İnsanların birbirini öldürebildiği bu acımasız dünyada ne kadar mutlu olunabilir ki?
![]() |
| Pablo Picasso, Guernica, 1937, tuval üzerine yağlıboya, 3,5 m x 7,8 m, Museo Reina Sofia, Madrid |
1937 yılında Paris Dünya Sergisindeki İspanyol pavyonu için yaptığı 3.5 x 7.8 m ölçülerindeki anıtsal duvar resminde Picasso, kutsal bir meşe ağacının orada bulunması nedeniyle Basklılar ve Cumhuriyetçi direnişçiler için önemli olan Guernica adlı bir kasabanın bombalanmasını resmeder. Guernica İspanyol Milliyetçileri’nin yönlendirmesiyle Alman uçakları tarafından bombalanır. Kasabadaki erkeklerin çoğu savaşta olduğundan masum siviller üzerine yönelik bu insanlık dışı saldırıda ölenlerin çoğu kadınlar ve çocuklardır.
Picasso, İspanya İç Savaşı ile ilgili duygularını dışa vurduğu ve genel olarak o yıllardaki bütün savaşların getirdiği dehşeti ve yıkımı gösterdiği ‘Guernica’ dışındaki resimlerindeki nesnelere ve figürlere kendileri dışında bir anlam yüklemez. Sanatçı acı ve yıkım üreten olarak gördüğü Milliyetçilerin lideri General Francisco Franco’ya karşı Cumhuriyetçi mücadeleci gençleri destekleyerek maddi yardımlarda bulunur. İspanyol Savaşı’nın, halka ve özgürlüğe karşı olan gericiliğe yönelik bir mücadele olduğunu belirtir: “Çocuk feryatları, kadınların feryatları, kuş feryatları, çiçek feryatları, taşların ve kirişlerin feryadı, tuğlaların feryadı, mobilyaların, yatakların, sandalyelerin, perdelerin, tavaların, kedilerin ve kâğıtların feryatları, birbirlerini tırmalayan kokuların feryatları, dumanın feryatları, tencerede pişenlerin boğazı yakan feryatları ve kemiği kemirirken, dişlerini kıran denizi istila eden kuş yağmurlarının feryatları…”(1) İşte bu haykırışlar Guernica’dan dışarı taşar.
Hepsi aydınlık görünen yöne doğru koşan, bağıran ve parçalanmış figürler kübizm anlayışına uygun olarak önden, yandan bakılarak değişik görünümleriyle verilir. Bir oda içindeki bütün yüzeye yayılmış olan çok sayıda figür birbirlerinin üzerine yerleştirilir: başı yukarıya dönük çığlıklar atan ve kucağında ölü çocuğunu taşıyan anne; yerde bir mızrak tarafından delinmiş ölü bir adam; solda yukarıda bir boğa, yanında kuş; ortada acı içinde kişneyen bir at, yukarıda aydınlatmayan bir ampul; resmin sağ kısmında üstte elinde bir gaz lambası ile telaşla hareket eden kadın; altında koşmaya çalışan ve ampulün ışığına odaklanmış yaralı bir başka kadın; arkasında kapı önünde ellerini havaya kaldırmış haykıran başka biri...
İspanyol kültüründe önemli bir karakter olan boğanın arkasındaki duvardaki zeytin dalı tutan beyaz güvercin çizimi ve kadının elinde tuttuğu gaz lambası umuda işaret eder. Koyu renkli arka plan üzerindeki her bir figürde acının ve çaresizliğin derin ifadesi izlenir. Biçimlerde çarpıtma, vücut oranlarında abartının olduğu resim gerçek bir olayı aktarsa da alegorik ve sürrealist bir anlatıma da sahiptir. Sanatçı "Boğanın şiddeti, atın da halkı simgelediğini" söyler. Önceden çok sayıda taslağı hazırlanan büyük boyutlu kompozisyonun sadece siyah, beyaz ve gri renklerle oluşturulması katliamın kasvetli ve dramatik etkisini artırır. 20. yüzyılın trajedisinin göstergesi resimde Picasso “Bir takım eylemleri ve simgeleri anıtsal bir düzenlemeyle bir araya getirir. Havasız ve mekânsız olan resimde elektrik ışığı, gaz lambası ve yangın resme hemen hemen hiç ışık vermez gibidir”(2).
Guernica, siyah, beyaz ve gri tonlardan oluşan sınırlı renk seçimiyle olayları nesnel bir ciddiyetle sunar. Bu bilinçli tercih, izleyicinin ilgisini detaylardan uzaklaştırarak doğrudan savaşın getirdiği acılara yönlendirir. Eserdeki keskin, geometrik ve parçalanmış çizim tarzı ise yaşanan karmaşayı derin bir algı boyutuna taşır. Figürlerin iç içe geçen sert, köşeli hatları, toplumsal düzenin kayboluşunu ve tüm insanlığın ortak kederini hissettirir.
Picasso’nun siyasi olarak güçlü bir duruşu olan bu zamansız resminin dünyanın pek çok yerindeki sanatçılar üzerinde etkisi büyük olur. İspanyol İç Savaşına dikkatleri çekerken, hava saldırısı sonucu ölen masum halkın, savaş karşıtlığının ve barışın simgesi haline gelir.
![]() |
| Pablo Picasso, Ağlayan Kadın, 1937 |
Trajik ruh halinin kübist anlayışa uygun olarak geometrik parçalanmalarla resmedildiği ‘Ağlayan Kadın, Guernica ile benzerlikler gösterir. Guernica'da kucağında ölü bebeğiyle göğe doğru feryat eden kadın bu tabloda yakın plan bir portreye dönüşür. Savaşın cephedeki askerler üzerinden değil, geride kalan, evi yıkılan ve yakınlarını kaybeden sivil kadınların sızısı üzerinden yansıtıldığı bir eserdir. Yüzde çarpıtma ve kırılmayla birlikte, kadının hüznünün yoğunluğu şiddetli fırça vuruşları ve sert renklerle belirginleşir. Üzüntüden parçalanmış gözlerden akan yaşlar anlatımı derinleştirir. Tabloda canlı sarılar, parlak kırmızılar ve yeşiller bir aradadır. Normalde neşeyi çağrıştıran bu renkler, ağız ve dişlerin çevresindeki soluk mavi ve beyaz mendil ile tezat oluşturarak baskıcı ve rahatsız edici bir gerilim yaratır.
Notlar
(1) Wiegand, Wilfried, Picasso, Alan Yayıncılık, İstanbul, 1985, s: 108
(2) Lynton, Norbert, Modern Sanatın Öyküsü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1991, s: 193
Picasso'nun Pembe Dönemi ve Sahne Arkasının Hüznü
Pablo Picasso’nun Mavi Dönemi ve Hüzünlü Resimleri
20. Yüzyıl'ın İki Avangard Akımı: Kübizm ve Sürrealizm
Picasso’nun İki Kübist Resmi: ‘Avignon’lu Kızlar’ ve ‘Guernica’
__________________________________
*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 
__________________________________
Hiçlikte Bir An'ın yeni yazıları için buraya tıklayarak e-posta bültenine abone olabilirsiniz.


0 comments :
Yorum Gönder