3 Mart 2014 Pazartesi

Khan Academiy'de Sanat Tarihi

Sanat Tarihi'ne ilgi duyanlara önerilecek bir site Khan Academy. Geçtiğimiz haftalarda Gülse Birsel köşesinde bu siteden bahsetti. Sanat Tarihi'ni dönemsel ele alan kısa videolar bulunuyor. Üniversitede bu eğitimi almış, yüksek lisans yapıp, doktora derslerinde de kredilerimi tamamlamış olsam da izliyorum. Dersler dışında sanat tarihi ile ilgili pek çok makale ve kitap okudum, araştırma yaptım; seminer, söyleşi, panel vs. takip ettim; belgeseller izledim; sergi, müze ve antik yerler gezdim ama biraz eğlenceli yaklaşmanın da sakıncası yok. Görsel iletişimin ön planda olduğu günümüzde çoğu kişi uzun okumalara tahammül edemiyor. Ben tabi ki kitaptan ve görselle desteklenmiş yazılı sanat tarihi metinlerinden yanayım. Gerçek ve doğru bilgi çok yönlü ve kapsamlı araştırmalar sonucu edinilir. Kitap okumayı sevmeyenler ya da vakit ayıramayanlar -ki kitap tutkunları için bu sadece bir bahanedir- Khan Academy'deki matematik, fen bilimleri, sosyal bilimler, ekonomi ve finans vs. hakkında 4500 videodan seçtiklerini izleyerek genel bilgi edinebilirler. İçerik çok zengin değil elbette. Daha detaylı bilgiler isteyenler mutlaka başka kaynaklara da başvurmalı. 2354 video Türkçe altyazılı ve Türkçe seslendirmeli.  Buraya eklediğim videoda Bergama Zeus Sunağı'nın kabartmaları anlatılıyor. Ne yazık ki Bergama'ya gidenler bu harikulade sunağın sadece temeliyle karşılaşıyorlar. Tamamı Berlin'de özel oluşturulmuş müzesinde :(


_______________________________________

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________

Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.

25 Şubat 2014 Salı

Randall Rosenthal’ın Şaşırtıcı Kutuları


Nesnelerin özüne inmek, hayal olan doğanın ardına bakmak, fenomeni doğal gibi görünen çarpıtılmış temsilinden arındırmak. Özneli ve nesneli bütünleştiren sanatın ilgi alanlarından, bakış açılarından biri de bu değil midir? Asılın yanında ikincil bir öneme sahip olsa da estetik değerlerin dikkati çekme özelliği ve etkileyiciliği yadsınamaz. Ressam ve heykeltıraş Randall Rosenthal’in günlük hayatta karşılaşılabilen nesneleri zihninde yeniden düzenleyerek yansıtmasında estetik kaygıyı da algılarız. Aslında kendisi ahşabı gizlemeye çalışmadığından, hatta yakından bakıldığında birçok şeklin ve kalınlıkların abartısından, ölçülerin birebir olmadığından, ağacın damarlarının görülebileceğinden söz eder. Yine de ayrıntılar ve renkler ilk bakışta göz aldanmasına neden olur. İmge temsil ettiği şeyin kendisidir sanki (
trompe l'oeil).

Randall Rosenthal, Eski Para, 2011,

Yapım aşamalarını internetteki bir forumda fotoğraflarla paylaşan heykeltıraşın ‘Eski Para’ adlı en bilinen ve ilgi gören heykeli yanılsamaya belirgin bir örnektir. Sanatçının kullandığı aletlerin keskinliğinden dolayı yaralandığını; kafasındaki gerçekleştirmenin heyecanıyla bunun farkında bile olmadığını yine bu fotoğraflardan ve yorumlarından anlarız. Üç ahşap blok yapıştırılır, elde oyularak sabırla ve azimle şekil verilir. İndirgeyici sürecin bir noktasından sonra tasarımı değiştirme şansı yoktur. Adım adım takip edildiğinde özenle çizilip boyanmış ve ağzına kadar para desteleriyle dolu, yarı saydam bantla çevrili, üç kapağı açık oluklu bir karton kutuya dönüşür. Sanatçı için alt kısımda kalan paraları boyamak üstekilere oranla daha zorlu. Önce kurşun kalem, keçeli kalem ve mürekkeple daha sonra da fırçayla titizlikle uygulanan siyah ve renkli akrilik boya ile 50 ve 100 dolarlık banknot görünümü elde edilir. Koli yüzeyindeki ışık yansımasına ve mukavvanın doğal rengine de pek çok ince kat boya sonucunda ulaşılır. Üstün teknik beceriyle ton, derinlik ve dokunun güçlü bir şekilde verildiği, 35 x 35 x 25,4 cm ölçülerindeki bu heykel fotoğrafik bir izlenim bırakmada son derece başarılıdır.

Randall Rosenthal, Cold Hard Cash, 2012, beyaz çam blok, akrilik ve mürekkep, 35,5 x 35,5 x 25,4 cmRandall Rosenthal, Duvar heykellerinden biri

‘Van Gogh’ adlı heykelinde Van Gogh ile ilgili defter, üzeri yazılı yapışkanlı not kâğıtları, kartpostal, kitap gibi nesneler üst üste düzenlenmiştir. Detaylara bakıldığında titiz çalışma ve teknik beceri bir kez daha fark edilir. Sanatçı yeniden yorumlamalarıyla görünüşte sıradan olanı vurgulayarak ve onu önemli yaparak sanat anlayışını belirler. Ki bu sıradan nesneleri konu olarak seçen Van Gogh’dan etkilenmesini de açıklar. Rosenthal çevremizdeki dikkatimizi çekmeyen, her gün orada duran eşyaya iyice bakıp; içindeki olağanüstülüğü, güzelliği ve tekliği keşfedebilmemizi ister. Bu noktadan sonra o nesne büyülü, hayret verici ve kişisel bir hal alır.

Randall Rosenthal, Van Gogh,
 
Sanatçı heykel, resim, mimari tasarımlar ve modeller konusundaki bilgisini ve tecrübesini, marangozluk ve el sanatlarındaki ustalığıyla bütünleştirir. İronik ahşap heykellerinin zanaat ve sanat arasındaki çizgide durduğunu belirtir. Hiperrealist heykelleri dünyadaki birçok müzede ve koleksiyonda yer alır; galerilerde ve sanat fuarlarında sergilenir. Barack Obama’nın başkanlığı kazandığını yazan New York Times gazetesinin heykeli, Obama’ya ressam Eric Fischl tarafından hediye edilir. Pek çok ödüle de sahip heykeltıraş halen New York’taki Bernarducci Meisel Galeri’nin sanatçılarındandır.

Randall Rosenthal, Kart Kutusu, 2012, Ahşap

"Beni en çok etkileyen iki sanatçı Van Gogh -boyayı kullanma yöntemi sebebiyle- ve Pollock’tu. Bence sanatta nesnenin kendisi dışında bir şey hakkında olma zorunluluğu fikrini yıkıp, onun yalnızca kendisi hakkında olabileceğini düşünen ilk kişidir.”***

Notlar:

*1997 yılında bir katedralde kürsü üzerinde duran açık İncil’in görünüşünden ilham alır.
**Trompe l'oeil
***Şafak Güneş Gökduman, Ahşabın Büyüsü: Randall Rosenthal, rh+artmagazine, 92, 2012, Eylül, s: 48 – 55

Nalan Yılmaz, Randall Rosenthal'ın Ahşap Heykelleri, 7 Şubat 2014, Lebriz Sanal Dergi
_______________________________________

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________

Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.

24 Ocak 2014 Cuma

Hiç - Hiç Kimseyim

https://www.facebook.com/HiclikteBirSoz

Nasrettin Hoca’ya sormuşlar: “Kimsin?” “Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.” Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca: “Sen kimsin?” “Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara. “Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca. “Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam. “Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca. “Vezir” demiş adam. “Daha daha sonra ne olacaksın?” “Bir ihtimal sadrazam olabilirim.” “Peki, ondan sonra?” Artık makam kalmadığı için adam  boynunu büküp son makamını söylemiş: “Hiç.” “Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: “Hiçlik makamında!”
_______________________________________

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________

Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.

17 Ocak 2014 Cuma

İki Atölye, İki Resim - Francis Bacon ve Georgia O'Keeffe

İngiliz Ressam Francis Bacon'ın (1909 - 1992) ve Amerikalı Ressam Georgia O'Keeffe'in (1887 - 1986) birbirinden farklı atölyeleri ve resimleri. Bana göre bu atölye görünümleri sanatçıların kişilik özellikleri ve ruh halleri konusunda fikir veriyor. İlkinin dağınık ve karmaşık çalışma odasına karşılık diğerinin son derece düzenli ve uyumlu odası dikkat çekiyor. Ve resimlerde de bu ruhun yansıması görülüyor.

_______________________________________

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________

Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.

10 Ocak 2014 Cuma

19. Yüzyılda Paris Kenti Nasıl Bir Yerdi?

Vincent Van Gogh, Boulevard de Clichy, Paris - 1887, tuval üzerine yağlıboya, 45,5 x 55 cm, Van Gogh Museum
Yüzyılın ortalarından itibaren öncü sanatçıların yaşadığı ve modern sanatın temellerinin atıldığı bir yerdir Fransa. Geleneksel sanata ve akademiye tepkiler arttıkça, klâsik resim kuralları yıkıldıkça Paris, 15. yüzyılda Floransa, 16. yüzyılda Roma gibi sanatın kalbinin attığı merkez olur. Bu dönemde Avrupa’da sanatsal etkinliklerin görüldüğü pek çok kent olsa da Paris’in bambaşka bir büyüsü vardır. Fransa diğer ülkelerin sanatçıları için Olimpos’tur. Bütün esin perileri orada yaşar sanki. O nedenle resim ve edebiyat alanında yetenekli kişiler dünyanın sanat merkezinde önemli hocaların atölyelerinde eğitimlerini, üretimlerini sürdürerek Montmartre kafelerinde sanat ile ilgili tartışmalar yaparak bu ortamı solumak isterler. Montmartre sadece ressamların (Pierre-Auguste Renoir, Edgar Degas, Maurice Utrillo, Vincent van Gogh, Henri Matisse, André Derain, Picasso vb...) değil oyuncu, şair, yazar, dansçı, heykeltıraş ve müzisyenlerinde uğrak yeridir. Buradaki kabareler, barlar, kafeler, atölyeler ve bohem hayat yeni zenginleri de kendisine çeker. Fransız ressam Henri Toulouse Lautrec, Moulin Rouge ve diğer kabarelerin ve yıldızlarının afişlerini yapar. 19. yüzyıl eski dönemlerin tersine çoğunlukla ölümünden sonra değerlendirilen ilerici sanatçıların çağıdır.