Maskenin Ardındaki Melankoli
Pablo Picasso’nun sanat kronolojisinde, yakın dostu Carlos Casagemas’ın trajik intiharıyla şekillenen ve yoksulların, körlerin, dışlanmışların dünyasını monokrom bir tarzla ele aldığı Mavi Dönem, yerini daha sıcak bir palete bırakır. Sanat tarihçileri tarafından Pembe Dönem olarak adlandırılan bu yeni kesit, ilk bakışta Picasso'nun hayatına giren Fernande Olivier’in yarattığı duygusal dinginliğin ve Paris’teki Montmartre bohemine uyum sağlamasının bir sonucu gibi görünür. Hüzünlü maviler pembe, gül kurusu, toprak tonları ve pastel turuncularla yer değiştirir. Ancak bu geçişle boşluk ve sıkıntı yok olmaz, sadece biçim değiştirerek makyajın ve kostümün arkasına gizlenir. Mavi Dönem* resimlerindeki dünyevi olmayanı ve dinsel melankoliyi simgeleyen atmosfer, Pembe Dönem’de sahne ışıklarının altındaki ama aslında topluma en uzak olanların yani sirk çalışanlarının, akrobatların ve palyaçoların dünyasına taşınır.
Mavi Dönem’in melankolik kapanışını ve Pembe Dönem’in sahne arkası dünyasını müjdeleyen 1904-1905 tarihli Aktör (L'acteur), Picasso'nun etkileyici anlatım gücünü tek bir karakter üzerinden sergileyerek iki dönem arasındaki tam sınır çizgisini belirler. Dikey ve anıtsal boyuttaki tuvalde, sahneye çıkmaya hazırlanan veya provada olan bir aktör, çarpıcı bir vücut jestiyle kollarını uzun ve gösterişli bir biçimde yana doğru açar. Seyirciye arkasını dönmek üzereyken anlık bir hamleyle kafasını geriye çevirirken, gerçek kimliği ile sahnedeki maskesi arasında bir yerde konumlanır. Vücudunun gerçek dışı, El Greco tarzı manierist uzatılmış hatları ve ellerin abartılı kıvrımları, önceki resimlerin yoksulluk çeken bedenlerinin zayıflığını ve kırılganlığını hatırlatır. Ancak buradaki aktör içine kapalı, korumasız değildir. Tam tersine dışa dönük bir özgüven sergiler. Paletinde mavi-gri renklerin soğuk arka planı henüz tamamen terk edilmemiş olsa da oyuncunun giysisindeki soluk pembeler, somon tonları ve leylak yansımaları, sahne ışıklarının yapay dünyasına adım attığını kanıtlar. Picasso bu yapıtla izleyiciye, rol yapanın mı yoksa kostümün içindeki insanın mı daha gerçek olduğu sorusunu yöneltir. Eğlence sektörünün görkemini ve o şovun ardındaki derin insani yalnızlığı tek bir gövdede birleştirir.
Pablo Picasso, Aktör, 1904 |
Tekerlekli Lir
1905 tarihli Tekerlekli Lir (Hurdy-gurdy), Picasso'nun gösteri dünyasındaki ışıltılı sahne anlarından ziyade bu topluluğun içindeki yalnızlığı ve sosyal kopukluğu işlediği önemli bir geçiş dönemini temsil eder. Mukavva üzerine guaj tekniğiyle oluşturulan bu sade düzenlemenin merkezinde, kendi içine kapanmış yaşlı bir sokak müzisyeni ve hemen yanında sirk kıyafetleriyle bekleyen bir genç yer alır. Mavi Dönem'in çaresizlik hissini taşıyan adam, Pembe Dönem'in getirdiği toprak ve bej tonlarının sakinliğiyle heykelsi bir duruş kazanır. Başındaki taca benzeyen başlık, Picasso'nun sokaktaki yoksul ya da marjinal bir karakteri kendi dünyasının kralı olarak yücelttiği sembolik bir tercihtir. Boş bir arka planda öne çıkan enstrümanın kaba hacmi, çalgıcının toplumsal yalıtılmışlığını ve yaşam yükünü somut bir biçimde gösterir. Karakterlerin birbirine bakmayan mesafeli duruşu yalnızlık duygusunu derinleştirse de, genç sirk sanatçısının varlığı geçmiş ile gelecek arasında bir bağ kurar. Oturuş biçimi ve biçimlerdeki geometrik sadelik, sanatçının anatomik doğruluktan ziyade içsel durumu yansıtmaya öncelik verdiğini kanıtlar. Tercih edilen mat, pastel ve sıcak renk geçişleri yoksulluğun getirdiği hüznü sıcak ve insani bir atmosferle yumuşatırken, sahneyi kaplayan yaygın ışık ana karakteri çevresinden ayırarak odak noktası haline getirir. Picasso, toplumsal bir varoluş mücadelesi veren bu icracıyı çaresiz bir kurban olarak göstermez; aksine zamana ve zorluklara karşı direnen güçlü bir insanlık sembolü olarak kalıcılaştırır.
| Pablo Picasso, Tekerlekli Lir, Hurdy-gurdy, 1905 |
Akrobat ve Genç Harlekin
1905 tarihli Akrobat ve Genç Harlekin çalışmasında da benzer bir arada kalmışlık hali hissedilir. Mavi Dönem resimlerindeki kolların karın üzerinde kavuşmasıyla beliren savunma ve sıkıntı hissi, bu resimde yerini gövdedeki bükülmeye ve bakışlardaki donukluğa bırakır. Genç akrobat ve Harlekin kostümlü çocuğun aralarındaki tek fiziksel bağ, omza koyulan koruyucu ve şefkatli el hareketidir. Arka plandaki pastel maviler ve öndeki pembe-kırmızılar dönemin renksel geçişkenliğini mükemmel şekilde özetler. Sert geometrik çizgiler yerine yumuşak kontürler dikkat çeker. Farklı yönlere bakan modellerin anatomileri, sonraki yıllarda El Greco etkisinden çıkarak kübist dönemi haber veren kütleselliğe kavuşur. Eğlendirmekle görevli olan bu insanların, kostümlerinin içinde ne denli kederli ve dünyadan soyutlanmış olduklarını ortaya koyan Picasso, melankoliyi biçimsel bir olgunlukla incelemeyi sürdürür.
| Pablo Picasso, Akrobat ve Genç Harlekin |
Anne ve Çocuk (Akrobatlar)
Dönemin duygusal ve şefkatli atmosferlerinden birini barındıran 1905 tarihli Anne ve Çocuk (Akrobatlar), Picasso'nun sirk dünyasının göçebe yaşamına bu kez kutsal bir ailevi bağ üzerinden yaklaştığı dönüm noktalarından biridir. Stuttgart'taki Staatsgalerie'de sergilenen bu guaj çalışmada, sol tarafta elini yanağına dayamış, hüzünlü ve endişeli bir teslimiyetle oturan bir akrobat anne ile sağ tarafta onun hemen yanında profilden ayakta duran küçük oğlu resmedilir. Mavi Dönem’in yokluk saçan trajik annelerinden farklı olarak burada bireyler, Pembe Dönem’in getirdiği duygusal bir yakınlaşma ve yumuşak hatlarla biçimlenir. Annenin başını eline yaslayan düşünceli duruşu, önündeki boş tabakla birleşerek sirk arkasındaki geçim kaygısını vurgular; ancak bu maddi yoksunluk, çocuğun giysisindeki canlı mavi ile arka plandaki sıcak, pastel pembelerin dengesiyle yumuşatılır. Kişilerin doğrudan fiziksel temas kurmaması ve bakışlarının kesişmemesi, onları çevreleyen ıssız arazideki soyutlanmayı gösterse de aralarındaki geometrik üçgen kurgu görünmez ama sarsılmaz bir bağ oluşturur. Sirk ortamının eğlencesinden tamamen yalıtılmış bu anne ve çocuk motifi, Picasso'nun kederi bir çaresizlik olarak değil, gezgin hayatın doğasında var olan stoacı bir kabulleniş ve içsel bir arınmışlık olarak incelemeyi sürdürdüğünü kanıtlar.
| Pablo Picasso, Anne ve Çocuk (Akrobatlar), 1905 |
Saltimbanques Ailesi
Pembe Dönem’in en anıtsal çalışması olan 1905 tarihli Saltimbanques Ailesi tablosunda, Medrano Sirki’nin oyuncularından oluşan altı kişilik bir grup, zamansız ve mekansız, bir çölü andıran boş bir arazide yer alır. En solda, elmas desenli kostümüyle hüzünlü bir Harlekin* küçük bir kız çocuğunun elini tutar; Picasso’nun bu karakterde kendisini resmettiği düşünülür. Yanlarında kilolu bir palyaço ve iki genç akrobat durur. Sağ alt köşede ise gruptan tamamen soyutlanmış, tek başına oturan bir kadın göze çarpar. Gruptakilerin hiçbiri birbiriyle göz teması kurmaz. Bir arada bulunmalarına rağmen aralarında derin bir iletişim kopukluğu, mutlak bir yalnızlık vardır. Bu duruş, Charles Baudelaire’in Gezgin Cambaz metninde tasvir ettiği felsefeyle benzerdir. Söz konusu sanatçılar toplumun eğlendiği ama asla arasına kabul etmediği, alkışlar bittiğinde kendi hiçliğinde kaybolan insanın alegorisini oluşturur. Nitekim şair Rainer Maria Rilke de bu tuvalden derinden etkilenerek Duino Ağıtları çalışmasının beşinci bölümünü resmedilen kişilere adar; karakterleri zamansız bir boşluğun ortasında savrulan geçici varlıklar olarak tanımlar. Renkler her ne kadar pembe ve toprak tonlarının sıcaklığında olsa da yüzlerdeki ifadeler dalgındır. Remin geneline yayılan duygu, önceki dönemden miras kalan varoluşsal boşluğu doğrular. Picasso, gösteri bittikten sonra kendi içine kapanan sirk insanları üzerinden, modern bireyin toplumdaki yabancılaşmasını zamansızlaştırır.
Top Üzerindeki Genç Kız
Dönemin en güçlü kompozisyon dengelerinden biri olan 1905 tarihli Top Üzerindeki Genç Kız, büyük bir geometrik, renksel ve duygusal kontrast üzerine kurulur. Sağ ön planda, arkası dönük, oldukça iri, kaslı ve kütlesel bir atletizme sahip bir erkek atlet küp şeklinde bir taşın üzerinde hareketsizce oturur. Sol tarafta ise dengesini korumaya çalışan, son derece kırılgan, ince ve zarif bir genç sirk kızı bir topun üzerinde parmak uçlarında yükselir. Picasso bu eserde güç ile zarafet, durağanlık ile hareket arasındaki gerilimli anı çapraz bir kompozisyon kurgusuyla yakalar. Genç kız zorlu dengesine rağmen yüzünde hafif, adeta rüya alemindeymiş gibi beliren donuk bir tebessüm taşırken, erkek düşünceli ve içe dönük tavrıyla bir ağırlık merkezi oluşturur. Küpün mutlak sabitliği ve dünyevi ağırlığı ile topun her an kaymaya hazır kararsızlığı ve göksel hafifliği, aslında hayatın ve varoluşun geçici dengesini simgeler. Arka plandaki gökyüzünde ve kızın mayosundaki donuk gri-mavi renkler; atletin giysisindeki ve çorak topraktaki daha sıcak tonlarla kusursuz bir sentez oluşturur. Uçsuz bucaksız, ıssız arazide belli belirsiz seçilen kadın, çocuk, köpek ve beyaz at silüetleri ise sirk topluluğunun yerleşik hayata ait olmayan gezgin doğasını ve evrensel yalnızlığını derinleştirir.
Yelpazeli Kadın
Dönemin felsefi kırılmasını en iyi yansıtan 1905 tarihli Yelpazeli Kadın, Picasso’nun 1906 yılında Gósol köyüne gidişiyle doruğa ulaşacak olan antik formlara dönüşün ilk ve en rafine örneğidir. Resimde profilden, yan durmuş şekilde sola doğru bakan, sol elinde katlanmış bir yelpaze tutan ve sağ elini Antik Mısır veya Arkaik Yunan sanatını çağrıştıran dinsel bir jestle yukarı doğru kaldıran bir kadın yer alır. Giysisindeki mavi ve griler ile arka plandaki sıcak, pastel kiremit ve pembeler dengeli bir geçiş sunar. Kadının yüz ifadesi tamamen donuktur ve hiçbir duygu belirtisi içermez. Bu heykelimsi tavır, Mavi Dönem'in dışa vurulan trajik acısından farklı olarak, kederin artık olgunlaşıp arınmışlık ve kabulleniş maskesine dönüştüğünü gösterir. Sağ elin havada kalan zamansız jesti, resmi gündelik bir an olmaktan çıkarıp mistik, ritüelik bir anıta dönüştürürken, Kübizm'in geometrik, katı ve ifadesiz yüzlerinin ilk işareti haline gelir.
Maviden Pembeye, Pembeden Kübizme
Picasso’nun Pembe Dönemi, sanatçının kendi dehası içinde bir dinlenme ve renklerle barışma evresidir. Mavi Dönem'deki yenilmiş ve çaresiz figürler, yerini yaşamın geçiciliğini anlayan ve sahne arkasının trajedisini bilen oyunculara bırakır. 16. yüzyılda Albrecht Dürer’in Melencolia I eserinde başlattığı, Romantiklerin ve Sembolistlerin devraldığı hülyalı, dünyadan kopmuş insan tasvirleri, Picasso’nun pembe tuvalinde sirk makyajının arkasına gizlenir.
1906 yılının sonuna gelindiğinde ise Picasso, bu figüratif ve duygusal evreyi de geride bırakır. Pembe Dönem’in hacimli, sadeleşen ve ifadesizleşen formları, sanatçının Gósol'da keşfettiği antik İber sanatının yalınlığı ve kısa süre sonra Paris'te tanışacağı Afrika masklarının sarsıcı etkisiyle birleşir. Sanatçı artık biçimsel kaygıyı ve üç boyutlu formları iki boyutlu düzlemde gösterme problemini çözmeye odaklanır.
Bu arayış, 1907 yılında modern sanatın en büyük kırılmalarından biri olan Avignonlu Kızlar ile başlayan Kübizm sürecine öncülük eder. Pembe Dönem'in sirk oyuncularındaki maskemsi donuk yüzler, Avignonlu Kızlar'da Afrika masklarının sert, köşeli ve şiddetli geometrisine dönüşür. Ancak bu geometrik parçalanma bile Picasso'nun tuvalinden hüznü söküp atamaz; yıllar sonra 1937'de yapacağı Ağlayan Kadın ve Guernica şaheserlerinde, ruhsal acı ve savaşın dehşeti bu kez kübist anlayışın o paramparça edilmiş formlarıyla dışa vurulur. Picasso için üslup değişse de tuvalin arkasındaki büyük insani trajedi ve hüzün kalır.
* Mavi Dönem adlı yazıyı 2001 yılında yazmıştım. Uzun bir ara oldu.
*Harlekin (Arleken), 16. yüzyılda İtalyan halk tiyatrosu Commedia dell'arte'de ortaya çıkan, rengarenk baklava desenli kostümü ve çevik hareketleriyle tanınan ikonik bir karakterdir. Zeki, kurnaz ve genellikle romantik bir hizmetçi figürü olarak bilinir.
Benzer Yazılar:
________________________________
*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
________________________________
Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.
Ne kadar ayrıntılı ve özenli bir yazı. Instagramdaki 3-5 kalıplaşmış cümlelik yazımsılardan ne kadar farklı. Elinize sağlık
YanıtlaSilOkuduğunuz ve yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Sil