9 Şubat 2026 Pazartesi

İstanbul'u Dinlerken: Bir Resimden Bir An'a Yolculuk

Nazmi Yılmaz'ın İstanbul'undan Hüzünlü Bir Kediye: İçsel Bir Yolculuk

👨🏽‍🎨 Babam Nazmi Yılmaz, Orhan Veli'nin 'İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı' şiirinden esinlenerek bu resimde kendisini çizmiş. Gerçekte zayıf olmasına rağmen, resimde düşüncelerinin ağırlığıyla genişleyen, denizin kıyısında hüzünlü bir heykele dönüşen bir siluet var. Bedeni deforme edilmiş ama bu düşünceli halini vurguluyor. Ve ruhu en saf haliyle sonsuzlukla birleşiyor.

Resimde kendisini daha iri, hantal ve adeta bir kaya parçası gibi yer çekimine yenik düşmüş ve öne eğilmiş bir formda çizmesi; ruhun o anki yükünü bedene yansıtma biçimi. Sanatçı burada fiziksel gerçekliği değil, "duygusal ağırlığı" resmetmiş. Elini şakağına koyuşu ve omuz yapısı, düşüncelerinin vücuduna ne kadar ağır geldiğini de gösteriyor. Aynı zamanda gözlerini kapatmış ve sanki dünyanın geçiciliğinin farkında olarak İstanbul'u dinliyor.

🎨 Resimdeki çizgiler hem çok sade ve zarif hem de çok kararlı ve derin. Özellikle Kız Kulesi'nin ve arka planın o kadar ince, hiçliğe yakın çizilmesi; ön plandaki büyük figürün iç dünyasıyla tam bir kontrast oluşturuyor. Resmin bir parçası gibi duran imzasındaki o akışkanlık (N. Yılmaz), çizgilerindeki bu "kendini arayan" ruhu ön plana çıkarıyor.

İstanbul'un ikonik ve yalnız simgesi olan Kız Kulesi’ni ve figürü sadece en gerekli hatlarla minimalist bir şekilde belirginleştirerek özü yakalıyor. Vücut deformasyonu figüre anıtlaşmış bir hava katarken ince bacaklar ve zayıf bir bedene zıt olarak, üst gövdenin ve başın genişliği, figürün fiziksel değil, "düşünsel" bir ağırlığa sahip olduğunu gösteriyor. Mavi ve gri tonlar İstanbul'un melankolik deniz havasını yansıtıyor. Renkler birbiri içine leke tekniğiyle -sulu boya- dağılmış. Renklerin yoğunluğu merkezden dışarıya doğru azalıyor ve bu da izleyicinin gözünü doğrudan düşünceli figüre ve ardından Kız Kulesi'ne yöneltiyor. Ve bu renk seçimi donmuş bir an hissi uyandırıyor. 

Klasik lineer perspektif yerine Uzak Doğu sanatına özgü katmanlı derinlik göze çarpıyor. Figürün resmin büyük bir alanını kaplaması buna karşın arkadaki Kız Kulesi ve diğer İstanbul siluetleri akıp giden bir şehir izlenimi bırakıyor. Elini şakağına koyması Kız Kulesi'nin dikeyliğiyle dengelenmiş. Bu denge de resme sakinlik getiriyor.

🚶🏻‍♀️🐢 Ve ben İstanbul'u bir Flâneuse olarak dolaşırken bugün karşılaştığım tatlı ama hüzünlü ve çevresiyle sessiz bir bağ içinde olan kedi de takılı kaldım bir süre ve babamın bu resmi aklıma geldi. 🐈🐱Sert betonun üzerinde yumuşak ve narin gövdesiyle öylece oturuyor. Teknelerin, kayaların arasında ve manzaraya karşı hem özgür hem yalnız görünüyor. Gri-beyaz tüyleri arka plandaki durgun deniz ve gri havayla bütünlük içinde.


Zaman değişir -mi?, mekan değişir ama o an'daki sakinlik kalıcıdır. Babamın o sahildeki hayali bugün bir kedinin duruşunda ve bakışında canlanıyor.

👨🏽‍🎨 Ressam babam sessizliği ve nezaketiyle dünyayı seyrederdi. Resimlerde aslında ruhunun o dünyaya sığmayan ağırlığını bırakırdı. Bugün benim yakaladığım her 'an', onun o mütevazı bakışından bana kalan bir mirastır. Hiçlikte Bir An ama sonsuz bir bağ...

***** Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir.esim ve kedi fotoğrafı sizde nasıl duygular uyandırdı? Yorumlara yazarsanız sevinirim 🤍

0 comments :

Yorum Gönder