20. yüzyıl sanatında önemli bir yere sahip İsviçre asıllı heykeltıraş ve
ressam Alberto Giacometti’nin (1901-1966) Türkiye’deki ilk retrospektif
sergisi 11 Şubat’ta Pera Müzesi’nde açıldı. Müzenin 5. ve 4. katlarında
26 Nisan’a kadar izlenebilecek olan ve belirli başlıklar altında ele
alınan kapsamlı sergi Paris’teki Giacometti Vakfı’nın
katkılarıyla ve vakfın yöneticisi Catherine Grenier’in küratörlüğünde
düzenlendi. Cenevre Güzel Sanatlar Okulu’nda, İtalya’da ve Paris’te
sanat eğitimi alan sanatçının Paris Montparnesse’taki 23 m2’lik
atölyesinde çalıştığı desenleri, yağlıboya resimleri, büstleri,
heykelleri; mektuplar ve çeşitli yayınlar gibi arşiv belgeleri;
atölyesinde çekilmiş fotoğrafları; gençlik yıllarından son yapıtlarına
kadar bir seçki* ile birlikte sunuluyor. Çoğunlukla bronz olan
heykellerinin arasında az sayıda alçı ve mermer de bulunuyor.
Küçük yaşlardan itibaren heykel ve resimle uğraşmaya başlayan ve sanat
hayatı boyunca insan figürünü ön planda tutan sanatçı; babası İsviçreli
ressam Giovanni Giacometti etkisiyle ilk yapıtlarında Yeni İzlenimci
örnekler verir. Portrelerinde özenli ve açık tonlamalarla ustaca renk
uygulayışı babasının sanatsal gelişmişliğinden yararlandığını gösterir.
1925 yılından sonra basit ve geometrik formlu Avangard ve Kübist heykel
çalışmalarıyla uğraşır. Afrika ve Okyanusya sanatlarına, Kübizme ve
Sürrealizme yakınlık duyar. Constantin Brancusi, Alexander Archipenko,
Henri Laurens ve Jacques Lipchitz gibi sanatçıların I. Dünya Savaşı
öncesine ait modern, kübist, soyut heykelleri Giacometti’ye ilham
kaynağı olur. Dinamizm ile sabitliğin, soyut ile figüratifin
çelişkisinden rahatsızlık duyan sanatçı hafif ve hayali formlar üzerinde
çalışmaya başlar.
