Nazmi Yılmaz'ın İstanbul'undan Hüzünlü Bir Kediye: İçsel Bir Yolculuk
👨🏽🎨 Babam Nazmi Yılmaz, Orhan Veli'nin 'İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı' şiirinden esinlenerek bu resimde kendisini çizmiş. Gerçekte zayıf olmasına rağmen, resimde düşüncelerinin derinliğiyle genişleyen, denizin kıyısında hüzünlü bir heykele dönüşen figür var. Deforme edilmiş bedenle, dış dünyaya kapalı gözlerle ve öne eğilmiş başla kendi içine yöneldiği görülüyor. Ve ruhu en saf şekilde sonsuzlukla birleşiyor.
Resimde kendisini daha iri, hantal ve bir kaya parçası gibi yer çekimine yenik düşmüş ve hafif eğilmiş bir formda çizmesi; ruhun o anki yükünü bedene yansıtma biçimi. Fiziksel gerçekliği değil, "duygusal ağırlığı" resmetmiş. Elini şakağına koyuşu* ve omuz ve sırt yapısı, düşüncelerinin vücuduna ne kadar fazla geldiğini de gösteriyor. Aynı zamanda eylemsizlik içinde; meditasyon yapar gibi gözlerini kapatmış ve sanki dünyanın geçiciliğinin farkında olarak İstanbul'u dinliyor.
🎨 Resimdeki çizgiler hem çok sade ve zarif hem de çok kararlı ve derin. Özellikle Kız Kulesi'nin ve arka planın o kadar ince, neredeyse hiçliğe yakın çizilmesi; ön plandaki hacimli figürün iç dünyasıyla tam bir kontrast oluşturuyor. Aslında dış dünyanın bir hayal, iç dünyanın ise tek gerçeklik olduğunu hatırlatıyor. Resmin bir parçası gibi duran imzasındaki akışkanlık (N. Yılmaz), "kendini arayan" ruhu da ön plana çıkarıyor.
İstanbul'un ikonik ve yalnız simgesi olan Kız Kulesi’ni ve kendisini sadece en gerekli ve temel hatlarla minimalist bir şekilde belirginleştirerek özü yakalıyor. Vücut deformasyonu figüre anıtlaşmış bir hava katarken ince bacaklar ve zayıf bir bedene zıt olarak, üst gövdenin genişliği onun fiziksel değil, "düşünsel" bir ağırlığa sahip olduğunu gösteriyor. Mavi ve gri tonlar İstanbul'un melankolik deniz havasını ifade ediyor. Renkler birbiri içine leke tekniğiyle -sulu boya- dağılmış. Renklerin yoğunluğu merkezden dışarıya doğru azalıyor ve bu da izleyicinin gözünü doğrudan melankolik duruşa sahip figüre ve ardından Kız Kulesi'ne yöneltiyor. Ve bu renk seçimi donmuş bir an hissi uyandırıyor -hiçlikteki o an-.
Klasik lineer perspektif yerine Uzak Doğu sanatına özgü katmanlı derinlik göze çarpıyor. Figürün hareketsizliğine karşın arkadaki Kız Kulesi ve diğer İstanbul siluetleri akıp giden bir şehir izlenimi bırakıyor. Dirseğinden yüzüne uzanan kolunu Kız Kulesi'nin göğe yükselişiyle dengeleyerek resme sakinlik getiriyor.
Zaman değişir -mi?, mekan değişir ama o an'daki sakinlik kalıcıdır. Babamın o sahildeki hayali bugün bir kedinin duruşunda canlanıyor.
Dipnot: *Elini başına koyup düşüncelere dalmak sanat tarihinde sık rastlanan bir temadır. Bu figüre dalgın ve melankolik bir ifade verirken yalnızlığı, hüznü, dünyadan soyutlanıp hayallere dalındığını da gösterir. Beden oradadır ama zihin başka yerde.
Resim ve kedi fotoğrafı sizde nasıl duygular uyandırdı? Yorumlara yazarsanız sevinirim 🤍
Ressam Nazmi Yılmaz ile ilgili diğer bağlantılar:
Hiçlikte Bir Resim: Nazmi Yılmaz - İstanbul'un Zamanı Aşan Manzarası
Kadın Ruhunu Resmeden Nazmi Yılmaz
Ressam Nazmi Yılmaz'ın Sergileri
Yalnızca Hoş Geçen Saatlerimi Sayarım
Ameliyat
9. Yıl Anısına
7. Yıl Anısına
Ressam Nazmi Yılmaz'ın Manzara Resimleri
Resimlerin Albümü
Ressam Nazmi Yılmaz'ın Sergileri
Yalnızca Hoş Geçen Saatlerimi Sayarım
Ameliyat
9. Yıl Anısına
7. Yıl Anısına
Ressam Nazmi Yılmaz'ın Manzara Resimleri
Resimlerin Albümü
***** Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir.es




0 comments :
Yorum Gönder