanatları Sergisi, Karma, Ankara
1987 10 - 26 Nisan, Galeri Mi-ge, Ankara
1988 1 - 25 Nisan, Ahmet Şimşek Anadolu Lisesi, Karma, İstanbul
Bu sergiye katılan diğer ressamlar: Muzaffer Akyol, Nilgün Tüzüntürk, Nazmi Yılmaz ve Yusuf Katipoğlu’dur.
 1988 21 Ekim - 21 Kasım, Levent Sanat Galerisi, İstanbul
Bilitis’in Şarkıları adlı bir dizi resmi yer aldı. Fransız Sembolist şair Pierre Louis (1870-1925) ‘Bilitis’in Şarkıları’ isimli bir şiir yazmıştır. “Bu şiir erotik sahnelerin araya girdiği yapmacıklı betimlemeli, cesareti ölçülü ve edepli ince bir paganizm örneğidir (9).
1988 II. Uluslararası Asya-Avrupa Bienali, Katılım, Ankara
1989 Yaşayan Türk Resim Sanatından Örnekler, Katılım, Lahey, Hollanda


1989 14 Ocak - 1 Şubat, ‘Duymadılar galiba yoksa dünya cılız bir çocuk elinin bana sunduğu bir günah mıdır?, 2. Duyuru’, Siyah/Beyaz Sanat Galerisi, Ankara
1989 30 Mart - 24 Nisan, ‘Zamanın Sarkacındaki Adam’, ‘Kapılar’, Edpa Sanat Galerisi, İstanbul
Burhan Uygur’un en önemli sergilerindendir. Bit pazarından aldığı 260 x 180 cm ölçülerindeki 76 yıllık ahşap bir konak kapısı üzerine akrilik boya kullanarak yaptığı çalışmasını sergiledi. Kapının çıkıntılı ve oymalı yüzeyleri dışında resmedilmemiş bir yeri yoktur. İşlevselliğini yitirmiş kapı resimlerle bambaşka bir anlam kazanmıştır. Eski ve yeni İstanbul görüntüleri ve yaşantıları; ayı oynatıcısı, dansöz, simitçi, Hacivat ve Karagöz, fal bakan kadın, anne ve çocuğu, masa başında müzik çalanlar, lunaparkta eğlenenler, martılar, balıklar gibi figürlerin yanı sıra Kızkulesi, deniz ve adalar, bir cami silueti, antika bir soba, gramofon, balkon korkuluklarında saksıların durduğu ve bir kedinin oturduğu teras ressamın üslubuyla şiirselliğe dönüşür. Çevresinde gördüğü, düşünde yaşattığı ve anılarından çekip çıkardığı bu görüntülerdeki figürler yerçekimsiz bir ortamda uçar ve boşlukta yüzerler. Parçalanmış bölümlerdeki çeşitlilik, renk, leke ve düzendeki biçimsel ustalık bütünde etkileyici bir görünüme ulaşır.
1989 ‘İslam Dünyasında Çağdaş Sanat’, Katılım, Barbican Center, Londra
1990 Etkinlikler Sürecinde 15. Yıl, Katılım, Galeri Baraz, İstanbul
1990 24 Kasım - 27 Aralık, Türk Resim Sanatında Ustalar, Karma, Kile Sanat Galerisi, İstanbul
1991 27 Nisan - 24 Mayıs, Kile Sanat Galerisi, İstanbul
Bu sergideki çalışmalarımda bizleri yaşatan ve yıpratan, geçmişe ve zor geleceğe hoşgörüyle bakan ve sevgi dolu coşkuyla sorular soran birazcık sitem kırıntılarıyla örtülü hesaplaşmalar var. Bu sergide kişinin ardından koşmaktan yorulmadığı umut ve özlem arayışları ve uzaktan yakından birbirlerine göz kırpan iki sevdalı şiir ve resmin sessiz beraberliği var. Bu sergide değerleri yozlaştırmadan, güzelliğini, kutsallığını yıpratmadan gizli bir erotizm var.”
1992 Nisan, Leonardo Sanat Galerisi, İzmir
Ölümünden dolayı ailesi tarafından sergideki eserlerin satışı durdurulmuştur.
1994 11 Şubat - 10 Mart, Galeri Baldem, İstanbul
1994 19 Nisan - 13 Mayıs, Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi, İstanbul
Sanatçının 1976-1992 yılları arasında yaptığı 55 resmi sergilendi. Resimlerin bir kısmı tuval, bir kısmı karton ya da kağıt üzerine, bir kısmı ahşap üzerine yağlıboya, akrilik, pastel veya tüm bunların kullanıldığı karışık tekniktedir. Çoğu aile, bir kısmı da özel koleksiyonlara aittir. Düzenlemede tarihsel bir sıralama yoktur. Sekiz adet portre çalışmasından bir kısmı eşinin, diğerleri kendinin, oğlunun ve bir arkadaşınındır. Resimlerin yarısı 1990 sonrasına aittir ve özellikle 1991-92 yıllarında yaptıklarında kırmızı rengin hakimiyeti dikkat çekicidir.
1997 26 Mart - 16 Nisan, Artium Sungur Sanatevi, İstanbul
1998 Çağdaş Ustalar, Galatea Sanat Galerisi, İstanbul
2003 1 - 28 Ekim, dp art Galeri
2006 1 - 19 Mart, İstanbul Modern Sanatlar Galerisi
2010 20 Şubat - 19 Mart, Artium Modern, Aile Koleksiyonu

Ödüller

1968 Çağdaş Ressamlar Cemiyetinin ‘Yılın Genç Sanatçı Özel Jüri Ödülü’
1976 İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin düzenlediği ‘Uluslararası İstanbul Festivali kapsamında’ yarışmasında ödül
1978 Hürriyet Sedat Simavi Vakfı ödülü
1983 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk ödülü
1984 İzmir Ticaret Odası’nın düzenlediği ‘100. Yıl Resim Yarışması’nda birincilik ödülü
1988 II. Asya-Avrupa Sanat Bienali Dostluk ve Barış Ödülü, gümüş madalya

Kitaplar 

1979 yılında Ada Yayınlarından çıkan Ahmet Oktay’ın Sürgün adlı kitabında yedi çini deseni yer aldı. “Kitaptaki çizimler Burhan Uygur’un bu kitap için tasarladığı çizgisel yorumları kapsar. Kendi içinde bir dizi karakteri gösteren, yaşadığı ortam içindeki insan varlığının tutkusal yapısını dışa vuran bu çizimlerle kitaptaki şiirlerin içerdiği insan olgusu arasında bir takım ilintiler saptanabilir(10).

1983'te Can Yücel’in Rengahenk adlı şiir kitabı toplatılmıştır. Kitap daha önce Yazko yayınlarından çıkıp iki basım yapmıştır. Ancak bu kitapta Burhan Uygur’un resimleri yoktur. Kitabın sayfaları üzerine pastel boya ve çeşitli kalemlerle resimler yapmıştır. Bu haliyle Hakan ofset bastığı kitabın kapağında bir Can yücel portresi yer alır. Bazı sayfalarda şiirlere göndermeler vardır ama genelde bağımsız resim-şiirler söz konusudur. “Kitap sonuçta iki şiir kitabından oluşuyor: Can Yücel ve Burhan Uygur (11).


1985 yılında Aka ofset tarafından basılan Günseli İnal’ın Sulara Gömülü Çağrı kitabı Burhan Uygur resimleriyle 1100 adet basılmış ve hepsi numaralandırılmıştır. Kapakta ressamın yaptığı bir resim yanı sıra ilk sayfada da şairin bir portresi yer alır. Kitapta sanatçının 1980’li yıllarda yaptığı ve çeşitli koleksiyonlarda yer alan çalışmaları bulunur. Resimler seçme şeklindedir, kitaptaki şiirlerle direkt ilişkileri yoktur. Şiirlerin bazılarının başlığı ressamın duyarlılığına da yakındır: Çocukluk beldesi, Ulu bir varlığın doğa konuşmaları, Başı çiçekli adam, Hiçlik, Sonsuz ışık, Denizin sonsuz düşü vb… Resimlerde kendi içinde şiirsellik taşır. 


1998de çeşitli kitaplar ve yanında taşıdığı defterler üzerine yaptığı resimler Bir Kitapta Resim Şart adıyla Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan kitapta yer aldı. Bu resimler Rimbaud, Aragon, Kavafis, Homeros gibi şairlerin kitaplarının kapaklarına ya da sayfalardaki şiirlerin altına, yanına ve kenarına yapılmış suluboya, pastel, çini mürekkepli desenleridir. Çantasında taşıdığı defterlere de desenler yapmış ve bunları kendi yazdıklarıyla süslemiştir. Bu desenler tuval için bir ön çalışma ve eskiz niteliğinde değillerdir. Her biri ayrı resimdir. Defterlerdeki resimleri tuvale rengiyle, biçimiyle, özüyle yeniden yapamayacağını çünkü aynı tadı ikinci kez alamayacağını belirtmiştir (12).

Notlar: 

(1) Nirven Nur, ‘Burhan Uygur’, Vizyon Dekorasyon, 3, Nisan, İstanbul, 1992, s: 86 (2) Özdoğru, Nüvit, ‘Burhan Uygur: Bir İç Dünya’, Milliyet Sanat Dergisi, 34, 25 Mayıs, İstanbul, 1973, s: 34
(3) Köksal, Ahmet, ‘Uygur’da Ölü Şehrin Çiçekleri’, Milliyet Sanat Dergisi, 206, 19 Kasım İstanbul, 1976, s: 26
(4) Özsezgin, Kaya, ‘Rüzgarlara Adanmış Resimlerle Burhan Uygur’, Milliyet Sanat Dergisi, 298, 20 Kasım, İstanbul, 1978, s: 27
(5) Özsezgin, Kaya, ‘Burhan Uygur’a Toplu Bakış’, Milliyet Sanat Dergisi, 303, İstanbul, 1978, s: 36
(6) Köksal, Ahmet, ‘Burhan Uygur', Milliyet Sanat Dergisi, 35, 1 Kasım, 1981, s: 48
(7) Özsezgin, Kaya, ‘Burhan Uygur’un Yeni Resimleri’, Milliyet Sanat Dergisi, 46, 15 Nisan, İstanbul, 1982, s: 49
(8) Köksal, Ahmet, ‘Burhan Uygur’, Milliyet Sanat Dergisi, 101, İstanbul, 1984, s: 34
(9) Cassou, Jean, Sembolizm Sanat Ansiklopedisi, çev: Özdemir İnce, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1987, s: 199
(10) Özsezgin, Kaya, Günümüz Türk Ressamları, Burhan Uygur, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2000, s: 35
(11) Gönenç, Turgay, 'Burhan Uygur ya da Gerçeğin Düşsel Konuşmaları’, Gösteri, Haziran, İstanbul, 1992, s: 32
(12) Uygur, Burhan, 'Bir Kitapta Resim Şart', YKY, İstanbul, 1. Baskı, Temmuz 1999

Nalan Yılmaz, 2000.

Önemli Not 1: Bu blogdaki yazıların kopyalandığını, pek çok web sayfasında, hatta ödev, tez, katalog ve kitaplarda kullanıldığını biliyorum. Çoğunlukla sanatla ilgili olan blogumda araştırma yapanlar için makale ve yazılarımı ekliyorum. Paylaşıma itirazım yok. Uyulmasını istediğim tek şartım: metnin yazarının belirtilmesi ve yazının ilk kaynağına yani bu blogdaki sayfasına bağlantı verilmesi...  "Uygar dünya adına (6:45)" bu zor olmasa gerek... 

Önemli Not 2: Bu yazım 2000 yılında Prof. Dr. Ayla Ödekan'ın 'Modern Sanatla İlgili Belgeler Üzerinde Çalışmalar' adlı doktora dersi için yaptığım araştırmanın bir bölümüdür. Vesile Uygur'a bir kopyasını verdiğim bu bölüm 2003 Eylül ayında Teşvikiye Sanat Galerisi Yayınları'ndan çıkan 'Burhan Uygur' kataloğunda danışılmadan ve isim belirtilmeden olduğu gibi, tek kelime bile çıkarılmadan kullanılmıştır. 'Notlar' bölümü ellerinde olmadığı için metin içinde geçen alıntıların kimlere ait olduğunu ekleyememişler. Bu katalog hazırlanırken yeterince titiz olunmadığı ve emeğe saygı gösterilmediği çok açık (hem o yorumların notlar kısmında adları belirtilen  yazarlarına, hem de onları sergi tarihlerine göre araştırıp bir araya getiren ve kendi düşüncesini de ekleyen kişiye).

Önemli Not 3: -24 Ekim 2014- Yukarıda 'Önemli Not 2' de belirttiğim durumla yeniden karşılaştım. Trakya Üniversitesi'nden Nilüfer Tuba Yılmaz adındaki yüksek lisans öğrencisi Türkiye'de Soyut Sanatın Gelişimi İçerisinde Burhan Uygur'un Yeri adlı tezinde sergilerle ilgili bölümün tamamını: sergilerin olduğu dönemlerin dergilerini araştırıp eklediğim notları ve görüşlerimi kendisine aitmiş gibi kullanmış. 'Notlar'ı -kaynak listemi- kendisi araştırıp bulmuş gibi dipnota koymuş. 2009 tarihli tezin danışmanı Prof. Dr. Engin Beksaç. Tez danışmanları öğrenciye bu konuda güvenmek durumunda. Zaten çok detaylı inceleyecek zamanları da olmuyordur ama bu teze onay verilmiş. Tezinde Burhan Uygur ile ilgili bu blogda yer alan diğer üç yazımdan da faydalanmış. Kimisinde dipnota özensizce kaynak yazmış ama çoğunda buna gerek duymamış yine kendi düşüncesiymiş gibi kalmış. Üstelik tez kitap olarak da basılmış. Yani ilk önemli notumda olan şey tekrarlanmış. Sanırım bu kişi şu anda Doğa Koleji'nde Görsel Sanatlar öğretmenliği yapıyor. Kendisiyle ilgili başka bilgiye ulaşamadım. 

Bu blogda iletişim bölümü var. Benimle iletişime geçip teziyle ilgili bilgi verebilirdi. 5 yıl gecikmeli olsa da fark edebildim. Elbetteki tez hazırlarken başkasının daha önceki araştırmalarından yararlanılır. Pek çok kitap veya makale incelenir. Söz konusu resim ise sanat tarihi bilgi ve birikimi de göz önünde bulundurularak konuya yaklaşılır. En son oluşan özgün fikirler kaleme alınır. Olması gereken budur. Tabi ki alıntılar da kullanılır dipnotta kaynak belirtilerek. Tek tek buraya o bölümleri almayacağım ama mesela 82. sayfa son paragrafta sanatçının 1989 yılındaki sergisiyle ilgili bölümde yukarıdaki açıklamanın aynısını almış, son birkaç cümle için kaynak göstermiş. Tüm paragrafa değil. Tezin 92. sayfasında 'Sürgün Edilen Deve' resmi ile ilgili paragraf da olduğu gibi ve dipnotsuz alınmış. Bazı alıntılarda kaynak gösterip -ki bu üç veya dört tane- çoğu tamamıyla kopyalanan paragraf veya cümlelerde kaynak veya dipnot yok.  Bu tez de onaydan geçmiş... Yüksek Lisans tezi çok önemsenmemiş gibi görünüyor. Bu ülkede çok üniversite var. Apartman benzeri binalarda bile üniversite eğitimi veriliyor ama gerçekten iyi üniversite sayısı ne yazık ki hâlâ 10'u bulmuyor. Doçent, Profesör olanların hepsinin bunu hak ettiğini zaten düşünmüyorum. Bu tezi hazırlayan akademik kariyerine devam etmemiş sanırım -iyi ki-.

Yazılarım ve araştırmalarım 2001 - 2007 arasında Hürriyet'in şu anda yayında olmayan internet dergisi Agora'dan, 2006 yılından itibaren Lebriz Sanal Dergi'den ve 2008'den beri bu blogdan ne yazık ki "uygarlıktan ve insani değerlerden nasibini almamış emek hırsızları" tarafından pek çok kez tümü kopyalanarak isimsiz, bağlantısız onlarca websitesinde yayınlandı. Yine onlarca öğrenci ödevlerinde kullandı. Basılı kitapta, dergide, katalogda ya da tezde kullanılıp kaynak ve yazar adı belirtilmemişse bu da sessiz kalınacak bir durum değil. Yaptığının yanlışlığını anlamasını umuyorum ama bütün sergiler bölümünü kendinden bir şey eklemeden tezine koyabilen; hatta dipnotta kendi düşüncesi gibi notlar ekleyebilen birinden bu beklenir mi bilmiyorum. Sergileri liste halinde yazmış olsaydı buna diyecek bir şey olmazdı çünkü tarihler belli, galeriler belli herkes listeyi oluşturabilir. Bu durumda YÖK'e şikayet etmekten başka çare görünmüyor. Tezin sonundaki kaynakça bölümünde ismimle birlikte Burhan Uygur'un Sanatı adlı yazımın bağlantısını yazmış ama bu durumu hafifletmiyor ne yazık ki...

(Burhan Uygur ile ilgili yaptığım ve aşağıda bağlantılarını verdiğim diğer yazıları da kapsayan araştırmamda farklı kaynaklardan yararlandım. Babamın arkadaşı olan ve çocukluğumdan beri tanıdığım sanatçıyla ilgili gözlemlerimi ve sanat tarihi eğitimimin sonucu oluşturduğum düşünceleri de ekledim.
   
Burhan Uygur ile ilgili diğer yazılarım:

Burhan Uygur'un Sanatı
Burhan Uygur ve 19. yüzyıl Sembolistleri
Burhan Uygur'un Resimlerinde Simge ve Dışavurum
Burhan Uygur'un 'Kapı' adlı Resmi
Bir Kitapta Resim Şart
Zamanın Sarkacındaki Adam

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir.   2008-2017 Creative Commons License

0 yorum :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...