20 Eylül 2010 Pazartesi

Paris'teki Miraçname Minyatürleri’nde Üçüncü Cennet Sahneleri

İslam kitap resimlerinde dini konulara ilk olarak 13. yüzyılda rastlanır. Varka ve Gülşah mesnevisinin son iki minyatüründe öyküde geçen bir olay içinde Hz. Muhammed görülür. Hz. Muhammed'in hayatıyla ilgili ilk tasvirler Moğollar döneminden 1307 tarihlidir. Topkapı Sarayında bulunan genel bir dünya tarihi olan Cami-üt Tevarih’teki minyatürler İncu sülalesi döneminde Şiraz'da yapılmıştır. Bilinen en eski Mirâç sahnesinde Hz. Muhammed’in Burak üzerinde ve meleklerin eşliğinde gökyolculuğu gösterilir.

Moğollar döneminden metni günümüze ulaşmayan Mirâçnâme’nin minyatürleri yapraklar halinde Topkapı Sarayı kütüphanesinde H.R.154 no'lu albümdedir. Dost Muhammed bu albümü Safavi Sultanı Şah Tahmasp'ın kardeşi Behram Mirza için resimler. Nakkaş ve hattatlar hakkında bilgi veren 1544 tarihli bir önsözü bulunur. 48,5 x 36,5 cm ölçülerinde 148 yapraktan oluşan kitapta 14. ve 15. yüzyıllara ait minyatürler, desenler, yazı örnekleri ve Ahmet Musa (1) tarafından yapılan Hz. Muhammed'in yolculuğu ile ilgili tasvirler vardır. Mirâç ile ilgili olanlar 14. yüzyıl ortalarında Tebriz'de hazırlanır. Sadelik, altın yaldız fon ve Tanrıya yakınlıklarına göre büyüklü küçüklü hareketli figürler göze çarpar...

Metniyle birlikte korunan ‘Mirâçnâme’ Paris Ulusal Kitaplık’tadır. Uygur Türkçesiyle Malik Bahşi tarafından yazılmış eser Timurlu Sultanı Baysungur zamanında 1436'da Herat'ta oluşturulur. Hz. Muhammed'in gökteki yolculuğunun bütün evreleriyle gösterildiği 61 minyatüre sahip yazmayı Baykara’nın 1507’deki ölümünden sonra oğlu Bediüzzaman İstanbul’a getirmiş olabilir. 1673 yılında 'Binbir Gece Masalları'nın çevirmeni Antonie Galland’ın (2) İstanbul'dan satın aldığı kitap ilk önce Colbert Kütüphanesi’ndeyken 18. yüzyıl ortalarında Kraliyet Kütüphanesine emanet verilir. Bugün ise Ulusal Kitaplık’ın Türk koleksiyonunda 190 numarasıyla kataloglanmıştır. Uygur el yazısıyla yazılmış eserdeki Mirâç'ın anlatımı Şair Mir Haydar'ın Arapça orijinalinden Türkçe’ye çevrilir.

Hz. Muhammed 51 yaşındayken yılın yedinci ayının yirmi yedinci gecesinde Mirâç gerçekleşir. Kur’an-ı Kerim'in İsra suresinin ilk ayetinde göğe yükselişten söz edilir. Mirâç kâinatı anlamak, Allah’ın büyüklüğünü görmek için yapılan bir seyahattir. O gece Cebrail Hz. Muhammed'e görünür ve ona '…sana gönderdi beni Allah/göklere çağırır seni Allah/yürü Mirâç'a, gel makamını gör/ hem imam ol hem imanını gör' der. Mirâç ile ilgili öyküler hadislere ve hayal gücüyle betimlenen mistik edebiyata dayanır. Bazı yorumcular bu masalımsı yolculuğun bedensel değil ruhsal olduğunu öne sürerler.

Nizami'nin 'Mahzen-i Esrar' adlı eserinde Hz. Muhammed'in aşk yolculuğu olarak tanımlanan Mirâç bir soluk içinde başlayıp sona erer. Darir'in Siyer-i Nebi'sinde bu olay ayrıntılı olarak verilir. Mirâçnâme'de peygamberin bu yolculuğu 61 minyatürde film şeridi gibi sırasıyla resmedilir. Tasvirler her sayfada metinlerin ortasında ya da alt kısmındadır. İlk minyatürde Cebrail Hz. Muhammed’i Mirâç yolculuğuna davet eder. Daha sonra peygamber Cebrail ve meleklerle Mescidül Aksa'ya (3) gider. Orada kendinden önceki peygamberlerle karşılaşıp birlikte dua ederler. Sonraki minyatürlerde Cebrail'in önderliğinde Burak (4) üzerinde yedi kat gökyüzünü gezer ve her katın sakinleriyle tanışır. Yedinci kattan sonra Cebrail ‘buradan bir parmak ucu ileri geçecek olsam yanarım’ diyerek devam etmez. Peygamber yalnız sürdürdüğü yükselişinde Tanrı’nın huzuruna kavuşur. Cennet ve cehennemi de dolaştıktan sonra geri döner.

Hz. Muhammed üçüncü göğe gelişini şöyle anlatır: "Gözümü açıp kapayıncaya kadar üçüncü göğe çıkmıştık. Bu göğü yüce Allah bakır renginde yaratmıştı. Adı Zeytun'dur. Bir rivayete göre de Makun'dur. Cebrail üçüncü göğün kapısını vurdu. Bu göğün de kapısını bir ferişteh açtı ki adı Avniyail'di. Avniyail ve diğer melekler geldiler ve selam verdiler".

Üçüncü kata Hz. Muhammed Cebrail eşliğinde girer. Melekler tarafından karşılandıktan sonra sırasıyla Yakup ve Yusuf, demirden silahlar, saraylar yapan Davud ve emrine cinlerin, rüzgarların verildiği Süleyman (5) peygamberlerin selamlarını kabul eder. Son olarak uçsuz bucaksız bir deniz kıyısında yaşayan yetmiş başlı, değişik biçimlerde övgüler okuyan, dört kat giysisi içinde altın bir taht üzerinde oturan, renkli kanatlara sahip muazzam bir melekle tanışır. Buradan dördüncü kata geçer. 

 
Üçüncü göğü anlatan beş minyatürde de birbirine benzer düzenlemeler ve figürler dikkat çeker. Boyama tekniğinin ustaca olduğu zengin renkler çok az değişiklikle aynıdır. Boş alanlarda dekoratif görüntü sağlayan altın yaldızlı kıvrık biçimli çin bulutları, yıldızları çağrıştıran yuvarlak motifler ve göksel seyahati simgeleyen koyu mavi fon tüm tasvirlerde yer alır. Cebrail'in kuşağının dalgalanmaları ve değişik göz alıcı renkler kompozisyona canlılık ve hareketlilik kazandırır.

Peygamber hepsinde kompozisyonun sağındadır ve Burak üzerindedir. Cebrail ise ikisinin de önünde durur. Peygamberin el hareketleri ve Burak'ın bacaklarının duruşu, Cebrail'in görkemli kanatları, başının dönük olduğu yön, el hareketleri ve karşısındaki figürler değişirler. Boşlukta duran melekler, peygamberler ve Burak genellikle seyirciye doğru dörtte üç duruştadır. Hz. Muhammed ve diğer peygamberler bilgeliğin sembolü olarak derli toplu sakalları ve başlarında sarıkları ile gösterilirler. 

 
Hz. Muhammed’in anlatışına göre “Burak kartal kanatlı, gövdesi eşek ile katır gövdesi arası, at yanaklı, boynu inci ve yeşil zümrütlerle süslü, kır renkli ve alacalı güzel bir yaratıktır. Saçları altın teli gibi parlar, ışıldayan iki gözüyle aydınlık verir. Topukları mercandan, kanatları yeşil zümrütten, tavuskuyruğu kızıl yakuttan ve ayak bilekleri kızıl altından yaratılmıştır”. Buradaki tasvirlerinde kanatsızdır, benekli ve kırmızı katır gövdesi üzerindeki kuyruğu havadadır, başında altın bir taç ve boynunda değerli kolyeler takılıdır. 
 
Melekler’in ve Burak’ın saçları siyah, yüzleri yuvarlak ve beyazdır. Gözleri siyah, iri ve badem biçimindedir. Düzenli bir şekilde istiflenmiş meleklerin saçları tepede bir şeritle bağlıdır. Timurlu ikonografisinde melekler genellikle bu şekilde gösterilir. Elbise kıvrımları sade, ışıklı ve keskin hatlıdır. Cebrail'in ve Peygamberlerin omuzlarından yükselen haleler tipik İran ve Sasani tarzındadır. Giysileri genellikle uzun, tek renkli, kıvrımlıdır ve Uygur örneklerini hatırlatır. Taçlar ve saç stilleri Timurlu tipindedir. Yerleştirilmesi orantılı figürlerin çiziminde ve renklerin kullanımında ustalık fark edilir. Konturlar ve elbise kıvrımları koyu tonlarla belirlenir. Yüzlerde hafif gülümsemeyle daha yumuşak geçişler vardır. Yüzler, eller, ayaklar, Burak'ın bacakları ve kuyruğu, meleklerin kanatları oldukça sakin ve zariftir.
 
Notlar
 

(1) Batıdan, Çin'den, Uygur'dan gelen etkileri değerlendirerek eserlerini oluşturan Ahmet Musa İlhanlı hükümdarlarından Ebu Said döneminde yaşamış ünlü bir nakkaştır.
(2) Bu Fransız oryantalist Ortadoğu edebiyatıyla, giysileriyle, diliyle ilgili derin bir bilgiye ve Türk, İran ve Arap el yazmalarına sahiptir.
(3) Medine'den Kudüs'e
(4) Aslında Burak Kur’an’da geçmez. Sonraki yıllarda minyatürlerde ve şiirlerde işlenen bir konudur.
(5) Süleyman Peygamber Arap tarihçilerine göre Tanrısal, sihirli güçleriyle ve gizli bilimlere ait bilgileriyle Büyük İskender'den daha şanlı ve insanların lideridir.

Kaynaklar

1- And, Metin, Minyatürlerle Osmanlı-İslam Mitologyası, YKY, İstanbul, 2007, s: 295
2- Aslanapa, Oktay, Türk Sanatı, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1984, s: 366
3- Çağman, F., Tanındı, Z., Topkapı Sarayı İslam Minyatürleri, Tercüman Yayınları, İstanbul, 1979, s: 13
4- Nizami, Mahzen-i Esrar, çev. M. Gençosman, Ankara, 1946, s: 18
5- Özergin, M.K., Temürlü Sanatına ait eski bir belge: Tebrizli Cafer'in bir arzı, Sanat Tarihi Yıllığı VI, İstanbul, 1976, s: 474
6- Sağlam, B., Kuran-ı Kerim ve Açıklamalı Meali, Tebliğ Yayınları, İstanbul, 1995, s: 282, 328, 429
7- Seguy, M.R., The Miraculous Journey of Mahomet (Mirajnameh), Bibliotheque Nationale, Paris George Braziller, New York, 1977, s: 8, pl. 17
8- Tanındı, Z., Siyer-i Nebi, İslam Tasvir Sanatında Hz. Muhammed'in Hayatı, Hürriyet Vakfı Yayınları, İstanbul, 1984, s: 9, 10, 11

Nalan Yılmaz: Mirâçnâme Minyatürlerinde Üçüncü Gök Sahneleri, 14 Eylül 2010, Lebriz Sanal Dergi

Ayrıca ilk hali için bakınız:

Nalan Yılmaz, 14 Ekim 2002, Hürriyet, Agora-Sanat
Nalan Yılmaz, 21 Ekim 2002, Hürriyet, Agora-Sanat

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir. 2008-2017 Creative Commons License

0 yorum :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...