25 Temmuz 2008 Cuma

Karışık Yaratıklar: Grifon, Sfenks, Kentauros

Grifon
Karışık yaratıklar M.Ö. 3. binden itibaren Mezopotamya, Suriye ve Mısır sanatlarında yer alırlar. Bu yaratıklar tanrıların insan şeklinde görülmesiyle ortaya çıkmışlardır. Yeryüzü ve gökyüzünün en güçlü hayvanlarının birleşimiyle oluşurlar. Tanrısallıklarını vurgulamak için doğaüstü bir şekilde tasvir edilmişlerdir. Grifon, sanat tarihinde görülen karışık bir hayvana verilen isimdir. Aiskhylos’un ‘Prometheus’unda ve Heredot Tarihi'nde sözü geçen bu efsanevi yaratığa Yunanca’da ‘gryps’ denilir. Grifonlar Hyberboreliler ülkesinde İskitlerin elinde bulunan kutsal altınlara bekçilik ederlerdi. Oradaki tek gözlü Arimaspes bu altınları almak için grifona saldırır. Aiskhylos ‘havlamaz, uzun gagalı, kanatlı köpek’ olarak tanımladığı grifonun Apollon’un ve diğer tanrıların takipçileri olduğunu yazar. Cteias’a göre kırmızı göğüslü, siyah kuştüylü grifonlar, Hindistan dağları üzerinde bulunan saklı hazineyi koruyorlardı. Ayrıca grifon Yunanca’da Nemesis’le birleştirilmiş ve Dionysos’un şarap çanağının muhafızı gibi görülmüştür...

Nalan Yılmaz - 19 Haziran 2005, Pazar, Hürriyet Agora
Nalan Yılmaz - 20 Ağustos 2005, Cumartesi, Hürriyet Agora

Yazının tümü için bakınız:

Nalan Yılmaz - 27 Ağustos 2008, Lebriz Sanal Dergi, Efsanevi Yaratık Grifon
Grifon ve kentauros gibi mitolojik bir yaratık olan sfenks, genellikle kadın başlı, aslan gövdeli, kartal kanatlıdır. Ancak koç başlı ve kanatsız sfenkslere de rastlanmıştır. Sfenks sözcüğü ‘sphingein’den gelir. Bağlamak, sıkmak ve boğmak anlamındadır. Bu tanımlar Yunan mitolojisindeki efsanesiyle yakınlık gösterir. Sfenks tıpkı grifon gibi Mısır, Mezopotamya, Anadolu, Suriye, Girit, Miken ve Yunan sanatlarında sık tasvir edilmiş bir yaratıktır. Sanat Tarihinde bilinen en eski sfenks Mısır’da 4. sülalenin 4. firavunu Kefren döneminde (M.Ö. 2558-2532) yapıldığı belirtilen Gize’deki büyük heykeldir. Burada batı-doğu yönünde uzanmış durumda,erkek başlı, kanatsız ve aslan gövdelidir. 70 metre uzunlukta ve 20 metre yüksekliktedir. Bu anıtsal sfenksin yüzünün firavun Kefren’e ait olduğu sanılmaktadır. Bedeninin aslan olması firavunun gücünü sembolize eder. Heykel Gize platosundan doğal tek bir blok kireçtaşından yontularak yapılmıştır. Ayaklarının altında alabastar mermerden inşa edilmiş bir tapınak bulunur. 

Sfenks kralın piramidinin yanındadır ve tüm vadiyle, tapınağın süsüdür. Mezarların bekçisi konumundadır. Doğuya doğru bakan sfenksin başı düz bir başlık ile örtülüdür. Pençelerinin arasında bir hikayenin anlatıldığı bir stel vardır. Bu hikayeye göre 4.Thutmosis kafasına kadar kumlarla örtülü sfenksin üzerinde uyur. Rüyasında sfenks onunla konuşur. Sfenks kendisini bu kumlardan kurtarırsa Thutmosis’in Mısır’ın kralı olacağına dair söz verir. Yapıldığından bu yana defalarca çöl kumları altına gömülen sfenks 18. sülale devrinde, hikayede adı geçen 4. Thutmosis tarafından temizlettirildi. Sfenks sonraki dönemlerde önemsiz tamiratlar geçirdi. En son 1998’de Mısırlılar tarafından 10 yıl süren bir restorasyon yapıldı. Zemine kireçtaşı blokları ilave edildi.    

Nalan Yılmaz - 23 Temmuz 2005, Cumartesi, Hürriyet Agora
Nalan Yılmaz - 31 Temmuz 2005, Pazar, Hürriyet Agora 

 Yazının tümü için bakınız: 

Nalan Yılmaz - 7 Ekim 2008, Lebriz Sanal Dergi, Tapınakların ve Mezarların Muhafızı Sfenks
Belden yukarısı insan, aşağı kısmı ve bacakları at olan yaratıklar kentauros olarak adlandırılır. İlk olarak Babil sınır taşları üzerinde görülürler. Kassiti’de ve Orta Asur döneminde mühürler üzerinde de yer aldıkları bilinir. Bazen kuyruğu aslan gibidir. İnsan kısmı genellikle bir sopa veya benzeri bir şeyle silahlandırılmış olarak diğer hayvanları avlarken gösterilirler. Ortaya çıkışı diğer karışık hayvanlar gibi Doğu kökenli olsa da daha çok Yunan’da benimsenmiştir. Dağlarda, ormanlarda yaşayan bu at adamlar çiğ et yerler. Çoğunlukla yabanıl ve azgındırlar. Kentaurların ortaya çıktığı yer Mezopotamya’dır. İlk olarak Babil sınır taşları üzerinde görülürler. Kassiti’de ve Orta Asur döneminde mühürler üzerinde de yer aldıkları bilinir. Bazen kuyruğu aslan gibidir. İnsan kısmı genellikle bir sopa veya benzeri bir şeyle silahlandırılmış olarak diğer hayvanları avlarken gösterilirler. Orta Asur döneminden bir silindir mühür üzerindeki kentaur bir antilopu yakalarken tasvir edilmiştir. Burada Kentaur figürü kanatlı ve sakallıdır. Başında konik bir şapka ve elinde bir silah vardır. Asur sanatında üst kısmı erkek, belden aşağısı aslan olan aslan-kentauros’a da rastlanır. Bu figür genellikle boynuzlu tanrılık kasketi giyer. Yaratığın ismi Urmahlulluy’dur. Bir silindir mühür üzerinde demon Mukilresule-muttiyle çarpışırken görülür. Ninive’den Asurbanipal’in sarayının bir odasında yer alan anıtsal kabartmada da aslan-kentauros kötü güçleri korkutur. 

Girit ve Miken sanat eserleri üzerinde de kentauros figürleri vardır. Girit’ten Arqiue Heraum’da bulunan bir mücevher taşı üzerinde iki kentauros karşılıklı dururlar. Kentauros’un primitif örneklerinden sayılabilecek bu tasvirler Girit’ten bir mühür üzerinde de yer alırlar. Burada kentauros mitolojik bir sahne içinde değildir. Girit ve Miken mücevherleri üzerinde görülen diğer karışık yaratıkların bir çeşididir ve dekoratif özellik gösterir.. 

Nalan Yılmaz - 03 Temmuz 2005, Pazar, Hürriyet Agora 

Yazının tümü için bakınız: 

Nalan Yılmaz -13 Kasım 2008, Lebriz Sanal Dergi, Antik Yunan’da Kentaurlar

*****Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir. Nalan Yılmaz adıyla tüm yazılar 'Creative Commons Attribution Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License' altında tescillidir.   2008-2017 Creative Commons License

0 yorum :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...