6 Mayıs 2011 Cuma

Sanat Eleştirisi

Yıllar önce bir panelde eleştirmenlerin görüşlerini dinleme fırsatım olmuştu. Konuşmasında eleştiri ve sanat tarihi birlikteliğine değinen Jale Erzen’e göre "Türkiye’de eleştiride tavırlar belirsiz. Batı dışındaki toplumlarda eleştirinin gelişememesinin nedeni sanatın çok belirgin amaçlara yönelmesi ve otonom olması. Günümüz sanatında endüstri ve teknolojiyle birlikte anlam ve biçim kopuktur. Biçimi sanatçı tek bir parçada sunmuyor. Biçim ve içerik arasında doğrudan bir ilişki yok. Sanat eseri parçalanmış durumda. Eleştirmen biçimi yapılandırmalı"...

Eleştirmen ve küratör Ali Akay için ise: “Ölümün varlığını hisseden insan sanat yapar. Eleştiri için kuramsal alan ve söz söyleyecek insanların ortamı zorunlu. Dönemler boyunca çağdaş ve modern sanatların problemi anlam ve biçimin kopması değil birleşmesi, kavramla el becerilerinin aynı yerde kullanılmasıdır. Bugünün sanatında da biçim ve içerik birlikteliği vardır. Yapıt içinde bulunduğu dönemde eleştirilmelidir. Modern akım temsiliyeti kırmıştır ancak Postmodernizm’de yeniden ortaya koyulur.” 

Biçim ve içerik arasında varsayılan karşıtlık biçem kavramının çağdaş kullanımlarının peşini bırakmayan düşüncedir. İçerik kavramı yerine oturtulmadıkça biçem ve içerik arasındaki organik ilişkinin herhangi bir yolla olumlanması gerçekten inandırıcı olmayacaktır ya da bu olumlamayı yapan eleştirmenleri kendi özgün söylemlerini değiştirmeye götürmeyecektir. Pek çok eleştirmen bir sanat yapıtının biçemle süslenmiş belli bir miktarda içerik içermediğini kabul edecektir... Sanat yapıtında içerik bulunması kendi başına oldukça özel bir biçemsel uzlaşım oluşturur. Eleştiri kuramına düşen görev konu malzemesinin biçimsel işlevini ayrıntılarıyla incelemektir” (1).

İçinde bulunulan dönemde eseri veya sanatı anlamlandırmak, tanımlamak o kadar objektif olmayabilir. Üzerinden zaman geçtikten, o anın içinden çıkıldıktan sonra geriye bakıp farklı bir değerlendirmeye gidilebilir. Sanat yapıtı için söylenecekler bitmez. “Sanatçı alımlayıcıya tüketilmek üzere değil ama tamamlanmak üzere bir yapıt sunar. Her sanat yapıtı belli bir görüşün ötesinde sayısız okumaya, yorumlamaya yatkınlık gösterir” (2). Bir Bruegel, Bosch veya Dürer resmi 21. yüzyılda yeniden incelenebilir. Yapıt sadece üretildiği dönemle sınırlandırılamaz. Ortaya çıktığı andan itibaren zamansızdır. 

 
Sanatçının ürettiğini sunmaya, eleştirmenin o sanat yapıtına gereksinimi vardır. Sanat eleştirmeni düşünce özgürlüğüne, donanıma, çok fazla bilgiye sahip olan ve bu bilgileri sınayan, öznel beğeniyle yaklaşmayan, sanat yapıtını her yönüyle inceleyip, tanımlayan, bütünlüğü içinde yorumlayan ve sanatın önemini gösterendir. Sanat yapıtını anlamak için sezgi yanı sıra kuramsal bir çaba, çok fazla izlemek, okumak, düşünmek gibi bazı kıstaslar var. Yapıtın teknik özellikleri, konusu, içeriği, derinliği, tasarım açısından incelenmesiyle birlikte sanatçının diğer çalışmalarını görmek, çağının sanatçılarını, ortamını ve toplumsal düzeni de bilmek ve kıyaslama yapabilmek önemli.

Akla ve bilime dayalı eleştiri içinde sanat tarihini, sosyolojiyi, felsefeyi, psikolojiyi, estetiği, sanat ve eleştiri kuramlarını barındıran ayrı bir alandır. Sosyologlar son yılların anlayışına yöneliyorlar ama artık Post-Modernizm’den de söz edilebilir mi? Bir çözülme var. O da gerilerde kalmadı mı? Günümüz sanatı ve eleştiri sosyologlara daha yakınsa şu andaki sanat olaylarını, üretilenleri nasıl değerlendirip nereye oturtacaklar? Herhalde sanat tarihçileriyle sosyologların sanatı anlamlandırmaları ve sanat yapıtını ele alış yöntemleri değişik.


Panellerde bazen konuşmacılar asıl konunun dışına çıkabiliyorlar.  Fikirleri ters düşebiliyor. Kişisel alınmalar ve sorunlar dile geliyor. Bu tür tartışmalar kaçınılmaz. Ancak birisinin savunduğunu çürütebilecek bir söz ederken daha fazla özen göstermeli.


Tahsin Yücel edebiyatta nicelik açısından diğer alanlardan daha çok eleştiri olduğunu ileri sürdü. “Sanat yapıtıyla doğrudan bir ilişki içine girilmeli. Önce yapıttan yola çıkarak bir çözümlemeye gidilmeli. Daha sonra tarihsel süreç içinde değerlendirilir.” Seçkin Selvi’ye göre "Sanatçı da eleştiri yapar. Varolanla arasında bir hesaplaşma vardır. Eleştiride nesnellik taraf tutmaktır. Kişisel ölçütler başkaları tarafından da paylaşılabilir, eleştiride kalıplar olmaz. Değer yargıları özneldir." Bu noktada Tahsin Yücel ise "nesnel olabilmek için yöntem olmasının" üzerinde durdu.


Beral Madra onca yazısına rağmen “Türkiye’de eleştiri yok” gibi söylemlere sinirlendiğini vurgularken haklıydı. “Sanatçılar sanatlarıyla eleştirirler. Eleştirinin kitlelere ulaştığı araçlar zayıf. Nesnellik ve öznellik arasında denge kurup bilgi yerinde ve eksiksiz kullanılmalı. Eleştiride değer biçmek ve karar vermek önemli. Uluslararası sanat ortamlarıyla daha çok kaynaşmalı.” Hangi alanda olursa olsun dünyadaki çalışmaları bilip, gelişmeleri takip etmek hatta yeni üretimlerle katkıda bulunmak neredeyse şart.


Ayla Ödekan’ın ifade ettiği gibi "Eleştirel düşüncenin eksikliğinin eğitim sistemiyle ilgisi var." Ezberci bir eğitim süreci sonucunda öğrencilerin düşünmeye, araştırmaya yönelmesi kendi bireysel çabalarıyla oluyor. Eleştiri ve Sanat Kuramları üzerine yüksek lisans ve doktora programlarının artması, üniversitelerde farklı disiplinlerle bir uygulama içinde olması, dünyada kabul gören düzeyde çalışmalar yapılıp yeni yöntemler oluşturulması önemli.


Notlar

(1) Sontag, Susan, Sanatçı: Örnek Bir Çilekeş, çev: Y. Salman, M. G. Sökmen, Metis,
İstanbul, Ekim 1998, s: 26
(2) Bozkurt, Nejat, Sanat ve Estetik Kuramları, Asa, Bursa, 2000, s: 298
(3) "1950’li yıllarda sanat açısından kısır bir dönemde Nurullah Berk’in girişimleriyle
dünyaca tanınmış sanat yazarlarının ve eleştirmenlerin katıldığı AICA’nın (Sanat
Eleştirmenleri Derneği) 6. toplantısının İstanbul’da gerçekleşmesi dikkate değer.” Özsezgin,
Kaya, “Bir Derneğin Öyküsü”, Sanat Çevresi, 167, Eylül, 1992, s: 22

Nalan Yılmaz, Sanat Eleştirisi, 27 Nisan 2011,
Lebriz Sanal Dergi

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir.   2008-2017 Creative Commons License

0 yorum :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...