20 Eylül 2014 Cumartesi

Kadıköy Yeldeğirmeni'nde Murallar

M.Ö. 675’lerde kurulan Kalkedon’un korunması için yapılan surlar bugünkü Yeldeğirmeni’ninden geçiyormuş. 15. ve 16. yüzyıllarda bahçeli köşklerin olduğu bölgede rüzgara açık konumundan dolayı 1780’de I. Abdülhamit tarafından yaptırılan dört yel değirmeninden hiç iz kalmasa da semt Yeldeğirmeni adıyla anılmaya devam etmiş. Yahudilerin 1885 yılından sonra yerleşmesiyle ve 1908 yılında Almanların yaptığı Haydarpaşa Garı nedeniyle semtte konutlar, okullar, kilise ve sinagog inşa edilir. İtalyan Apartmanı, Ankara Apartmanı, Ali Bey Apartmanı, Kehribardji Apartmanı gibi İstanbul’un ilk apartmanlarına sahip semtte, 200’e yakın tarihi eser niteliğinde eski bina da bulunuyor. Bir zamanlar Almanların ve Yahudilerin oturduğu Art Nouveau süslemelerin olduğu ahşap, yığma taş ve tuğla evlerin sayıları azalmış. Betonarme yapıların çoğu ise 1950-1970 yılları arasına tarihleniyor.

12 Eylül 2014 Cuma

Cunda Adası'nda Yazın Son Günleri

Aslında Sonbahar'ın ilk günleri demek daha doğru olurdu başlık için. Ne de olsa Eylül'ün ilk haftası takvime göre sonbaharın başlangıcı ama sıcaklık olarak yazı aratmıyor tabi o ayrı. Arkadaşlarla bir ay öncesinden planlayıp otelleri ayarladığımız Cunda Adası tatili birlikte geçirdiğimiz güzel anlara ve paylaşımlara bir yenisini daha ekledi. Zaten hayat sevilen kişilerle paylaşılan zamanlarla daha da anlam kazanıyor ve renkleniyor. Sabah erken saatlerde Cundavilla'ya geldiğimizde ilk izleminimiz olumluydu. Odaları gördüğümüzde de bu butik otelden memnun kalacağımızı anladık. Her ayrıntıda bir zerafet ve kalite vardı. Bahçede doğal ve lezzetli kahvaltıdan sonra deniz kıyısına indik. Aslında benim denize girme saatim geçmişti ama işte tutamadım kendimi; durgun ve temiz denize atladım. Yarım saatten fazla yüzdüm. Çıktıktan sonra güneşte kalmadım. Akşam 17.30 sonrası tekrar bir yarım saat yüzdüm. Tabi ki acısı çıkacaktı gece. Önceki tüm deniz tatillerimde olduğu gibi. Güneşlenmesem de, koruyucu kremler sürsem de hassas cildim denizde kaldığım süre boyunca yanıyordu. O yüzden sabah 7 - 8 arası ve akşam 18.00' den sonra girmem gerekiyordu...

22 Ağustos 2014 Cuma

Geceye Övgüler

“Şimdi biliyorum artık sonbaharın ne zaman olacağını / ışığın ne zaman ürkütemeyeceğini geceyi ve aşkı - mamurluğun ne zaman sonrasız ve tek, bitip tükenmez bir rüyaya dönüşeceğini. Cenneti çağrıştıran bir yorgunluk hissediyorum içimde... Sıradan insanların algılayamayacakları ve eteklerinden yeryüzünün akışının kaynadığı tepenin karanlık kucağından çıkan o billur dalga; her kim ki bir kez tadına varırsa, yukarılarda, dünyayı sınırlayan sıradağların zirvelerinde durup ötekilerdeki yeni ülkeye, gecenin yurduna bakarsa- gerçekten de o kişi bir daha dünya halinin koşuşturmalarına, ışığın sonsuz bir tedirginlikle barındığı o ülkeye bir daha geri dönmez.”

 

Novalis - Geceye Övgüler

15 Ağustos 2014 Cuma

İstanbul Boğazı'ndan Görünümler

İstanbul, Boğaz'da tekneyle seyahat edildiğinde insanın gözüne bir başka görünür. Denizin her iki kıyısında sıralanan birbirinden güzel yalılar, saraylar, köşkler, hisarlar, camiler, diğer tarihi yapılar ve ağaçlar görsel zenginliğe katkıda bulunurlar. Keyifli bir deniz gezisiyle İstanbul'un ruhunun güzel tarafını da keşfedersiniz. Bütün görkemli geçmişiyle ayakta durur ve gururla "Ben daha bitmedim" der. Beşiktaş, Maslak bölgesindeki yoğun yapılaşmayı saymıyorum elbette. Onlar silueti bozan ve hoş olmaktan uzak görünümler. Ama değişim ve yapılaşma da kaçınılmaz görünüyor. Nüfusu hızla artmaya devam eden ve sürekli konutlarla büyüyen bir kent ne de olsa. Yine de çevre düzenlemelerinde kentin doğal dokusunu göz önünde bulundurup ona göre inşaatlar yapılsa ve estetik yoksunu binalar her yerden görülebilecek tepelere kurulmasa daha doğru olur. İstanbul'da yaşayan veya ziyarete gelenlere önerim mutlaka bir Boğaz turuna katılmaları. Özel turlarla ya da şehir hatlarının düzenlediği bir saatlik turlarla hâlâ güzelliğini korumaya çalışan ve üç imparatorluğa başkentlik yapmış tarihi kenti gezmek mümkün. Özellikle Saffet Emre Tonguç'un yalıları anlattığı Boğaz turları popüler...

İstanbul Boğazı, Anadolu Yakası

5 Ağustos 2014 Salı

Arkeoloji Üzerine

C. W. Ceram'ın "Tanrıların Vatanı Anadolu"yu okudum. Daha önce "Tanrılar, Mezarlar ve Bilginler"i okumuştum. Bu iki kitap arkeolojinin romanı. Arkeoloji en büyük tutkum. Bunu  fark ettiğimde 14 yaşımdaydım. 1988'de Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünü kazandığımda çok sevinmiştim. Arkeolog olabilecektim. Ama birkaç günde ben ve 40 öğrenci hayal kırıklığı yaşadık. Çünkü arkeoloji değil sanat tarihi eğitimi veriliyordu. Mezunlar arkeolog  değil sanat tarihçi oluyordu. 4 yıl sanat tarihi eğitimi aldım ama arkeoloji sevgim hiç bitmedi. 

1993 Haziran ayında Efes'te kazıya katılma girişimim oldu ama müze müdürünün koşulları uygun gelmedi. Oturmuş bir kazı değildi ve ekip yoktu. Oysa ben 25 yıldır orada kazı yapan ekiple çalışmak, staj yapmak istemiştim. Efes ve diğer yerlerde kazıları yürütenler hep yabancılar: Almanlar, Avusturyalılar, Amerikalılar... Neden buralarda Türk profesörleri ve öğrencileri kazı yapmıyor veya buna imkan sağlanmıyor? Öncelikle bunu karşılayacak paranın sağlanması gerekiyor ki devlet-üniversite fazla ödenek ayıramıyor. Öyleyse özel sponsorlar gerekir ki kimse parasını bu alanda harcamak istemiyor. 19. yüzyılın ilk yarısından itibaren yabancı arkeologlar kazı yapmış ve pek çoğu buluntuları ülkesine götürmüş. Bunların çok azı geri gönderilmiş. Hele Bodrum'daki mozole ve Bergama'daki Zeus Sunağı'nın taşınması inanılmaz bir şey. Hâlâ tarihi eser kaçakçılığı devam ediyor. Kimi göz göre göre, kimi fark ettirmeden. 

Madem her yerde kazıları yabancılar yapıyor, niye bu kadar çok Arkeoloji veya Sanat Tarihi bölümü açılıp her yıl yüzlerce öğrenciyi bu bölümlere kaydediyorlar. Madem Türkiye'nin sanatına ve tarihi değerlerine önem verilmiyor öyleyse bu bölümler ya kapatılsm ya da birkaç tane olsun ve en az öğrenciyle kaliteli eğitim yapılsın. Böylece bu alanda bir şeyler yapmak için çırpınanlar da ümitsizce dolaşmazlar ortalıkta. 
                                   
Nalan YILMAZ - İSTANBUL - Sabah Gazetesi, Al Kalemi Eline, Sayfa 30, 28 Eylül 1993


*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir.   Creative Commons License


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...