12 Mart 2015 Perşembe

20. Yüzyıl'ın İki Avangard Akımı: Kübizm ve Sürrealizm

Kübizm: Nesnenin Geometrisi ve Çok Boyutlu Gerçeklik


Rönesans döneminden itibaren Batı resmi, tuvali dış dünyaya açılan bir pencere olarak kabul eder. Alberti tarzı doğrusal perspektif, izleyiciye tek bir noktadan bakıldığında görülen üç boyutlu mekan yanılsamasını sunar. Yirminci yüzyılın başlarında Paris’te Georges Braque ve Pablo Picasso öncülüğünde gelişen Kübizm, bu optik aldatmacayı temelinden sarsar. Kübist estetik, nesneleri sadece anlık bir ışık altında ve tek bir açıdan yakalamaya çalışan Empresyonizm’e karşı radikal bir duruştur. Ressamlar, üç boyutlu dünyayı iki boyutlu tuval düzleminde temsil etmenin daha dürüst ve kavramsal bir yolunu ararlar.

Bu arayış, doğadaki formları silindir, küre ve koni gibi temel yapılara indirgeyen Paul Cézanne’ın mirası üzerine kurulur. Kübistler, tuvalin kendi yapay düzlemselliğini gizlemek yerine onu ön plana çıkarırlar. Derinlik illüzyonu tamamen reddedilir; onun yerine nesnenin tüm yüzeyleri aynı anda ön plana doğru itilir. Batı sanatının merkezine yerleşen insan odaklı tek bakış açısı parçalanır ve yerini nesnenin kendi nesnel varlığına bırakır.

Georges Braque, L'Estaque'deki Evler, 1908

5 Mart 2015 Perşembe

Senin Sanatın Senin Sergin - Mamut Art Project

Son senelerde sanat alanında yapılan yatırımlar ve etkinlikler gün geçtikçe artıyor ve gelişiyor. Özellikle İstanbul’da hayat bulan bu tarz etkinliklerden biri var ki, çok kısa sürede hem kendine has tarzı hem de izlediği yol ile oldukça ses getirdi. Bundan 2 sene önce, ulaşılabilir sanat alternatifi olarak yola çıkan ve her yıl yeni sanatçıların üretimleriyle gelişen Mamut Art Project’ten bahsediyoruz. Mamut Art Project bu sene Akkök Holding’le birlikte yoluna devam ediyor. Akkök Holding gibi güçlü şirketlerin genç sanatçılara destek olması, hiç şüphesiz ülkemizde kültür sanatın gelişmesinde ve yaygınlaşmasında önemli rol oynuyor. MAP’15 by Akkök hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, www.mamutartproject.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Mamut Art Project, Senin Sanatın Senin Sergin, 2015
Senin Sanatın Senin Sergin - Mamut Art Project 

Proje, genç sanatçıları, koleksiyonerler, galeriler, kültür-sanat kurumları ve sanatseverlerle galeri, müze, atölye gibi alışılagelmiş mekanların dışında, bir araya getirmeyi hedefliyor.  İsmini de insanoğlunun mağaralarda keşfedilmiş ilk çizimlerinde en çok görülen figürlerden biri olan “mamut”tan alıyor. Bir başka deyişle, “Mamut” bu projede sanatçıların büyük kitlelere göstereceği ilk eserlerini simgeliyor.

3 Mart 2015 Salı

Ece Temelkuran'ın son kitabı: DEVİR

Devir, 20 yıl muhabirlik ve köşe yazarlığı yapan Ece Temelkuran’ın 3 Şubat’ta Can Yayınları’ndan çıkan son kitabı. “Unutmamak ile hatırlamak aynı şey midir? Yaşananlar, yani "hayat" yeni devirlere, kuşaklara nasıl geçer? Hangi izleri bırakır?”gibi sorular üzerinde duran ve bu soruların unutulmaması için yazılan Devir’in Cumhuriyet ile gelişen Türkiye’nin ortasındaki başkent Ankara’da geçen konusu, 1980 Mayıs ayının son günlerinden başlıyor. Ankara’yı arka planda tutup, Türkiye tarihinin önemli bir dönemi olan 1980 darbesinden önceki birkaç ayı, biri kız diğeri erkek iki küçük çocuğun naif; bazen gerçekleri son derece net görebilen, ayrıntılara dikkat eden bakış açısıyla aktarmasından dolayı özel bir yerde duruyor.

Bir ilkokul çocuğunun ders kitabı gibi 19 ünitesi olan romana aile, mahalle tanıtımlarıyla giriş yapılıyor. Sekiz yaşındaki* Ayşe, annesi ve babası 12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra evlenmiş, Kurtuluş’ta oturan orta sınıf bir ailenin çocuğudur. Ayşe’nin annesi Meclis arşivinde, babası Devlet Planlama Teşkilatı’nda çalışıyor.

26 Şubat 2015 Perşembe

Büyükada'da Güneşli ve Harika Bir Pazar Günü

Bazen insan çok yakınındaki güzelliklerin farkında olmaz. Güzel yerler, mekanlar, yemekler, müzeler, doğa... Oradadır ve bekler. Gidilmesini, ziyaret edilmesini, tadına varılmasını, keyfinin çıkarılmasını... İstanbul gezilecek yerler açısından son derece zengin bir kent. Eski-yeni, modern-geleneksel, tarihi-güncel, doğu-batı, güzel-çirkin, doğa-bina, iyi-kötü, zengin-yoksul... Yaşam gibi tüm zıtlıkları içinde barındırır. Kökeni 500 yıl öncesine dayanan İstanbullu olarak* sanırım genlerden İstanbul'un bütün çalkantılı geçmişinin yansımalarını ruhumuzda da taşıyoruz. Melankolik İstanbul insanı hem büyülüyor, hem de bazen itiyor. Vazgeçilmesi zor bir kent. Kavafis'in dediği gibi "Bu kenttir gidip gidebileceğim yer."

20 Şubat 2015 Cuma

20. Yüzyıl'ın ilk Yarısında Paris'te Sanat Ortamı

19. yüzyılın ortalarından itibaren öncü sanatçıların yaşadığı ve modern sanatın temellerinin atıldığı bir yerdir Fransa. Geleneksel sanata ve akademiye tepkiler arttıkça, klâsik resim kuralları yıkıldıkça Paris, 15. yüzyılda Floransa, 16. yüzyılda Roma gibi sanatın kalbinin attığı merkez olur. Bu dönemde Avrupa’da sanatsal etkinliklerin görüldüğü pek çok kent olsa da Paris’in bambaşka bir büyüsü vardır. Fransa diğer ülkelerin sanatçıları için Olimpos’tur. Bütün esin perileri orada yaşar sanki. O nedenle resim ve edebiyat alanında yetenekli kişiler dünyanın sanat merkezinde önemli hocaların atölyelerinde eğitimlerini, üretimlerini sürdürerek Montmartre kafelerinde sanat ile ilgili tartışmalar yaparak bu ortamı solumak isterler. Montmartre sadece ressamların (Pierre-Auguste Renoir, Edgar Degas, Maurice Utrillo, Vincent van Gogh, Henri Matisse, André Derain, Picasso vb...) değil oyuncu, şair, yazar, dansçı, heykeltıraş ve müzisyenlerinde uğrak yeridir. Buradaki kabareler, barlar, kafeler, atölyeler ve bohem hayat yeni zenginleri de kendisine çeker. Fransız ressam Henri Toulouse Lautrec, Moulin Rouge ve diğer kabarelerin ve yıldızlarının afişlerini yapar. 19. yüzyıl eski dönemlerin tersine çoğunlukla ölümünden sonra değerlendirilen ilerici sanatçıların çağıdır. 

Sanat kokan Montmartre 20. yüzyıl başlarında yerini yavaş yavaş Montparnasse’a bırakır. Görsel sanatlarla uğraşan tanınmış veya umudu ve çabası olan sanatçıların içinde yaşadığı bir başka kent gibidir kahve ve barlarıyla ünlü Montparnasse. Kimi zaman zorluklar ve yoksulluk içinde bohem bir hayatın yaşandığı bir yerdir. Henri Matisse, Pablo Picasso, Guillaume Apollinaire, Fernand Leger, Marc Chagall, Max Jacob, Amedio Modigliani, Ezra Pound, Marcel Duchamp, Constantin Brancusi, Juan Gris, Diego Rivera, Alberto Giacometti, André Breton, Salvador Dali, Jean Paul Sartre, Henry Miller, Samuel Beckett, Joan Miro, Ernst Hemingway gibi sanatçılar kısa veya uzun süre burada kalırlar.