Melankoli en yoğun halindeyken derin bir keder içinde hüzünlü, acı çeken, yalnız, umutsuz bir insanın içinde bulunduğu durumdur. Melankolik mizaçlı kişi yalnızlığı, toplumdan uzaklaşmayı ve insanlardan soyutlanmayı tercih eder. Diğer insanlarla yakın ilişkiler içine girmekten kaçar. Yaşamı boş ve anlamsız bulur. Mutluluktan çok içsel huzuru, sakinliği ve sessizliği arar. Melankolik insan huzurlu olabilmek, sakin bir hayat sürebilmek için yalnızlığı seçer. Ancak yalnız olduğunda da hayatla ve insanlarla olan ilişkilerini sorgulaması ve sürekli düşünmesi, kendine yönelik acımasız eleştirileri ve varoluşunun nedenini araması gibi sebeplerden dolayı bir türlü dinginliğe ulaşamaz. Sıkıntıları ve bunalımları sona ermez. İçinde bulunduğu dünyaya ve topluma uyumsuz olduğunu hisseder. Bu durum bazen onu hüzünlendirirken bazen de memnunluk hissi verir. Olayların, yaşamın ve insanların içinde olmaktansa dışarıdan çıkarsız, amaçsız bir izleyici ve gözlemci olmayı tercih eder. Bu da hafif içsel bir gülümsemeyi beraberinde getirir. Kimsenin yerinde olmak istemez. Kendi olmaktan memnundur ama kendiyle uğraşmaktan da geri durmaz. Bitmeyen sıkıntısı, boşluk içinde oluşu ve hüznü onu içinden çıkamayacağı kederlere de boğabilir. Hüznü bazen gülerek –Demokritos-, bazen ağlayarak -Heraklitos-, bazen de suskunluğuyla –Hölderlin- açığa çıkabilir.
28 Eylül 2008 Pazar
24 Eylül 2008 Çarşamba
Rüyaların, Hayallerin ve Öteki Dünyaların Ressamı İstanbul'da
20. yüzyılın önemli sanatçılarından İspanyol Picasso ve Miro'dan sonra Salvador Dali de İstanbul'da. Bu üç isim içinden ilk tercihim Miro. Sabancı Müzesi'nde 20 Eylül'de açılan sergisinden dolayı şu sıralar basında sıkça yer alan sürrealist Dali için deli deniyor dahi deniyor. Resimleriyle ve hayatıyla ilgili bilgiler, yorumlar havada uçuşuyor. Müzenin kapısında uzun kuyruklar oluşuyor. Ne güzel. Benimse gitmek için acelem yok. Nasılsa bu retrospektif 20 Ocak'a kadar sürüyor. Sakin sakin görmek varken niye kalabalıkta itiş kakış bir şey anlamadan gezeyim ki.
Sürrealizm ile ilgili bir makaleye yönlendirmek istiyorum sizi. Gerçeküstücülüğün yazarın tanımıyla üst gerçekçiliğin evrenselliğini, tüm zamanları kapsamasını ve tek bir döneme indirgenemeyeceğini ifade eden bir yazı bu.
Sergiyle ilgili ayrıntılar için tıklayın. http://muze.sabanciuniv.edu/exhibition/exhibition.php?lngExhibitionID=84
_______________________________________
*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________
Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.
20 Eylül 2008 Cumartesi
Arnold Böcklin'in Mitolojik ve Melankolik Resimleri
1827-1901 yılları arasında yaşamış İsviçreli Sembolist ressam Arnold Böcklin resimlerinde en çok eski yunan mitolojisinde yer alan doğaüstü varlıkları -sirenler, satirler, kentaurlar, nereus kızları, tanrıçalar, tanrılar vb- ve ölüm temasını işler. Düsseldorf Güzel Sanatlar Akademisi’nde sanat eğitimini tamamlayan Böcklin önce İsviçreyi dolaşır sonra Brüksel, Anvers ve Paris’e gider. Flaman ve Hollandalı ressamların çalışmalarını inceler. Paris’te Louvre’da çalışır ve pek çok manzara resmi yapar. Uzun süre kaldığı İtalya’da Rönesans sanatından etkilenir ve İtalyan sanatçılarla yakınlık kurar. Roma’da evlenen sanatçı 1856 yılında Münih’e döner. Daha sonra sırasıyla Weimar, Roma, Basel, Münih, Floransa gibi kentlerde yaşamını sürdürür. Weimar Sanat akademisinde iki yıl dersler verir. 1866’da Basel Müzesinin cephesine grotesk maskeleri model aldığı freskolar yapar.
![]() |
| Keman Çalan Ölümle Kendi Portresi, 1872, tuval üzerine yağlıboya, 61 x 75 cm, Berlin Staatliche Museen |
| Arnold Böcklin, Ay Işığında Harabeler, 1849, tuval üzerine yağlıboya, 24,5 x 32,5 cm |
Böcklin İtalyan villalarını ve Toskana manzaralarını kaynak alarak 1858-1880 arasında Deniz Kenarında Villa adlı resmin pek çok versiyonu üzerinde çalıştı. Roma’da kaldığı sıralarda yaptığı 1865 tarihli resimde deniz kenarındaki siyahlı kadın, yükselen kademeler, dalgalı deniz, villanın bahçesindeki heykeller, gökyüzüne yükselen ağaçlar ve gölgede kalan karanlık kısımlar sahnenin dramatik etkisini güçlendiriyor. Rüzgarlı havada denizin dalgasının sahile vuruşu ve ağaçların tepelerindeki sallantı düşünceli kadını huzursuz ediyor gibi. Doğanın yansıtılışı, ışığın etkisi ve kadının duruşu melankolik, ümitsiz ve mistik bir izlenim bırakıyor. Ressam doğa içinde düşünceli, dalgın kadın figürüne sonraki yıllardaki çalışmalarında da yer verir.
| Deniz Kenarında Villa, 1865, tuval üzerine yağlıboya, 160 x 110 cm, Winterthur Sanat Müzesi, İsviçre |
Çoğunlukla dış mekanda tasvir edilen mitolojik konulu resimlerden 1866 tarihli Nymphalar'ın Banyosu'nda kır tanrıçaları bir ağacın önünde dereye girerken görülür. Zeus’un kızları olan Nymphalar doğada bulundukları yere göre adlandırılırlar. Bu resim doğanın gerçekçi ve doğal aktarımıyla aydınlık, sıcak, canlı ve göze hoş gelen bir çalışmadır...
![]() |
| Nymphaların Banyosu, 1863-65, tuval üzerine yağlıboya, Oskar Reinhart Foundation, Winterthur |
Mitolojik bir sahnenin yer aldığı Kentaurların Dövüşü, Yunan vazo resimlerindekine ve tapınak metoplarındakine benzeyen bir düzenleme içindedir. Yunan sanatında tasvirlerine rastlanan bu yaratıkların belden aşağısı at belden yukarısı insan vücuduna sahiptir. Mitolojide Kentaurların kaba saba, kavgacı özelliklerinden ve çeşitli efsanelerinden söz edilir. Böcklin, bulutlara yakın yüksek bir yerdeki anıtsal gövdeli kentaurların şiddete yönelik tutumlarını gerilimli vücut hareketleriyle ve dehşetli yüz ifadeleriyle etkileyici bir biçimde yansıtmıştır.
![]() |
| Kentaurların Dövüşü, 1873, tuval üzerine yağlıboya, 105 x 195 cm, Berlin Sanat Müzesi |
![]() |
| İdil-Pan Sütunların Yanında, 1875, tuval üzerine yağlıboya, 62.5 x 50 cm, Münih Yeni Pinokothek Müzesi |
Floransa’da yaşadığı yıllardaki
çalışması olan İki Satir’in İzlediği Artemis'de
yine anıtsal figürler dikkat çekiyor. Kompozisyon’da şehvetli iki
satirin istekle baktığı bakire ve avcı tanrıça Artemis yeşil yosunlu bir
kayalık üzerinde uyurken resmedilmiştir. Satirlerle kompozisyonun
solundaki kayalık alan simetriktir ve dengeli bir dikeyliktedir. Koyu
renkli satirler ve kayalık, bulutlu gökyüzüyle uyuyan tanrıçanın
beyazlığı karşısında kontras oluşturur. Artemis açık renk ve şeffaf
elbisesiyle koyu fon üzerinde ışıldar ve gözleri üzerine çeker.
Böcklin’in fantastiğe, şiire olan ilgisi ve estetik hassasiyeti bu
resimle bir kez daha kendini gösterir.
![]() |
| İki Satirin Seyrettiği Uyuyan Artemis, 1877, ahşap üzerine tempera, 77 x 105 cm, Düsseldorf Sanat Müzesi |
![]() |
| Arnold Böcklin, Ölüler Adası, 1880, tuval üzerine yağlıboya, 111 x 155 cm, Basel Sanat Müzesi |
Efsaneye göre
ölülerin mekanına giderken ruhların ırmağı geçebilmeleri için ağızlarına
birer metelik konurdu. Etrüsk mezarlarındaki tasvirlerinde ölen insanı
yeraltı ülkesine alan bir cin olarak gösterilen Kharon toprağa
gömülmeyen ve para vermeyen ruhları kovar, Hades bataklığını geçmelerine
izin vermezdi. Hermesin kılavuzluğunda yeraltına inen ve Kharon’la
konuşan ölüler ölümden sonra her şeyin boş olduğunun farkına
varırlardı. Kharon’un ölüleri taşıdığı kayık bilinmezliklerin ve gizli
olanın hakim olduğu adanın girişindedir. Kayıkta ayakta duran, uzun
beyaz bir figürle oturan ve kürek çeken başka bir figür daha yer alır.
Yukarı doğru yükselen sık servi ağaçları aşılamaz gibidir. Puslu,
karanlık ve ışığın sızmadığı bir yere doğru gidilir. Bu uzun kavakların
olduğu yer ölüler ülkesi tanrısı Hades’in karısı Persephone’nin
korusudur. Gökyüzü bol sisli ve bulutlarla örtülüdür, güneş görülmez.
Hades’in yönettiği bu ülke insanlar ve tanrılar tarafından nefret edilen
bir yerdir.
| Ölüler Adası, 3. versiyon, 1880, panel üzerine yağlıboya, 80 x150 cm, Eski Ulusal Galeri, Berlin |
| Ölüler Adası (5.versiyon, 1886), Panel üzeri yağlıboya, 80,7 x 150 cm, Güzel Sanatlar Müzesi, Leipzig |
Mitolojik konulu ve melankolinin belirgin olduğu resimlerden biri de Odysseus ve Kalypso’dur. Odysseus
Homeros destanlarında serüvenleri anlatılan, Troya savaşına katılmış
Yunanlı kahramandır. Savaş bittikten sonra yurduna dönüş yolunda pek çok
macera yaşamış ve 10 yıl denizlere mahkum olmuştur. Zeus’un
kasırgasında Odysseus’un arkadaşları boğulur. Kendisi dokuz gün denizde
kaldıktan sonra tek başına yaşayan Kalypso’nun adasına çıkar. Gizemli
Tanrıça onu adasında yedi yıl zorla tutar ve kocası olmasını ister. Oysa
Odysseus’un tek amacı bir an önce yurduna dönmek ve karısı Penelope’ye
kavuşmaktır. Efsaneye göre sekizinci yıl yine gözü yaşlı bir şekilde
denize bakarken tanrılar ona acır ve Kalypso’dan Odysseus’u serbest
bırakmasını talep ederler. Tanrıça istemese de bir sal yapıp melankolik
kahramanı adasından uğurlamak zorunda kalır. Resimde Kalypso, elinde
altın mekik tutar ve oyuk bir mağara önündeki bir kaya üzerinde yarı
çıplak oturur. Başı biraz ilerideki kayalıklar üzerinde duran Odysseus’a
dönüktür. Mutsuz ve özlem dolu Odysseus’a umutsuzca bakar. Onun
kendisine ilgi göstermediğinin ve üzüntüyle kendini yiyip bitirdiğinin
farkındadır. Sonsuz keder içindeki Odysseus başını öne eğmiş ve
tanrıçaya sırtını dönmüştür. Sanatçı onun acısını koyu renkli giysisi
ile vurgular. Daha sonra kahramanın duruşundan etkilenen Giorgio de Chirico bu
sahneyi çağrıştıran resimler yapar.
![]() |
| Odysseus ve Kalypso, 1882, tuval üzerine yağlıboya, 104 x 150 cm, Basel Sanat Müzesi |
Böcklin’in Floransa’da yaşadığı
1874-1885 yılları arasında sanat çalışmaları açısından en aktif
döneminde yaptığı Dalgalarla Oynaşma’da
bu kez hüzünlü değil de neşeli, eğlenceli bir ortam vardır. Deniz
yaratıkları ve su perilerinin dalgalarla oynaşarak keyifli vakit
geçirdikleri görülüyor. Çıplak su perileri yüzerken ve suya dalıyorken
belden yukarısı insan belden aşağısı balık olan tritonlarda onların
etrafında bulunuyorlar.
1871 tarihli Melankoli adlı eseri, sanatçının henüz 16 yaşındaki kızı Clara Böcklin’in bir portresidir. Sanatsever Rudolf Sarasin-Thiersch'in mirasçıları tarafından müzeye bağışlanan bu samimi yapıt, ressamın sonraki yıllarda üreteceği büyük alegorik kompozisyonlardan farklı olarak odağına tamamen figürün psikolojik durumunu alır; koyu renk saçlı genç kızın gözlerini belirsiz bir noktaya dikerek daldığı derin hüzün ve içe dönüş hali, Böcklin’in ailevi kayıplarla şekillenen kişisel kederini ve sembolist üslubunun erken dönem ayak izlerini yansıtır.1885-1892 yılları arasında çoğunlukla İsviçre’de yaşayan Böcklin’in 1885 ve 1886 tarihli birine Melankoli diğerine de Sonbahar Düşünceleri adını verdiği iki tabloda kadın figürleriyle melankolik durumun anlatımına tanık oluyoruz.
![]() |
| Melankoli, 1885, ahşap üzerine yağlıboya, 142 x 100 cm, Basel Güzel SAnatlar Müzesi |
![]() |
| Arnold Böcklin, Sonbahar Düşünceleri, 1886, panel üzerine yağlıboya, Zürih Sanat Müzesi |
| Bahara Övgü -Üç Güzeller-, 1888, ahşap panel üzerine temperea ve yağlıboya, 125 cm × 97 cm, Leipzig Güzel Sanatlar Müzesi |
_______________________________________
*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________
Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.
18 Eylül 2008 Perşembe
Constable ve Turner
Doğayı gerçekçi bir şekilde vermek ister. Kırlara çıkıp çizimler yapar daha sonra onları renklendirir. Bu özellikleriyle Barbizon Okulu ve Empresyonistler üzerinde etkili olur. Weymout Körfezi'nde kompozisyonun üçte ikisini bulutlu ve hareketlilik içindeki gökyüzü oluşturur. Gökyüzünün kasveti ve dalgalı deniz fırtına habercisidir. Uzaklardaki tepelerin önünde bir çoban ve sürüsü görülür. Ön planda şapkalı küçük bir figür kayığın bulunduğu yere doğru yürür. Kapalı ve rüzgarlı bir havada, dalgalı deniz kıyısında yürüyen insanın doğa içindeki küçüklüğü dikkat çekicidir ve melankolik bir etki yaratır.
15 Eylül 2008 Pazartesi
Francisco de Goya ve Savaş
İspanyol ressam Francisco de Goya (1746 - 1828) resim öğrenmeye çok küçük yaşta başlar. Roma'da İtalyan sanatını inceler. Halk arasında yaşar ve Fransız - İspanyol savaşına katılır. Halk, saray ve gündelik yaşam sahnelerini konu olarak seçer. Resimlerinde ve taşbaskılarında toplumsal olaylar, acımasızlık, savaşların kötülüğü ve yıkımları ürkütücü bir görünümdedir.
Goya hayatının son yıllarında karabasanları, hayallerini, korkularını çizer ve bu çalışmalarıyla resim sanatının gelişmesine katkı sağlar. Sanatçı içsel görüntülerini kağıda veya tuvale yansıtır. Gizemli yaratıklar, büyücü kadınlar, karaltılar, dehşetli ve gülünç olaylar kara bir romantizme dönüşür.
'3 Mayıs 1808' halk ayaklanmasının bastırılmasını ve savaşın dehşetini gösteren bir örnektir. Kurşuna dizilmiş olan direnişçiler yerde kanlar içinde yatarlar. İlk dikkat çeken beyaz bir gömlek ile sarı pantolon giymiş ve ellerini havaya kaldırmış kişidir. Korkuyla kendisine doğrultulmuş namlulara bakar. Çevresindekiler
bu şiddeti görmemek için elleriyle yüzlerini kaparlar ve dua ederler.
Silahlarını doğrultmuş dizili askerler ise acımasız görevlerini en iyi şekilde
yerine getirmeye odaklanmışlar. Tepelerin arkasında bir manastır görülür.
Gökyüzü karanlıktır. Kasvetli resmin en ışıklı bölümü beyaz gömlekli
figürün çevresidir. Buradaki aydınlık olması gerekenden fazla gibidir.
Goya'nın bu resimle birlikte 85 gravürünün konusu İspanya’nın
Napolyon’un işgaline uğraması ve savaştır.
Goya hayatının son yıllarında karabasanları, hayallerini, korkularını çizer ve bu çalışmalarıyla resim sanatının gelişmesine katkı sağlar. Sanatçı içsel görüntülerini kağıda veya tuvale yansıtır. Gizemli yaratıklar, büyücü kadınlar, karaltılar, dehşetli ve gülünç olaylar kara bir romantizme dönüşür.
_______________________________________
*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
_______________________________________
Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)










