13 Eylül 2008 Cumartesi

James Ensor ve Ernst Ludwig Kirchner'in Resimlerinde Alay ve Hüzün

Varoluşçu acılarına yanıt aramak için kendini feda ederek resim yapan Van Gogh, içindeki sıkıntılarını yansıtan Munch gibi James Ensor da ekspresyonistlere öncü olan ressamlardandır. Ensor’un (1860-1949) resimlerinde Flaman geleneğine uygun olarak koyu renklere ve alaycı mizaha rastlanır. İçe dönük, insanlara ve dünyaya yabancılaşan bir kişi olarak gerçeklerden uzaklaşmayı tercih eder. Toplumun yaşam biçimiyle, davranışlarıyla, ikiyüzlülüğüyle dalga geçer ve bunları gülünç maskelerle, melankolik koyu renklerle resmeder. Bu tutumuyla Rönesans Flaman ressamlarından Bosch’un ve Brugel’in devamı gibidir. Çocukluğunda babasının kabuklu hayvan dükkanındaki deniz kabukları ve tavanarasına atılmış maskeler onun imgelem gücünü besleyen öğelerdendir. Ostente kentinin plajlarındaki, balolarındaki ve karnavallarındaki insanları kalabalık olarak tasvir etti. Ostente’nin gündelik yaşamı ona ve sanatına belirgin bir mizah verdi (1).

10 Eylül 2008 Çarşamba

Hiçlikte Birkaç Söz

Eyleme bağımlı insan sonsuzluğu kaybeder çünkü yaptıkları için kaygılıdır. Olasılıklar dünyasında gezinen ise hiçliği duyumsar.

İnsan yaşadıkça hayat içine çekecektir. Toplum uzak durana karşı kıskançtır ve gelip kapıyı çalar.

İletişimde soru sormamak, sadece anlatılmak isteneni dinlemek ve onaylamak ilgisizliktir. "Anlattıkların umurumda değil aslında" demektir.  Anlatan kişi soru sorulmasını mı ister yoksa durmadan konuşmayı mı?

Rahatsız olanların yanında sigara içenler düşüncesiz ve saygısızdır. Kendi özgürlüğünü savunurken başkasının özgürlük alanına girer.

Ölüm mutlu olmak isteğini güçlendirir. Kimisi ölüm sonrası hayata inanmaz. "Hayat kısa. Onu en güzel şekilde ve istediği gibi yaşamalı" düşüncesine sığınır. Kimisi de bu dünyanın gelip geçiciliğinin uyandırdığı tatlı hüzünle yaşar. Yaşamını güzel ve anlamlı kılmaya çalışırken öteki dünyaya da uzak durmaz.

NALAN YILMAZ. 2008.
_______________________________________

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________

Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.

9 Eylül 2008 Salı

Şeker Ahmet Paşa'nın Manzara ve Natürmortları - 2

Şeker Ahmet Paşa manzara ve natürmort resimleriyle tanınan ilk önemli Osmanlı sanatçılarındandır. Paris’te kaldığı süre içinde aldığı klasik eğitimin yanı sıra sanat olaylarını da takip eder. Türkiye’ye döndükten sonra Barbizon Okulu, Corot ve Courbet etkisinde resimler yapar. Köylü ve eşeğinin doğa içinde çok küçük olarak tasvir edildiği Ormanda Oduncu resminde ormanın gizi ve ağaçlar romantik bir ışıkla verilmiştir. Mistik bir atmosferin hakim olduğu ve doğanın yüceltildiği titiz bir çalışma örneği olan kompozisyonda zaman durmuş gibidir. Kır Peyzajı, Ceylan ve Ormanda Koyun Sürüsü gibi resimlerinde hep dikkatli doğa gözlemleri fark edilir. Ancak nesneler fotoğraf gibi birebir ve ayrıntılı olarak aktarılmamıştır. Resimlerde içtenlik, romantik bir anlayış, masalsı ve düşsel bir görünüm belirgindir.  
Ceylan
Ormanda Koyun Sürüsü, 1897
1898 tarihli Talim Yapan Erler ve 1899 tarihli 'Hisar ve Evler' adlı çalışmalarında da yalın ve naif bir tutum göze çarpar. Vadiden ve bulutların arasından gelen ışığın aydınlattığı resimde erler son derece küçük figürler olarak görülür. Şeker Ahmet Paşa’nın manzaralarında güçlü bir teknikle kendine özgü fırça darbeleri ve ışık kullanımı, saf duyarlılık, kişisel bir görüş ve yumuşaklık fark edilir. Önemli resimlerinden biri olan Otoportre’sinde kendini geleneksel bir şekilde, elinde palet ve fırçasıyla resim yaparken göstermiştir. Bu çalışması Batı resminin kurallarına göre yapılmış olsa da tasvir edilen kişi Osmanlıdır. 

Ormanda Oduncu
Hisar ve Evler
Şeker Ahmet Paşa
1873 yılından itibaren Mercan’daki konağındaki atölyesinde resim çalışmalarını sürdüren Ayvalı Natürmort adlı resminde ortada yükselen kalın gövdeli ağacın önünde düzenlenmiş olarak yer alan ayva ve nar gibi meyveler görülür. Bu resimde hem doğa hem de natürmort bir aradadır. Ağacın üzerine ayvalar tutturulmuş gibidir. Arka planda orman görüntüsü vardır. Özellikle meyveler, ağacın dallarındaki yapraklar, geri planda zemin ve otlar ışıklıdır. Işık tek kaynaktan değildir, dağınıktır. Meyvelerin renkleri doğayla uyumludur. Dikey ve yataylığın denge sağladığı bu çalışmada ressam doğa ve onun içindeki elemanları kendine göre estetik bir düzenle kurgulamış. 

Şeker Ahmet Paşa manzaralar yanı sıra natürmortlar da yapar. Masa üzerinde çeşitli meyvelerin yer aldığı bir natürmortunda da dikkatli ve titiz çalışıldığı fark edilir. Beyaz bir zemin üzerinde sepet içinde üzüm salkımları, sepet etrafına narlar, kesilmiş bir karpuz, ayvalar ve karpuz dilimi yerleştirilmiştir. Meyveler ve yapraklar ışıklı, açık ve koyu ton değerleriyle iri fırça darbeleriyle tasvir edilmiş. Arka plan koyu tutularak meyvelerin daha aydınlık bir şekilde ön plana çıkması sağlanmış. Arka planın koyuluğu ve zeminin beyazlığıyla karşıt renklerin kullanımı kontrast oluşturuyor. Çok gerçekçi olması için uğraşılmamış. 

Natürmort, 1901
Bir başka sepetli natürmortunda meyve grubuyla karşılaşırız. Yine koyu bir arka fon, açık renk bir zemin göze çarpar. Masanın üzerindeki sepet içinde renkli üzüm salkımları, sepetin etrafında narlar, kesilmemiş bir kavun ve asma yaprakları yer alır. Kalabalık bir görüntü oluşsa da her biri ayrı ayrı algılanabiliyor. Düzenleme gözü yormuyor. Kompozisyonda oranların doğruluğu önemsenmemiş ama konturlar belirgin. Doğaya çok bağlı olmadan, özgürce fırça vuruşlarıyla, boya, ışık ve derinliği belirginleştiren gölge oyunlarıyla canlılık elde edilmiş. 

Natürmort
Kavun adlı çalışmasında kompozisyonu kaplayan basık bir kavun ve ondan kesilmiş bir dilim görülür. Diğer natürmortlarındaki gibi açık renk yatay bir yüzey arka plandaki koyuluğa dik olarak uzanır. Meyvenin sert kabuk dokusundan yumuşak iç kısmına doğal bir geçiş gözleniyor. Doku ve formdaki duyarlılık naif yönü belirginleştiriyor. 

Kavun, 1895
Küçük bir çalışma olan Karpuzlu Natürmort'unda bu kez koyu kahverengi bir masa ve daha açık tonda kahverengi arka plan vardır. Masa üzerinde ön planda kesilmiş kalın bir karpuz dilimi, yanında sarı yuvarlak bir kavun, kavunun etrafında yapraklarıyla birlikte armutlar, arkada pek de seçilemeyen basık bir sepet içinde üzüm salkımları ve armutlar yer alır. Ön planda masanın köşesinde yön belirleyen metal bir bıçak dikkat çeker. Doğanın ürünleri yanında metal bıçak soğukluk hissi uyandırır. Bir önceki resimde kalabalık nesneler yerine tek bir nesnenin tasviri vardı. Burada ise yine birkaç çeşit meyve görülüyor. Armutlar ve üzümler çok sayıdayken kavun ve karpuz dilimi büyük olarak kompozisyonun ortasında resmedilmiş. Bu resim Türk resminde güzel yerleştirme ve uyumlu renkler yönünden önemli sayılan, başarılı çalışmalardan biridir.  

Karpuzlu Natürmort
Şeker Ahmet Paşa’nın meyveli kompozisyonları yanı sıra çiçekli natürmortları da vardır. Çiçekler adlı resminde krem rengi bir zemin üzerindeki kahverengi bir kase içindeki leylaklar, kasımpatıları ve laleler koyu bir fonla çerçevelenir. Koyu arka plan dikkati çiçekler üzerine çekiyor. Kasenin yanındaki gül derinlik duygusu yaratıyor. Sanatçı çiçek tasvirlerinde yoğun boya kullanımıyla hacim ve doku elde ediyor. Çiçeklerin renkleri, ayrıntılı çizimleri, dokuları ve ışıklı yüzeyleri resme canlılık ve hareket kazandırıyor. 

Çiçekler
Şeker Ahmet Paşa doğa nesnelerini atölyesindeki masalara yerleştirerek kendine göre düzenlemelerle tuale yansıtıyordu. Paris’te klasik anlayışa göre figür, desen, anatomi ağırlıklı bir eğitim almış olsa da manzara ve natürmortu tercih eden ressam doğayı olduğu gibi aktarmak ve ayrıntıları önemsemek yerine kendine göre yorumlamıştır. Fotoğraf gibi objektifliği vermeyi seçmeyen sanatçı özgür ve rahat fırça vuruşlarıyla bazen koyu gölgeler, bazen parlak ve berrak renkler kullanarak doğayı ve doğa nesnelerini romantik bir ışıkla resmetmiştir. Natürmortlarda sağdan, soldan veya karşıdan gelen sakin, yumuşak bir ışık meyveleri ve diğer nesneleri kavrar. Nesnelerde dağınıklık ve çokluk görülse de dengeli ve simetrik bir düzenleme vardır. İyi bir teknikle yapılmış ve sabırlı çalışmanın ürünü olan kapalı formdaki natürmortlar içten ve şiirseldirler. Sanatçı ince bir renk işçiliğiyle oluşturulan nesnelerin birbirlerine olan oranlarına dikkat etmez. Bozulan oranlar, basık ve dar formlar naif yönü güçlendirir.

Şeker Ahmet Paşa çalışmalarında uyumlu ve canlı renkler kullanıp düzen duygusunu önemseyerek ve çizgide de ustalık göstererek özgür bir stil oluşturmuştur. Batı tekniğindeki kompozisyonlarına Doğuya bakışındaki kişisel ve özgün değerlerini de katmıştır. Canlı ve yaşayan, ifadeci resimleri Paris’teki eğitimin sağladığı dikkatli, temiz çalışma, sağlam desen oluşturma, ışığı iyi kullanma, düzenlemede özenli olma gibi özellikler sonucudur.

Kaynaklar

1- Gelişim Hachette, 8, Interpres Basın ve Yayıncılık, İstanbul, 1993, s: 2914 
2- Giray, Kıymet, Sabancı Koleksiyonu, Akbank Yayını, İstanbul, 1995, s: 234  
3- Gören, A. Kamil, Şeker Ahmet Paşa ve Sanatta Betimlemeye İlişkin Bir Değerlendirme,  Antik Dekor, 39, İstanbul, 1997, s: 85 
4- Gören, A. Kamil, Jeon-Leon Gerome, Antik Dekor, 34, Nisan, 1996, s: 104  
5- Gören, A. Kamil, Türk Resim Sanatında Şişli Atölyesi ve Viyana Sergisi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Derneği, İstanbul, 1997, s: 34   
6- Gören, A. Kamil, 50. Yılında Akbank Resim Koleksiyonu, Akbank, İstanbul, 1998, s: 34 7- İslimyeli, Nüzhet, Asker Ressamlar ve Ekoller, Doğuş Matbaası, Ankara, 1965, s: 38,  
8- Öner, Sema, Tanzimat Sonrası Osmanlı Saray Çevresinde Resim Sanatı, Milli Saraylar, 1992, s: 74  
9- Renda, Günsel, Erol, Turan, Başlangıcından Bugüne Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi, 1, Tiglat Basımevi, İstanbul, 1980, s: 41

NALAN YILMAZ. 2002.

Bu araştırmam 13 Mayıs 2002 tarihinde Hürriyet, Agora - Sanat sayfalarında ve 20 Nisan 2007'de  lebriz sanal dergi'de yayınlanmıştır.

Şeker Ahmet Paşa'nın Hayatı - 1
______________________________________

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________

Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.

8 Eylül 2008 Pazartesi

Şeker Ahmet Paşa'nın Hayatı - 1

1841 yılında Üsküdar’da doğan Şeker Ahmet Paşa’nın babası Ali Efendi’dir. Gerçek adı Ahmet Ali olan ressam, çocukken eniştesi Yahya Paşa tarafından himaye edilir. 1846 yılında beş yaşındayken Üsküdar İlkokulu’na başlar. On dört yaşındayken sınavla girdiği Tıbbiye Mektebine kısa bir süre devam eden Şeker Ahmet Paşa doktorluğun kendisine göre olmadığını anlayıp okuldan ayrılır ve 1856 yılında Harbiye Mektebi'ne geçer.

Şeker Ahmet Paşa resme olan ilgisi nedeniyle bu alanda kendini geliştirmek için çok çalışır. Bu çabaları on sekiz yaşındayken Harbiye Mektebinin resim öğretmenliği bölümüne atanmasını sağlar. Harbiye Mektebi'nden en üst dereceyle mezun olur. Sanata düşkün bir padişah olan Abdülaziz teğmen Şeker Ahmet Paşa’nın çalışmalarını gördükten sonra onu resim eğitimi alması için 1861-62 yıllarında Paris’teki Mekteb-i Osmani’ye gönderir. Mekteb-i Osmani Paris’e eğitim için gönderilen gençlerin dersleri izleyebilecekleri bir düzeye getirilmeleri ve disiplin altında tutulmaları için açılan bir okuldur. Öğretim kadrosunun çoğunluğu Fransızlardan oluşan bu okul 1860’da kurulmuş ve 1878’de Fransa-Prusya savaşı sonrasında kapanmıştır...

6 Eylül 2008 Cumartesi

Deniz Kabukları ve Rüzgar Çanı

Dün sabah kız kardeşim, Tayland'ın Phuket'ten sonra 2. büyük adası olan ve beyaz kumlu kumsallara, durgun turkuaz denize sahip Ko Chang'den deniz kabukları, deniz minareleri ve rüzgar çanı getirdi. Deniz minareleri daha önce gördüklerimden farklı. İnce, uzun ve pürüzsüzler. Deniz kabuklarından yapılmış rüzgar çanının benzerlerini ise Bodrum'da görmüştüm. Orada satılan kırmızı deniz yıldızları da göz alıcıydı. Herhangi bir sahilde güneş ardında müthiş renkler bırakarak denizin üzerinden batarken, çeşitli renklerdeki taşları, kabukları ve deniz yıldızlarını toplamak ve hafif dalgayla kıyıya vuran suyun sesini dinlemek sonsuzluk hissi uyandıran dingin ve huzurlu bir ortam oluşturuyor. Kaçırılmayacak anlardan biri bu. Bir de sabahın erken saatlerinde, tüm kumsal boyunca kimsenin girmediği durgun denizde yüzmek inanılmaz bir keyif. Geçmiş yazlardan birinde kuzey Ege sahillerinde 7.00 civarında sisli bir havada denize girmiştim. Sise doğru yüzmek o andan kopmamı sağlayan bir eylemdi. Grinin tonlarında bir bulut içinde kaybolmak. Başka boyutlara geçmek gibiydi ve unutulmaz anlardan biriydi. 


_______________________________________

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________

Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.