24 Mayıs 2009 Pazar

Sıkıntı - Huzur - Umut

Sıkıntı melankoliğe eşlik eden arkadaştır :) Öyledir gerçekten. Hep canı sıkılan ama neye sıkıldığını bilemeyen insanlar vardır. Kişisel tarihinde bu sürüp giden kronikleşen bir durum olursa melankoli de peşinden ayrılmaz.

"19. yüzyılın ortasında, Flaubert, Aziz Antonius'un ruh halini sıkıntıyla ifade eder: Ah nasıl canım sıkılıyor! nasıl canım sıkılıyor! Bir şey yapmak istiyorum ve bunun ne olduğunu bilmiyorum; bir yerlere gitmek istiyorum, nereye bilmiyorum; ne istediğimi bilmiyorum, ne düşündüğümü bilmiyorum, istemeyi arzulamak bile geçmiyor içimden."* Sanki Ivan Gonçarov'un Oblomov'u söylemiş gibi bu sözleri ya da boş verin roman kahramanını siz de zaman zaman böyle hissetmez misiniz?

Ne yapmak istediğini bilmemek ya da aslında her şey yolundaymış gibi görünürken can sıkıntısı. Her şey yolunda mıdır aslında? Sıkıntının kaynağı nedir? Boşluk mudur? Varoluş mu? Varoluşla insanın kendisi arasına koyduğu mesafe mi? Hayata bakış açısı mı?...

Tam bu noktada 10-15 yıldır artan bir şekilde görülen 'olumlu düşünme ve kişisel gelişim' üzerine kitapların popülaritesinin neye bağlı olduğunu da sorgulamak gerekir. İnsanlar tıkandı mı, bir çıkmazda mı? Ruhsal gelişimleri için bir şeyler yapmaları gerektiğini mi fark ettiler ya da fark ettirildiler? Bir şeyler yolunda gitmiyor mu? Bu tür kitaplarda ya da öğretilerde "Kendini onayla, pozitif ol, aynaya bak kendini sevdiğini, mutlu ve sağlıklı olduğunu, her şeyin güzel olduğunu söyle, her gün istediğin şeyi gözünün önüne getir, seninmiş gibi düşün ve imgeleminde canlandır, evren onu sana getirir" gibi şeylerle karşılaşılır. Bedensel hastalıkların ruhsal sıkıntılarla ilgili olduğu da vurgulanır. Sebepsiz yere neşe ve sevinç içinde olmak  ya da aslında sebepsiz değil ama kişi sebebini bilemez.

Peki, tamam da her şeyde olumlu bir şeyler görmek düşüncesi yeni mi? Her şeyde bir hayır vardır sözü ne o zaman? Dua edip Allah'a yönelindiğinde hissedilen o iç huzuru? Bir şeyi kırk kere söylersen olur sözü? (Zikir), Korktuğun şey başına gelir... bu örnekler çoğaltılabilir. Herkes huzuru farklı inanışlarda bulabilir. Dua etmek bunlardan biridir. Duanın sağladığı sadece bu kadar değil. Hayatı daha mutlu, iyi yaşarken yaradana inanmak ve ona daha yakın hissedebilmek de var. Aynı zamanda öbür dünya inancı. Binlerce yıl her topluma peygamberler gönderilmiş. Hepsi aslında aynı kozmik bilgileri insanlara aktarmaya çalışmışlar. Zamanla farklılaşmış olsa da.

Bildiğim umudu da yitirmemek gerekiyor. Pandora'nın kutusu açıldığında bütün kötülükler yeryüzüne yayılırken kutunun içinde bir tek umut kalır. Sanırım bu insanı yaşama bağlayan şey. Herkes yaşamı daha güzel ve anlamlı kılmayı ister. Bunun için tek bir düşünceye bağlı kalmadan araştırıp kişinin kendisi için en uygunu ne ise ona yönelmesi doğru görünüyor.

*Hélène Prigent, Melankoli, Bunalımın Başkalaşımları, çev: Orçun Türkay, YKY, 2009, Mayıs, s: 120

Melankoli-Hüzün-Boşluk-Derin Düşünce

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir.   2008-2017 Creative Commons License

1 yorum :

  1. Sayenizde yalnızlığımla kalabalıklaştım. Melankolik miyim bilmem ama, bu sayfalarda kendimi buldum. Yani kendini bulamamanın sanatını:)Melankolinin iyi bir şey olduğunu bile düşünmeye başladım. Sanatçının beslendiği, hayata karşı gibi duran hayat damarı sanki.Bu hal, sanatçı olamasamda bir gün benimde bir şeyler üretmeme vesile olan bir hale dönüşür umarım. Ben de melankoliğim demek, belki de sanata saygısızlık bile olabilir diye düşünmekteyim. Bir kalitesi olduğunu anladım sayenizde.
    Yazıda bahsedilen sıkıntının kaynağına şöyle bakıyorum artık. Var olmak için çok çaba sarf ettim. Var olmaya çalıştıkça bir şeyler ters gitti. Adem'in adına takılı kaldım sonra. 'YOK'. Yokluktan gelen bir şey var oldukça olabilir miydi acaba? Mayasına, imalatına tersti. Öz'üne döndükçe, yokluğunu, hiçliğini gerçekten fark edebildikçe varlık içinde darlık, yerini yokluk içindeki bolluğa bırakıyordu sanki. Var olmanın dayanılmaz ağırlığı, yok olmanın dayanılır hafifliği. Tabi yazması yaşamasından kolay her zamanki gibi. Bunu fark edebildiğim için bile mutluyum artık.
    Sanırım tüm melankolikler, bu bilgiyle evrene gönderiliyorlar. Bunu hatırlamaya çalışıyorlar, görünene uyum sağlayamadıkça yalnız ve yalnış olduklarını düşünüyorlar. Belki de tam olması gereken noktadalar.. Sevgilerimle. Nihan

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...