Ortaçağ’da Avrupa’da önemli sanat projeleri, genellikle kiliseler ve tarikatlar tarafından
yarı dinsel meslek örgütleri olan loncalara yaptırılır. Kurumların yetkilileri
sipariş edilen resim, heykel, vitray, minyatürlü el yazmalarını ustalara
hazırlatıp onları denetler. Bir usta kentin yönetiminde sözü geçen bu
derneklere alınabilmek için kendi alanındaki becerisini göstermelidir. Bunu
yaptığında dükkan açıp çırak tutabilir ve siparişleri kabul edebilir. Rönesans
ile sert ve disiplinli loncalar yerini atölyelere bırakır ve sanat zanaatçı
ayrımı başlar. Resim, heykel ve müzikle uğraşanlar ön plana çıkarken
zanaatçılar önemsizleşir.
19. yüzyılda akademik stilciliğe karşı olan Romantizmin ‘sanat sanat içindir’ söyleminde sanatın herhangi bir amacı olması gerekmediği, sadece kendi hizmetinde olduğu fikri geçerlilik kazanır. Böylece bağımsız sanat kavramı gündeme gelir. Ancak hiçbir sanat akımı ve düşünce sistemi uzun süreli olmaz. Geride kalıp yerini yeni anlayışlara bırakır. Yüzyılın ikinci yarısında endüstrileşme sonucunda beliren yeni kültürde eski biçim anlayışıyla yeni teknolojiye uygun ürün meydana getirilmeye çalışılır. Bu tür ürünlerde uyumsuzluk, taklit, içeriksiz bir özentilik, teknik ve sanatsal yetersizlik kısacası Kitsch denilen zevksizlik göze batar. Öte yandan sanat hala belirli bir kesimin ulaşabileceği değerli bir şeydir. Bu duruma bilinçli veya bilinçsiz tepkiler olur. Daha ucuza sanat eseri alma isteği doğar.
19. yüzyılda akademik stilciliğe karşı olan Romantizmin ‘sanat sanat içindir’ söyleminde sanatın herhangi bir amacı olması gerekmediği, sadece kendi hizmetinde olduğu fikri geçerlilik kazanır. Böylece bağımsız sanat kavramı gündeme gelir. Ancak hiçbir sanat akımı ve düşünce sistemi uzun süreli olmaz. Geride kalıp yerini yeni anlayışlara bırakır. Yüzyılın ikinci yarısında endüstrileşme sonucunda beliren yeni kültürde eski biçim anlayışıyla yeni teknolojiye uygun ürün meydana getirilmeye çalışılır. Bu tür ürünlerde uyumsuzluk, taklit, içeriksiz bir özentilik, teknik ve sanatsal yetersizlik kısacası Kitsch denilen zevksizlik göze batar. Öte yandan sanat hala belirli bir kesimin ulaşabileceği değerli bir şeydir. Bu duruma bilinçli veya bilinçsiz tepkiler olur. Daha ucuza sanat eseri alma isteği doğar.
![]() |
| Arts and Crafts, Glasgow Okulu, gül motifleriyle dizayn edilmiş ahşap ve cam paravan |
![]() |
| Piet Zwart, Çocuk Sandalyesi, 1935 |
İki boyutlu düzlemde üç boyutlu nesnelerin değişik yönlerden gösterildiği, parçalandığı, fonksiyonlarını yitirdiği ve kolaj tekniğinin uygulandığı Kübizm, hıza, makineye ve harekete hayran ve yeni bir sanat anlayışı kurmak isteyen (1909-1924), ‘tekniğe karşı değil teknikle beraber’ sloganını benimseyen, dördüncü boyut olan zamanı önemseyen, dinamik uzay kompozisyonlarının ve hareketli heykel makine karışımı otomatların yapıldığı Konstrüktvizm gibi avangard anlayışlar da sanat ve tasarım tarihinde oldukça etkili olmuştur.
Geleneksel üslupları, inanışları, sarsılmaz sanılan değerleri yıkmaya çalışan ve anlamsızlığı Dadaizm (1916-1922) tasviri ortadan kaldırarak sanatı özgür hale getirip yeni ufuklara götürmek ister. Dada bildirilerinde 'sanat yeni dünyanın doğuşu için uykuya dalıyor' diye yazar. Dada hareketi içinde yer alan Marcel Duchamp endüstri ürünü olan bir eşyaya da sanatsal anlam yükler. Endüstri ürünlerini bir araya getirerek ya da tek başına hiç dokunmadan sunar. Ona göre insanın kullandığı her şeyin etkili bir formu olabilir. Düşünce üretilen nesneden üstündür. Bu anlayış da 1960'ların sonlarında kavramsal sanatın ortaya çıkmasına etkendir.
önemseyen
![]() |
| Gerrit Rietveld, Kırmızı ve Mavi Masa, 1923 |
Sanatın bireysel bilinçten kurtulup toplumsal
bilince kavuşmasını amaçlayan Theo Van Doesburg ve Piet Modrian’ın
oluşturdukları De Stijl’de
(1917-1931) temel yuvarlak, kare, dikdörtgen gibi geometrik biçimler ve siyah,
beyaz, sarı, mavi, kırmızı gibi ana renkler tercih edilir. De Stijl sanatçıları
için yalınlık, saf renkler ve evrensellik önemlidir. Teknik, pratiklik ve
güzellik iç içedir. Bu stilin örnekleriyle mimaride, mobilyada ve resimde karşılaşılır.
Almanya'da kurulan sanat ve tasarım okulu Bauhaus‘ta (1919-1933) dönemin önemli mimarları ve ressamları eğitim verir. Herkese ulaşabilmesi için sanatla zanaat farkını ortadan kaldıracak üretimlerde bulunurlar. Sanat, toplum, endüstri ve tasarım birbirleriyle ilişki içindedir. Bauhaus'a göre tasarımcı topluma faydalı olabilmeli ve sanat eseri sağlamalıdır. Atölyelerde her türlü kullanım eşyasıyla ilgili pratik çizimler gerçekleştirilir. Modelleri yapanlar makineleri ve imalat metotlarını da bilirler. Endüstrideki teknik değişimleri kabul edip uygularlar ama üretilenlerin yetkin, kaliteli ve sanatsal değeri olmasına da dikkat ederler.
Bu konuyla ilgili diğer yazılarım:
Tasarım Ürünü Sanat Eseri midir? - 2
20. Yüzyılda Mobilya Tasarımı 1
20. Yüzyılda Mobilya Tasarımı 2
Bauhaus Mobilya Tasarımı
Gelenekten kopuş: Yeni Sanat (Art Nouveau)
19. Yüzyılda İngiltere’de ‘Güzel Sanatlar ve El Sanatları
Nalan Yılmaz, Tasarım Sanat mıdır?, 2 Nisan 2009, Lebriz Sanal Dergi
_______________________________________
*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________
Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.



0 comments :
Yorum Gönder