Mitoloji, tarih boyunca sanatçıların dönemlerini ve krizlerini aktarmak için kullandığı temel konulardan biridir. İtalyan ressam Giorgio de Chirico, bu alanı değiştirerek mitleri burjuva odalarının ve yalnızlıkların ortasına bırakır. Bu mekânsal değişimi işlediği karakter, Homeros’un gezgini Odysseus’tur. Bu sahne, mitolojik anlatının zamansız özünü dünyanın sıkıntılarıyla buluşturur ve izleyiciyi alışılmışın dışında bir görsel okumaya davet eder. De Chirico, 1960'ların sonundan itibaren Neo-Metafizik dönemine geçiş yapar. Eski çalışmalarını ve mitolojik figürleri ironik bir dille yeniden ele alır.
Sanatçı, kariyerinin farklı dönemlerinde bu epik kahramanı içeren iki başyapıt üretir: 1968 ve 1973 tarihli 'Odysseus'un Dönüşü' tablolarında figür modern bir odanın zeminindeki su birikintisi üzerindedir. Bu iki kompozisyonları arasında anlam katmanları bulunur. Yapıtlar, ressamın sanat hayatı boyunca felsefi ve estetik gelişiminin en net kanıtlarını da sunar.
De Chirico’nun iki Odysseus versiyonunun ortak temeli, dışarısının genişliğini sıradan bir iç mekâna sığdırmasıdır. Ressamın 'gemi odası' olarak adlandırılan mimari tasarımı, pencereleri ve tavan yapısıyla bir gemi kamarasını andırır.
Tablolarda yerdeki halı veya parke, yerini su kütlesine bırakır. Troya Savaşı'ndan evine dönmek için mücadele eden Odysseus, statik eşyaların arasında, minyatür bir kayıkla kürek çeker. Bu durum rüya mantığını akla getirir; ev ve mobilyalar yabancılaşır ve tekinsiz bir atmosfere ulaşır. Dışarıdaki sonsuz deniz, burada evcilleştirilmiş küçük bir gölete indirgenir.
1968 Versiyonu: Modern İnsanın Yabancılaşması ve İçsel Labirent
1968 tarihli ilk versiyonda de Chirico, dönemin toplumsal durumunu ve bireyin varoluşsal bunalımını yansıtır. Bu resimde Odysseus, evine ulaşmaya çalışan aktif bir kahraman gibi değildir, zihninin labirentinde ilerleyen bir figürdür.
Odysseus fiziksel bir denizde değil, belleğinde yolculuk eder. Çağın insanı da bu durumdadır; geçmişine ve arzularına rağmen, içinde bulunduğu yaşamın kurallarıyla çevrili dört duvar arasında kalır. Zaman bu odada donar. Mobilyalar döngüyü vurgularken, kayıkla atılan her adım izleyiciye yabancılaşmayı hissettirir. Bireyin kendi ruhunda kayboluşu, bu odanın duvarları arasında somut bir gerçeklik kazanır.
1973 Versiyonu: Neo-Metafizik Bir Hesaplaşma ve İroni
Sanatçının 1973 yılında yaptığı resim sanatsal bir olgunluğu taşır. Bu yapıt, de Chirico'nun geçmişiyle yüzleştiği bir manifestodur. Eser, Homeros’un ünlü Odysseia destanını tamamen trajikomik ve biraz da kitsch bir anlatımla, metafizik bir oda içinde yorumlar:
Koskoca deniz, sıradan bir odanın parke zeminine serilmiş bir su birikintisi veya bir halı görünümündedir. Odysseus, fırtınalarla ve canavarlarla boğuşan cesur kimliğinden uzaklaşmış; evcil, klostrofobik bir mekanın ortasındadır. Antik Yunan mimarisine ait tapınak maketi, Odysseus'un (ve ressamın) doğup büyüdüğü Yunanistan'a bir göndermedir. Arkadaki kanepe ve üzeri mavi örtüyle kapatılmış dolap, gündelik yaşamı gösterir. Antik mitoloji ile modern ev ortamı yan yana getirilerek zaman algısı kırılır.
| Giorgio de Chirico, Odysseus'un Dönüşü, 1973, Paris Modern Sanat Müzesi |
Sağdaki pencereden dışarı bakıldığında, ıssız bir kıyı ve bir kayalığın tepesinde duran antik bir kule/ev göze çarpar. Bu görüntü, Odysseus'un varmak için ömrünü adadığı İthaka adasını ya da ulaşılamaz olan uzak hayalleri sembolize eder. Tablonun sol alt köşesinde sanatçının orijinal fırça imzası ve 1973 tarihi açıkça görülür.*
De Chirico bu şaşırtıcı resmi yaptığında 85 yaşındadır. Sanat tarihçilerine göre buradaki Odysseus, sanatçının kendisini temsil eden otobiyografik bir metafordur. Yaşlanan ressam, ömrünün son yıllarında dış dünyadaki büyük maceraları bırakıp anılarına ve evine çekilir. Müthiş bir sürrealist ironi barındıran bu eser, kahramanın mitini hem komik hem de melankolik bir yalnızlıkla tasvir eder.
Nietzsche’nin Ebedi Dönüş Kuramı ve Zamanın Çizgiselliği
İki eser arasındaki felsefi bağ, de Chirico'nun hayranlık duyduğu Friedrich Nietzsche’nin Ebedi Dönüş kuramıdır. Mitolojide Odysseus’un yolculuğu düz bir çizgide ilerler ve Ithaka'ya ulaştığında biter. Ancak de Chirico'nun odasında zaman doğrusal değildir, daireseldir.
Kayık odanın içindeki suda düz bir hat çizemez; mobilyaların etrafında döner, duvarlara çarpar ve tur atar. Hayatın ve tarihin kendini tekrar etmesi gibi, bu odadaki Odysseus’un yolculuğu da son bulmaz. Bu dairesellik, insanın kendi geçmişinden ve kaderinden asla kaçamayacağı gerçeğini gözler önüne serer.
İki Seri, Tek Bir İçe Yöneliş
De Chirico 1968 versiyonunda mitolojiyi insanın yalnızlığını anlatmak için bir araç olarak kullanırken, 1973 versiyonunda bu aracı sanatsal geçmişine, eski resimlerine ve çocukluk anılarına yöneltir.
Her iki yapıt da aynı gerçeği gösterir; okyanuslar ve yolculuklar dışarıda bir yerde bulunmaz; insanın odasında, zihninin derinliklerinde ve anılarının sessizliğinde yaşanır. Sanatçı için o küçük oda, dünyaya meydan okuyan bir alandır ve insanın zihinsel sınırlarını çizen en güçlü estetik mekân olarak varlığını sürdürür.
Peki sizce, Giorgio de Chirico’nun dört duvar arasına hapsettiği bu Odysseus, tanrıların kurallarına boyun eğmiş çaresiz bir tutsak mıdır? Yoksa kendi küçük odasında tüm okyanusları ve anıları baştan yaratan, dış dünyaya tamamen kapalı özgür bir kral mı? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşmayı unutmayın!
*Orijinal tablonun başarısının ardından 1973 yılında Roma'daki basım evlerinde (özellikle Alberto Caprini basımı) sınırlı sayıda taş baskı (litografi) üretilir.
Benzer Yazılar:
Giorgio de Chirico’nun Metafizik Resimleri
_______________________________
*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
________________________________
Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.
0 comments :
Yorum Gönder