6 Nisan 2009 Pazartesi

Düşler Gecesinden Yansıyanlar - 1

Bazıları bir şey olmak, bir şey yapmak, kalıcı olmak isteği içinde olmazlar. Bu hem acı hem de mutluluk verir. Sadece insan denen garip yaratığın nereden gelip nereye gittiğini ve tüm oluşumları, yaşananları bilmek isterler. Geçmişten geleceğe akış içinde olanları eylemde bulunmadan takip etmektir yaptıkları. Düşüncelerde dolaşıp ışık hızıyla çağlar öncesinden sonsuzluğa gitmek. Bir şair gibi olmayacak, yan yana gelmeyecek nesneler, olaylar arasında bağlar kurarak, açığa çıkmamışlara hayranlık duyup her yerde, her şeyde, görünende, olanda, olmayanda estetik, uyum, denge ve sadelik ararlar.

Geceden sabaha yarı ölü gibi uykuda geçer. Gece uyurken başka uyanıkken başka düşler gördürür. Çağırır, çılgınca koşmanı ister söylenmemiş şarkıların içine, rengarenk seslerden gelen melodinin duyulduğu sık ormanlara. Ormanların içinde kendinden geçirten coşkuyla dans eden, eğlenen, ziyafet içindeki görünümleriyle açığa çıkan yaratıcılığı izlemeni ister. Baloya davetli bir genç kız gibi en güzel elbisesini giymiş, en göz alıcı takılarını takınmış, ferahlatan kokusunu sürmüştür gece. Sarsıcı, büyüleyici ve hüzün verici bir güzellik içinde çağırır her halini göstererek. Tapınakların kapılarında içeri girmeye izin vermeyen muhafız sfenksler ve kardeşleri onlardan daha korkunç hazine koruyucu kuş başlı kanatlı grifonlar, rastlantıyı gözleyen ruhlar, aşağıda kalmış mor dağlara, sütunlu yollara bakarken, kerberosun kapısında durduğu yeryüzünün derinliklerinden gelen sirenler kadar etkileyici iniltiler, kaba saba, kavgacı, yarı at yarı insan kentauroslar deli gibi kaçıyorlar kovalayandan. Bütün oluşumlarını göstermeye niyetli gece. İçindeki yaratıklara küstüğünde bile...

Ay asılıyor gökten denizin karanlığına. Dalgalar oynaşıyor rüzgarın savuruşunda. Geçmiş yaşamlardan izler arandığında dalganın sesinde görüneceği hissedilen yosunları toplamış uzun dalgalı saçlarıyla deniz kızının ateş gibi gözleri yakar bakanı. Birdenbire yakalar ahtapotun kolları karanlık denizlerde. Kumsal dönüşünce günden geceye ayak izleri silinir. Çıkar hevesli gizlenmişler yüzeye. Islak vücudu, saçları, dudaklarıyla sırasıdır gelmenin gümüşlü sarayından prensesin. Dalgalı saçlar çeker denizin derinliklerine. Rüyalar alemi içinde tüm gerçeklik görünür olur.

Uyanıkken geceye düşsel görüntülerle hayal olmayan. Hayal olan renkli bir kutu karşısında oturmak. Sözde düşünmek, düşündüğünü yaşamak, yaşadığını düşünmek.

Şölenler düzenlenen tapınakların kapısında beklemek boşunadır. Ne kadar yalvarıp yakarılsa da bilgiye susamışların sırlarla dolu hazinelerini çalacağından, şaraplarını içeceğinden endişe içindeki tapınak sakinleri korkunç görünümlü muhafızları artırır veiçeriye girilmesini engeller.

Göklerin koltuğuna oturan uçuşan binlerce mahlukla. Hem aşağıya hem ardına gerek yok bakmasına. Kovar etrafından, fırlatıp atar çalmış olanları sıkıntının ilacını. Kovar bağırıp duran uçamayan boşuna uçuşanları. Gelecek yaklaşır derinlerine geçmişin düşer göklerden aşağıya bekleşenlere binlerce yıldır düşer tohumları beklentilerinin ekip biçmekse onlardan pek nadiren başarılabilse de.

Uçuşan taneciklerin görünmezliği hiçliğin bir anlık görüntülerini hatırlatır. Yok olmuş eski yaşamlardan kopan. Çok uzak bir zamanda bilinmeyen istemiyorken bilinmeyi döndürülmüş çöllere yeşillikler. Sınırsız bir vahada koşmaktır kaybolmuş umutlara özlem.

Koparılmış gecenin karanlığında, uzayıp giden kıvrımlı yollarda, soğukluğunda cansızlığın yollar uçurumdur ötelere. Aşınca heyecanı korku kararır yeşillikler, kaybolunca güneş yok olur tüm renkler. Uzunca bir arayışta belki de kısa doldurmadan zamanı ulaşılamaz sona.

Uyanışında sihirli mehtabın güzellik katar geceye göz kırpışı yıldızların. Güzel sevilmeye gör. Kırılsın zincirleri tutsak kalplerin toplanmış bölüntüleri görüntülerin.

Yalnızlık sarmışsa gökyüzünü duyulur denizin ezgisi, rüzgarın ağlayışı. Gözler baykuş gibi gecelerde gözler hep açık. Beklenen dönüşler yağmurlarda hep ıslak yaşantılarla. Bir rüyaysa gülümseme şimdi çok uzaklarda. Gözler hep açık, sözler asılı kalır kulaklarda. Sözler buna alışık. Kayıyorken yıldızlar birer birer gözler hep açık.

Acılar ve özlemler en üstte olsa da sürgünde yer bulmalı çağlar öncesinden sözü edilen aşka da. O ki bir umut düşürmüştü yaşamak için Papageno’nun yüreğine.

Yer değiştirmiş yeni düzende hüzünlü, kitaplı ve müzikli gecelerden güne geçerken Hesperidler karşılar göz kırpılan saatlerde uykuya.

Özgürlüğe ulaşıldığında özgürlük biter. Kendinden nefret edince nefret biter. Sevgi başlar. Önce karşıt olan yaşanmalıdır. Korkunca kendinden bilinmeyen içinden cesarette doğacaktır kendiliğinden.

Gözlerini kapatıp olmak istediği yeri düşünen kişi hayallerin ülkesine ayak basar. Beyazlık sarınca etrafını, masumiyet kaplar bilinmeyen ne varsa renkli kelebekler halinde uçuşur hızla ona doğru. Her şeyi geride bırakıp zamansızlığın içinde sadece kendisi olmak sonsuza dek.

Rüzgarlar tüm kadehleri doldurur. Uçsuz bucaksızlık kaybolur yaşamda. Umutlar yok olur biçimlenmiş hüzünlerle boşluğun sarhoşluğuna dalınca. Gezinir göklerde bir tüy kadar hafif kaçıp gizlenmiş hiçlikten. Yaklaşınca aydınlıkların sonu, sınırında karanlığın dedirten bunu daha önceden de biliyordum. Aydınlık sanıldığında bile doluydu etraf karanlıkla.

Rüzgarın sevişinde ürperen beyazlar giyinmiş narinlik. Ürkek, mahcup. Görünmeyen ağırlığı taşıyan yapraklarıyla korkan koparılmaktan bekleşir düzinelerce. Tüm renklerin şahı gözlenmeyi bekler. Göründüğünü bilmek ve kalabalık içinden seçilmek.

Gözler görünmeden etrafa dağılmış sessizce gözlüyorlar. Gözler fırlamış yuvalarından hopluyorlar boşlukta. Kulaklar saklanmışlar mı koskoca evrende? Ne önemi var seslerin kulaklar olmadan? Ne önemi var evrenin gözler olmadan? Nasıl duyulur sessizliğin ritmik melodisi nasıl görülür evrenin görünen yüzü? Gözler ve kulaklar isyanda gizlemişler kendilerini ama onlarsız da vardır evren. Onlar görünene duyulana götürürler oysa bunun ötesinde bambaşka bir evren var.

Ataların dönüşü, genlerde var bu uyuşukluk. Geçse de çağlar atılamıyor halsizlik. ‘Çekil git başımdan talihsizlik’ dense de gitmiyor bir yere. Yine de uyanık ve ışıltılı gözlerle kendine randevu veren yoğunlaşan düşünceleriyle, kalbini hep dinlendiren köşesinde kapatan görmesin diye ihaneti.

Sırlarla dolu hayatın acıları başka dünyaların tadındadır. Gizemler hüzünler tapınağından neşenin kaynağına coşmakla keşfedilir. Gökyüzünde süzülendir bulutlar ve gezinir şarabın dibinde hafifçe tüy gibi uçuşanlar. Dans eden küçük yaratıklar coşarlar güneşin batışında. Pervanedir etrafında zamansızlar derler merhaba düşler gecesinde.

Sokaklarda yalnızlık eşliğinde yürürken, kaldırımlarda uçuşan toz birikintilerine, yapraklara dalıyorken gözler nedir ki huzursuzluk insanlığı bekleyen kaosun yanında, nedir ki çaresizlik korkaklık yanında nedir ki yalnızlık? Kaldırımlarda bir ağacın yapraklarının gölgesinde, yüzlerde geçip giden, sıralanmış düzinelerce binalarda, bir kedi geçer karşıya. Nedir yürümelerin sonu görürken gelmiş geçmiş bütün yüzleri korkutmadan çokluğu.

Dağılan sisin ardında, boşluktaki bir dalda asılı kalmış henüz solmamış heyecanlar. Bekleşiyor düzinelerce çiçek bir o yana bir bu yana eğilerek bir melodi duyar gibi yavaşça. Parmak uçlarında yürüyen rüzgar geliyor uzaklardan isteksizce, bir esinti habercisi. Yerlere düşen baloncuklar meleksi görünümler ardında kanat açmaya hazır.

Yemyeşil otlar ve çiçekler açar Persephone’nin gelişiyle yeraltından. Pan’ın flütünden yayılan doğanın sesi uzaklardan karışır tren düdüğüne.

Denizden çıktı tutkunun aşkın baş tacı Aphrodite. Paris’i ateşe atan sadece Paris’i mi? Kadına cazibeyi veren kandırsın diye erkeğini. Yazgıları değiştiren. Tüm çekiciliğiyle aldatan topal kocasını en hırçın tabiatlı Ares’le.

Hiçbir seçeneği seçmemek de bir seçimdir... 

Düşler Gecesinden Yansıyanlar - 2

Nalan Yılmaz, 17 Ocak 2004, Hürriyet, Agora

***** Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir.   2008-2017 Creative Commons License

0 yorum :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...