15 Haziran 2014 Pazar

Geçmişe Yolculuk

16 - 17 yaşlarındayken günlüğe yazdıklarımdan bazı notlar:
24 Temmuz: Sabah Şebnem K ve annesi ile Florya'ya denize gittik.
27 Temmuz: Annem, babam ve kardeşlerim Riva'ya denize gittiler. Ben evdeyim. Bakkaldan Ağustos ayının Onyedi'sini aldım.
3 Ağustos: Bir iki sene önce okuduğum Knut Hamsun'ın Pan isimli romanını yeniden okuyorum. 25. sayfaya kadar geldim. Harika bir kitap. Bugün yazmak istediğimi fark ettim. Çok, pek çok kitap okumalıyım. Henüz daha ne seçeceğime karar vermedim. Arkeolojiye çok ilgim var. Geçmiş uygarlıkları merak ediyorum. O dönemlere ait buluntular, yaşantılar, inanışlar, kültürler... Cevaplanması gereken birçok soru var. İşte bu soruları cevaplayabilmek ve insanlığa faydalı olmak için arkeolog olmak fikri hoşuma gidiyor. Öte yandan edebiyat fakültesine de girmek istiyorum. Bir de gazetecilik ile Güzel Sanatlar Akademisi de. Kararsızım... Dünyada keşfedilmemiş şeylerden birini bulmak istiyorum... Merak ettiğim ve ilgilendiğim konulardan biri de uzay ve evren.
4 Ağustos: Pan isimli romanın bir kısmını daha okudum. Romanın kahramanının düşüncelerini çok beğeniyorum. Günler çok çabuk geçiyor. Bir şeylerle meşgul olmalıyım ama neyle uğraşacağımı bilmiyorum. En iyisi kitap okumak.
8 Ağustos: Pan bitti ama onu bir kez daha okurum. Akşama doğru Maksim Gorki'nin 'Unutulmuş Hayatlar' kitabını okudum.
10 Ağustos: Vişneliğe gittim. Orada John Steinbeck'in 'Bilinmeyen Bir Tanrıya' adlı romanını okudum. Vişnelikte bir çam ağacı var. Mükemmel bir ağaç.
11 Ağustos: Rüyamda iki yıldır konuşmadığım yakın arkadaşlarımdan Tuğba K'yı gördüm. Aslında boş yere küsen ve konuşmayan benim. Onun kabahati yok. Aynı okulda okumaya devam ediyoruz ama yabancı gibiyiz.
25 Ağustos: Ablam, ben, Şebnem K okula gittik. Orada arkadaşlarla karşılaştık. 10.30'da imtihan başladı. Soruları görünce çok şaşırdım çünkü çok kolaydı. Bir saatte bitirip verdim. Sanırım 6 veya 7 alırım. Ablam ve Şebnem K çarşıya indiler. Ben de Ebru'yu çağırdım. Ela ile Filiz'i defter almak için kırtasiyeye gönderdim. Defterler çok güzeldi ama pahalıydı. 7 defter 5000 lira tutmuştu. Ablam çarşıdan geldi ve müzik dinledik. Hepimiz dans ettik ve çok eğlendik.
1 Eylül: Jülide ile okula gittik. Eve dönünce Gülcan ve Didem geldiler. Apartman girişinde sohbet ettik.
15 Eylül: Carolina Maria da Jesus adlı Brezilyalı bir yazarın 'Çöplük' adlı romanını okumaya başladım.
16 Eylül: Rüzgara Yazılanlar adlı bir film izledim. Rock Hudson oynuyor.
17 Eylül: Müzik, müzik, müzik... Hep müzik dinledim.
20 Eylül: Hey dergisini okudum ve film izledim.
23 Eylül: İlk iki ders fizikti. Yeni bir fizik hocası geldi. Matematiğe de yeni bir hoca geldi ve gelir gelmez derse başladı. İnkılap Tarihine Yıldız Hanım geliyor, buna sevindim.
24 Eylül: 7.14'te kalktım. Babamı ve ablamı uyandırdım. Kahvaltı ettik ve 7.45'te okula gittik. İlk ders turizmdi. İkinci ders kimya, üçüncü coğrafya, dördüncü İngilizce, 5-6 tarih ve 7. ders beden. 
26 Eylül: İlk ders mantıktı. Ondan sonra kimya. Kimyada ve fizikte hocanın anlattıklarını çok iyi anladım. Oysa matematikten hiçbir şey anlamadım. Çok zor ödevler de verdi. Şebnem K geldi. Matematik ödevlerini yapmaya çalıştık ama yapamadık. Safiye'ye gittik ve onun matematik defterini aldık. Orada da yoktu. Suna'ya gittik. Yasemin sorularla uğraştı. Ortaokul matematik hocamız Safigül S'na gittik ama yoktu. Biz de  lise 1 matematik hocamız Sema Ç'a gittik. Bize matematik yardımcı kitabı verdi. Yarım saat kadar orada oturduk. Eve dönünce kimya ödevimi yaptım.
3 Ekim: Şebnem K ile Şemsipaşa kütüphanesine oradan da okulun kütüphanesine gittik. İngilizce, tarih, kimya çalıştım.
4 Ekim: Ablam tiyatrodan geldi. Bana da rol varmış. Ben kabul etmiyorum o da kızıyor.
8 Ekim: Karen'e mektup gönderdim. Üsküdar Kültür Merkezi'ne gittik ablamla. Aralık'ta bir oyun var, onun provaları için. 
14 Ekim: Gary'den mektup geldi bugün.
17 Ekim: Anlayamadığım bir sıkıntı var içimde. Kendimle savaşıyorum. Neyin mücadelesi bu bilmiyorum.
21 Ekim: Annem çarşıya gitti. Ona Giuseppina'ya yazdığım mektubu verdim postalaması için.
24 Ekim: Magdelana'ya mektup yazdım.
10 Kasım: Atatürk'ün ölümünün  .. yıldönümü. Büyük ve kahraman Türk'ü okulda saygı ve sevgiyle andık.
13 Kasım: Edebiyat hocamız eleştiri yazmamızı istedi. Biri kendi öz eleştirimiz, diğeri ise onun eleştirisi. Edebiyat hocasını seviyorum: Kültürlü, akıllı, çağdaş, medeni, içten...

Sonraki sene:
27 Nisan: Maçka'da bir restoranda mezuniyet partisine gittik. Oldukça kalabalıktı. Eğlendik, dans ettik. 
28 Nisan: Kafamda birçok düşünce var ama kağıda aktaramıyorum. Anlatacak kelimeleri bulamıyorum. Dünyayı ve Türkiye'yi düşünüyorum mesela. Köklü ve şerefli geçmişi olan ülkemin dünyada sözü geçen ve önemli ve güçlü bir konumu olsun istiyorum. Amerika uygar, medeni, her bakımdan huzurlu bir ülkeymiş!!! Bence hâlâ insanların eşitliğini kabul edemiyorlar. Türkiye'de ise halkın düşünceleri ve kafası böyle devam ederse gelişemez. Kafalardaki düşünceleri değiştirmek zor.
27 Mayıs: Nurdan, Dilek, Murat, Cüneyt, Rıza, Sevim, Tuğba ve Şebnem K ile Emirgan'a gittik.
10 Haziran: Şebnem S ve ablamla Nişantaşı'na gittik. Alışveriş yaptık, dolaştık.
24 Temmuz: Uzaktan bir akrabanın düğünü için Trilye'ye gittik. Hem tarihi evleri hem deniziyle şirin bir yer.
27 Temmuz: Şebnem S ile Paşalimanı'ndaki kafeye gittik. Sultantepe'de dolaştık. 
14 Ekim: Sibel ve ablamla Taksim'de Mc Donalds'a gittik. Oradan Nişantaşı'na yürüdük. Smurf'te oturduk. Şebnem S'i bekledik biraz ama yoktu. Dünya Gençlik Merkezi'nde dolaştık. Güzel şeyler vardı.
26 Ekim: Şebnem Savaşçı ve Yavuz Aydar'ın hazırladığı Stüdyo FM şu anda başladı. Bu programı sürekli dinliyorum. Bugünü Cat Stevens'a ayırmışlar.
30 Ekim: Hep Bruce Springsteen dinledim. Gerçekten harika şarkılar. Mavi Ay başlayınca dinlemeyi bıraktım.
31 Ekim: Şu sıralar en büyük zevkim: kitap okumak, müzik dinlemek ve ingilizce çalışmak... Yaşlandığımda mutlu olmak istiyorum. Yaşadığım hayattan memnun olmalıyım ve "Gerçekten hayatı tam anlamıyla acı ve tatlı yanlarıyla yaşadım. Hata yaptım, üzüldüm, ağladım, güldüm, mutlu oldum, acı çektim, kandırıldım, iyilik yaptım, sevindim, sevdim. İnsanım ve insan gibi yaşadım." diyebilmeliyim. Eğer böyleyse ne mutlu bana. Yaşarken yaşamadığını hissetmek çok acı. Benim için öyle değil. Düşünce ve fikirlerimde oldukça özgürüm. Kimsenin etkisi altında değilim. Varlığımın bilincindeyim. Kendimi biliyorum ve hatalarımla kabul ediyor, seviyorum. Kusursuz olmaya çalışanlar boşuna vakit kaybediyorlar. Başkalarının olmamı istedikleri gibi değil, kendim istediğim gibi olurum. Kesinlikle boşlukta değilim. Bazen dengesizim davranışlarımda, bazen çılgın. Olsun. Bazen kimseyle uyuşamam, anlaşamam. Olsun. Bazen sinirliyim. Olsun. Bazen çekingenim. Olsun. Bazen acımasız, bazen iyi kalpliyim. Olsun. Kendini seven başkasını da sevendir. Kendini seven kendine güvenendir. Kendine güvenen başkalarına da güvenir. Birbirimize ihtiyacımız olduğunu anlamalıyız. En kolay şey olduğun gibi görünmektir... İnsanlar neden birbirlerini anlamaya çalışmaz, her şeye iyilikle bakmaz? Neden iyilik yapana ve temiz kalpli birine enayi derler? Neden bu kadar maddeciler? Sevgi önemli bir konu. Birçok insan sevmeyi bilmiyor. Sevdi mi karşısından da aynısını bekliyor. Sevgide en önemli şey fedakarlıktır ve beklentisiz olmak... Yazmayı seviyorum. 
1 Kasım: Ne acı. Acı olan ne mi? Fenerbahçe Ankaragücü ile berabere kalmış. Bu takım niye böyle bir türlü yenemiyor? Evet ondan şikayetçiyim. Bu demek değil ki onu bırakacağım. Asla...
3 Kasım: Kendini beğenmeyen başkasını taklit etmeye başlar. İçindeki cevheri bulamaz. Hatalarının ve iyi yönlerinin bilincindeysen ne mutlu.
6 Kasım: Kadıköy'de 'Anayurt Oteli' filmine gittim. Annem dün MFÖ'nün 'No Problem' kasetini almış. Fena değil. Bir de açık mavi v yaka bir kazak almış bana. O kazağı daha önce beğenmiştim. Sebla Özveren'in 'Sizler İçin' programını dinliyorum. Dün 30 ingilizce kelime ezberledim. Bugün de ezberlesem iyi olur.
14 Kasım: Her geçen gün fikirlerim, bakış açım ve birçok yönüm değişiyor. Gelişiyorum çünkü yeni şeyler öğreniyorum. Üniversite'de tercih edeceğim bölümler: puan sırasına göre İngiliz Filolojisi, Basın Yayın ve Arkeoloji.
15 Kasım: Fenerbahçe Altay'ı 4-0 yenmiş. Çok sevindim.
17 Kasım: Bruce Springsteen'in yeni çıkan 'Tunnel of Love' ve Pet Shop Boys'un 'Actually' kasetlerini aldım.


19 Kasım: Yaşadığım her an benim istediğim gibi mi? Gün kusursuz ama bunu ben bozabilirim. İyi geçiremeyebilirim ya da çok güzel olabilir.
21 Kasım: Fenerbahçe Beşiktaş'a 4-0 yenildi. Ne zaman istikrarı bulacak? Sevgili takımım ligde 12. ve puanı 32. Ah Fener bu günleri de mi görecektin?
26 Kasım: Sebla'ya, Onyedi ve Blue Jean dergilerine mektup gönderdim.
27 Kasım: Şebnem K geldi. Annem sevdiğim pudingten yaptı. Ablam tiyatro provasında.
28 Kasım: 'Wild Boys' bence Duran Duran'ın yaptığı en iyi şarkı. Hâlâ bıkmadan dinliyorum. Bağıra bağıra söylüyorum.
29 Kasım: Bugün seçim vardı. Seçim sonrası amcamlar geldiler. Kuzenim kaset doldurmuş getirdi. Diğer kuzenim askerde. Onu arayıp konuştuk. Gece yarısından sonraya kadar oturdum. Televizyon seçim sonuçlarını veriyordu.
30 Kasım: Seçim sonuçları belli oldu. Turgut Özal beş yıl daha başbakan. Erich Van Daniken'in bir kitabını okumaya başladım. 
1 Aralık: Kadıköy-Üsküdar dolmuşunun kapısına parmağımı sıkıştırdım. Annem bana bilezik, ayakkabı, çanta ve Pet Shop Boys'un 'Please' kasetini aldı. Grubun ilk duyduğum şarkısı 'West end Girls'. İki yıl önce BBC'de dinlemiştim. Hâlâ da en sevdiğim şarkılarıdır.


6 Aralık:  Dilek, Hikmet, Özlem, Sevim, Murat, Cüneyt, Rıza, Kamil, Tuğba, Şebnem K ve ben Nurdan'ların evinde toplandık. Arada bir bunu yapıyoruz. Güzel ve eğlenceli bir gün geçirdik. Nurdan'dan okumak için bir kitap aldım.
7 Aralık: Şebnem K son günlerde kendine bakıyor, makyaj yapıyor. Hoş görünüyor.
9 Aralık: Anne seni seviyorum hem de çok. Baba seni seviyorum hem de çok. Öylesine iyisiniz ki!
13 Aralık: Bugün ablam, Tuna ve kuzeni Berna ile Zincirlikuyu'daki Airport'a gittik. 'Hotel California', 'The Wall', 'Into the Groove', 'You give love a bad name' gibi şarkılar çaldı. Tabi ki saatlerce dans ettik.
16 Aralık: Dünyanın en zor şeyi boş oturmak...
18 Aralık: Şebnem S ile Taksim ve Beyoğlu'na gittik. Bab'da oturduk. Oradan Mecidiyeköy'e geldik.
20 Aralık: Fenerbahçe Samsunspor'u 3-1 yendi. Çok sevindim. Yenildiğinde üzülüyorum. Biraz toparlanıyor gibiler.
21 Aralık: Kasetlerim ve müzik setim sanki bir parçam. Niye sanki üniversiteyi kazanamadım ki? Şimdi biraz İngilizce çalışayım.
28 Aralık: Üniversite sınavını kazanacağım. Böyle hayatıma bir yön verebilirim.

Ve 5-6 yıl daha sürüyor bu notlar aralıklarla. 20'li yaşlarda günlükten çıkıp başka bir şeye dönüşüyor. Ufak ufak ne şiir ne de başka bir şey dediğim cümlelere.

Not: O zamanlar okumam için bana kitaplar veren ressam Burhan Uygur'u saygıyla anıyorum.

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir.   2008-2017 Creative Commons License

0 yorum :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...